İnsanın Trajedisi - 1

Süzlärneñ gomumi sanı 3600
Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2009
29.6 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
41.9 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
49.9 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
İNSANIN TRAJEDİSİ
Macarca aslından çeviren:
Gün BENDERLİ - György HAZAİ
:::::::::::::::::
Kültür Bakanlığı, 55'inci hükümet döneminde en büyük atılımlarından
birini de ÇEVİRİ kitaplar konusunda yapmıştır. Bir
yandan, daha önce çeşitli kurumlar tarafından yayımlanan kitapların
yeniden ve gözden geçirilmiş basımları sürerken, diğer
yandan Türkçeye yeni çeviriler kazandırılmıştır.
Bu, çok zengin bir ulusal birikime sahip yazılı ve sözlü
edebiyatımız ile evrensel kültürün kesişme noktalarının daha
belirgin olarak ortaya çıkmasına katkıda bulunmuştur.
Çeviri eserler, edebiyat tarihinin temel taşlarını oluşturan
ve çoğu baskıları tükenen kitapları yeniden okurla buluştururken,
çağdaş dünya edebiyatının önde gelen temsilcilerinin de
tanıtılmasına araç olmuştur.
Macar yazar Imre Madach'ın İnsanın Trajedisi adlı tiyatro
eseri de bu tür çalışmalardan yalnızca bir tanesidir.
Eseri Türkçeye kazandıran Gün Benderli ve Györg Hazai
ile emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum.
M.İstemihan TALAY
Kültür Bakanı
:::::::::::::::::
ÖNSÖZ
Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı olarak kurulan Tercüme Kurulu,
dünya klasiklerinin büyük bir bölümünü dilimize (ve kültürümüze)
kazandırmıştı. Daha sonra Kültür Bakanlığı'na bağlanan
bu kurul, yabancı edebi ve bilimsel eserlerin dilimize çevrilmesi
ve yayımlanması yolundaki çalışmaları sürdürmüştür.
Doğu ve özellikle Batı dillerinden yapılan çevirilerin ulusal kültürümüze
değerli bir katkı sağladığı bir gerçektir.
Bu çeviri çalışmaları arasında Macar edebiyatı da göz ardı
edilmemiştir. O açıdan Macar yazımının klasik değer taşıyan
belli başlı eserleri de Türkçeye aktarılmıştır. Örneğin Geza
Gardonyi, Ferenc Herczeg, Mör Jökai, Kelemen Mikes, Ferenc
Möra, Zsigmond Möricz, Dezsö Szabö gibi Macar yazarlarının
eserleri dilimize kazandırılmıştır. Edebi eserlerin yanında bilimsel
yayınlar da değerlendirilmiştir. Örnek olarak Lajos Ligeti,
Gyula Nemeth, Sandor Takats gibi bilim adamlarının eserleri de
Türkçeye çevrilmiştir.
Bu alanda özel yayın evlerinin değerli katkılar yaptıklarını
da saklamayalım. Örneğin Lajos Zilahy'nin Öldüren Bahar ve
İki Esir adlı romanlarının çevirileri özel yayın evlerinin kitapları
arasında çıkmıştır.
Sandor Marai, Jözsef Nyirö, Aron Tamasi gibi Çağdaş Macar
yazarları da Türkçeye çevrilmeye değer eserler vermişlerdir.
Bugüne değin yapılan çeviriler arasında büyük Macar yazarı
Imre Madach'ın Az ember tragediaja (İnsanın Trajedisi)
adlı oyununun yer almadığını görüyoruz. Bütün Kültür dillerine
tercüme edilmiş olan bu eserin Türkçeye Çevrilmemesi, eserin
edebi türünden kökenlenmiştir, sanırım. Imre Madach'ın eseri
lirik dram türünde manzum olarak yazılmış bir oyundur. O
bakımdan tercümesinin kolay olmadığı daha ilk bakışta göze
çarpmaktadır. Eserde Macar yazın çevrelerinde bile sık sık
tartışmalara yol açan birtakım dizelere rastlanmaktadır.
Bu açıdan Gün Benderli ile György Hazai'nin, Imre
Madach'ın oyununu Türkçeye çevirirken birçok ağır sorunla
karşılaştıkları kolaylıkla düşünülebilir. Gün Benderli adıyla çevirmen
olarak ilk kez karşılaştığımı açıklayabilirim. Ancak
György Hazai eski ve değerli bir çalışma arkadaşımdır. Türkoloji
alanında birçok esere imza atmış bulunan bir bilim eri olarak
Prof. Hazai'nin bu çeviride büyük bir özen ve titizlik gösterdiği
göze çarpıyor.
Macarca aslına uygun olarak gerçekleştirilen çeviri ana çizgileriyle
yaşayan Türkçeye dayanmaktadır. Başka bir deyişle,
çeviride eski sözlere yer verilmemis, dilimizin kazandığı yeni
karşılıklar kullanılmıştır. Ama bu yolda aşırılıklara gidilmemiştir.
Bu çeviri yaşayan Türkçenin Imre Madach gibi seçkin bir
yazarın dilini kolaylıkla karşılayabilecek bir düzeye geldiğini
göstermesi yönünden sevindiricidir.
Imre Madach'ın İnsanın Trajedisi oyununun Türkçeye kazandırılması
yoluyla çeviri yazınımız alanındaki bir boşluk doldurulmuştur.
Hasan Eren
:::::::::::::::::
BİRİNCİ SAHNE
(Gökler. Şanına layık bir saygıyla çevrili Rab tahtında
oturuyor. Dizlerinin dibinde melekler. Dört başmelek tahtın
yanında duruyor. Pırıl pırıl aydınlık.)
MELEKLERİN KOROSU
Arştaki Tanrımıza şan olsun,
Yeryüzü ve yüce gökler ona övgüler düzsün,
O ki tek sözüyle cümle alemi yarattı,
Ve son, gene O'nun tek bir nazarına bağlı.
O kudrettir, hikmettir ve hazların tümüdür,
Hissemiz sadece üstümüze düşen gölgesidir,
Tapıyoruz O'na, şavkından pay almamıza
İzin vermekle gösterdiği sonsuz merhametten ötürü.
Tecessüm etti ebedi büyük mefkure,
İşte tamamlandı artık yaradılış,
Ve Rab nefes alma iznini verdiği her şeyden
Hak ettiği şükranı bekliyor kutsal tahtında.
RAB
Büyük eser bitti, tamam.
Dönüyor makina, dinleniyor yaratan.
Döner gayrı milyonlarca yıl mihverinde,
Ta ki çarkının bir dişlisi yenileme gerektirmeye.
Haydi kalkın dünyalarımın sıyanet melekleri kalkın,
Koyulun sonsuz yörüngelerinize.
Hazla bakayım sizlere bir kere daha,
Ayaklarımın altından kayıp geçerken.
(Yıldızların koruyucu ruhları çeşitli boyda, renkte, tek ya da
çift yıldız kürelerini, kuyruklu yıldızları, nebülözleri yuvarlayarak
hızla tahtın önünden geçerler. Uzay katlarının ilahi müziği
hafifçe duyulur.)
MELEKLERİN KOROSU
Şu gelen alev-küre ne kadar da kibirli
Kendi ışığıyla nasıl da kurumlu,
Oysa tam da kendisinin bir grup gösterişsiz
Yıldızın hizmetinde olduğundan bile habersiz.-
Yanıp sönüyor şu ufacık yıldız,
Gören sönük bir lamba sanır,
Halbuki milyonlarca yaratığın
Uçsuz bucaksız dünyasıdır.-
İki küre arasında kavga:
İç içe mi düşmeli, iki yana mı kaçmalı,
Ve bu kavga harikulade bir frendir,
Yörüngesinde yoluna devam ettirendir.-
Beriki gürlüyor, gümbürdüyor,
Dehşetle bakıyorsun uzaktan:
Oysa sinesinde milyonlarca yaratık
Mutluluğa ve huzura kavuşuyor.-
Ne denli mütevazı şurada duran - geleceğin
Sevda yıldızı,
Müşfik el onu korusun,
İnsanoğlunun tesellisi olsun.-
Orada: doğacak dünyalar,
Burada: Tabutu göçenlerin:
Kendini beğenene ihtardır,
Umudunu yitirene ise gayret.-
İntizamı bozaraktan geliyor o yandan
Dehşetli manzarasıyla kuyruklu yıldız:
Ve işte dinleyip Tanrının buyruğunu,
Düzen oluyor yolunun çarpıklığı.-
Gel sen, sevgili genç ruh gel,
Kah yasa kah ışıktan kaftana bürünen
Kah yeşil kah beyaz giysilerini giyen
Değişken dünya kürenle gel.
Yüce gökler razı olsun senden!
Yılmadan ilerle;
Senin küçük çevrende büyük fikirler
Çatışacak birbiriyle.
Ve her ne kadar güzel ve çirkin, tebessüm ve göz yaşı
İlk yaz ve kış gibi çevirecekse de seni,
Işığıyla gölgesiyle hepsi:
Sevinci ve gazabı olacaktır Tanrının.-
(Yıldızların koruyucu ruhları çekilip giderler.)
BAŞMELEK CEBRAİL
Sen ki sonsuz uzayı ölçtün,
Maddeyi yarataraktan içine,
Büyüklüğü ve uzaklığı
Tek bir sözün üstüne oluşturdu madde:
Şan olsun sana, Mefkure!
(Yerlere kapanır.)
BAŞMELEK MİKAİL
Sen ki ebedi değişeni
Ve değişmeyeni birleştirdin,
Yataraktan sonsuzu ve zamanı,
Ve de fertleri, nesilleri:
Şan olsun sana, Kudret!
(Yerlere kapanır.)
BAŞMELEK REFAİL
Sen ki bahtiyarlık yayıyorsun
Şuur kazandırırak vücuda,
Hikmetinden pay vererek
Cümle aleme:
Şan olsun sana iyilik!
(Yerlere kapanır.)
(Ara)
RAB
Ya sen İblis, susuyorsun, pek mağrur duruyorsun,
Söz mü bulamıyorsun beni övmek için,
Yoksa yarattıklarımı mı beğenmedin?
İBLİS
Beğenecek nesi var? Birkaç madde
Ayrı ayrı nitelikler yüklenmiş,
Hem de bu niteliklerin -beyanat vermediklerinden peşinen-
Onların özlerinde olduğundan haberin bile yoktu her halde,
Yok eğer vardı ise, değiştirecek gücün yok;
Yoğrulmuşlar karmakarışık, birkaç küreye,
Birbirlerini çekiyor, itiyor, kovalıyorlar şimdi,
Bilinç oluyor birkaç haşerede,
Her şey dolana, her şey soğuyana
Ve tarafsız cüruf kalıncaya baksaydı
Yapıverirdi bunu kimya mutfağında.-
Ve sen, büyük mutfağına koymuşsun insanını,
Göz yumuyorsun ustalık taslamasına,
Uyduruk şeyler yapıp kendini Tanrı sanmasına.
Eğer bozarsa, berbat ederse pişirdiğini,
Gazaba geleceksin, iş işten geçmiş olacak lakin.
Zaten ne beklenir bir amatörden?-
Sonra anlamı ne bütün bu yaradılışın?
Kendi methiyen için bir manzume yazıp
Bir bozuk makinaya yerleştirmişsin,
Bıkıp usanmıyorsun
Aynı nağmenin biteviye tekrarından.
Yakışır mı senin gibi bir ihtiyara
Böylesine çocuksu bu oyun?
Çamurdan yoğrulmuş bir küçük kıvılcım
Taklit edince Rabbini, yoz şekli olur ancak sureti değil;
Kader, özgürlük kovalar birbirini,
Ama eksik kalır uyumu sağlayan us.-
RAB
Önümde secdeye gelinir ancak, tenkit etmek kimin haddine.
İBLİS
Ben özüm neyse onu yapabilirim ancak.
(Melekleri göstererek)
Bu sefil sürü yeterince övgü düzüyor sana,
Onlara yarasan da seni övmeleri zaten.
Sensin onları doğuran, ışığın gölgeyi doğurduğu gibi,
Ama ben, yaşıyorum ezelden beri.
RAB
Edepsiz! Madde değil mi doğuran seni,
Nerdeydi cismin, kudretin önceleri?
İBLİS
Bunu ben de sorabilirim senden.
RAB
Ben, sonsuzdan beri tasarlıyorum,
Ve şimdi oluşanlar yaşıyordu içimde.
İBLİS
Peki ya ülkülerinin arasındaki boşluğu
Hani şu her varlığın engeli olmuş olan,
Ve seni yaratmaya zorlayan boşluğu hissetmiyor musun?
İblistir o engelin adı,-
İnkarın en eski ruhu.-
Bana galip geldin, çünkü kaderim
Savaşlarımda durmadan yenilmektir,
Ama yepyeni bir kuvvetle tekrar dikilmektir.
Sen maddeyi doğurdun, ben mekanı kazandım,
Hayatın yanıbaşında duruyor ölüm,
Mutluluğun yanında çaresizlik,
Işıkla gölge, kuşkuyla umut.-
Görüyorsun, sen nerde isen ben de ordayım, yani her yerde,
Seni böylesine tanıyan ben, nasıl yüz sürerim önünde?
RAB
Defol muhalif ruh! Çekil önümden,
Yok edebilirim seni, ama yapmıyorum,
Her türlü ruh ilişkisinden yoksun
Yabancı ve menfur, cüruf içinde dövüş dur!
Ve katı yalnızlığının azabı içinde,
Seni şu düşünce kahretsin aralıksız:
Boşuna sarsıyorsun seni toprağa bağlayan zincirlerini
Rabba karşı giriştiğin kavga beyhude.
İBLİS
Yoo, beni kendinde öyle kolayca itemezsin,
Lüzumsuzlaşan bayağı bir araç gibi.-
Birlikte yarattık: İsterim
Payıma düşeni.
RAB
(Alaylı) Olsun istediğin, peki.
Bak yer yüzüne, Adem'in ağaçları arasında
Tam ortada duran şu iki ince uzun ağacı
Lanetliyorum; şimdi senin olsun.
İBLİS
Pek hasis davranıyorsun, çok kudretli olduğundan zahir -
Bana bir karış toprak da yeter.
İnkar, ayak bastığı yerde
Dünyanı alt üst eder.
(Yürümeye başlar.)
MELEKLERİN KOROSU
Defol Tanrının huzurundan, mel'un,
Yasa koyan Rabba şan olsun.-
:::::::::::::::::
İKİNCİ SAHNE
(Cennet. Tam ortada bilgi ağacı ve ebedi hayat ağacı.
Adem ve Havva geliyorlar. Çeşitli hayvanlar güvenle ve uysalca
onları çevreliyor. Göklerin açık kapısından Gloria'nın ışıkları geliyor.
Derinden meleklerin korosu duyulur. Her yer apaydınlık,
pırıl pırıl.)
HAVVA
Oh, yaşamak, yaşamak: ne tatlı, ne güzel!
ADEM
Ve hakim olmak her şeye.
HAVVA
Hissetmek bize gösterilen ihtimamı,
Ve bütün bu hazlar için, bunları
Bize verene şükretmek sadece bize düşen.
ADEM
Bakıyorum bağımlılık, senin hayat felsefen.-
Susadım Havva, bak şu meyve
- Ne kadar baştan çıkarırcasına bakıyor bize.
HAVVA
Koparayım bir tane
RABBIN SESİ
Dur, dur! Bütün yeryüzünü veriyorum sana
Adem, yalnız bu iki ağaca dokunma.
Başka ruhtur onların cazip meyvelerini koruyan,
Ölümle ölecektir onları tadan.
Bak, şurada kızarıyor bir üzüm salkımı,
Beride rahatlık sunuyor tatlı bir gölge
Parlak güneşin boğucu sıcağında.
ADEM
Garip bir emir, ama ciddiye benziyor.
HAVVA
Bu iki ağaç neden daha güzel ötekilerden; ya da niçin
Tam da bunlar yasak?
ADEM
Ya gök neden mavi,
Koruluk neden yeşil, -öyle de ondan.
Söz dinleyelim Havva, gel ardımdan.
(Bir çardak altına otururlar.)
HAVVA
Daya başını göğsüme, yelpazeleyim seni.
Şiddetli bir rüzgar eser; İblis, yapraklar arasından ortaya
çıkar.
ADEM
Aman Havva, ne oluyor? Benzerini duymadım daha.
Bir düşman yabancı kuvvet
Baskın verdi üstümüze adeta.
HAVVA
Titriyorum.
Göklerin çınlayışı da kesildi.
ADEM
Başım göğsündeyken, sanki hala çınlayışı duyuyorum.
HAVVA
Ben gene, eğer orada yukarda kutsal nur gölgelenirse
Onu burada, aşağıda, gözlerinde buluyorum Adem.
Senin dışında başka nerde bulabilirim ki,
Zaten beni, senin büyük hasretin vücuda getirmedi mi,
Işık selinde şahane güneşin-
Kainatta tek başına kalmamak için-
Suyun yüzüne kendi resmini çıkartıp
Onunla oynaşarak arkadaş bulduğuna sevinmesi gibi,
Ve de onun, salt kendi ateşinin sevinmesi gibi,
Kendisiyle birlikte yokluğa karışacağını
Alçak gönüllülükle unutaraktan.
ADEM
Böyle konuşma Havva. Utandırma beni.
Ses nedir, onu anlayan olmazsa eğer?
Işın nedir, eğer renk yakalamazsa onu?
Ya ben ne olurdum, eğer varlığım
Bir yankı gibi, çiçek misali sende, özümü sevebileceğim
Daha güzel bir varlığa kavuşmasaydı?-
İBLİS
Bu çocuksu gevezelikleri ne diye dinliyorum?-
Döneyim derhal, aksi takdirde
Soğuk ve hesaplı us'un
Bu çocukça sevinci kıskanması ayıbına uğrayacağım.
Yakınlarda bir dalda bir kuş cıvıldamaya başlar.
HAVVA
Dinle Adem, ah söyle, anlıyor musun
Şu küçük maskaranın sevda şarkısını?
ADEM
Irmağın uğultusunu duyuyorum ben,
Aynı şarkıyı söylüyor gibi geliyor bana.
HAVVA
Ne harikulade bir ahenk bu sevgilim,
Çok sesli ve tek anlamlı bu sözler.
İBLİS
Ne diye gecikiyorum bu kadar? Haydi iş başına.
Ahdettim mahvolacaklarına, mahvolacaklar.
Lakin gene de kuşku kemiriyor içimi,
Bilgi ve hırsın cazip silahıyla
Boşuna savaşmıyor muyum onlara karşı acaba,
Zira aralarında onların, yüreklerini bezginlikten koruyan
Ve düşmek üzere olanı tutup kaldıran
Bir sığınak: yani duygu var.
Bu kadar tereddüde değmez. Meramın elinden bir şey kurtulmaz.
(Rüzgar yeniden şiddetle eser. İblis, korku içindeki çiftin
önüne çıkıverir. Gloria kararır. İblis kahkahalarla güler.)
Neden şaşkına döndünüz?
(Koşmaya başlayan Havva'ya hitaben)
Ah güzel kadın, dur!
İzin ver bir dakika, hayran olayım sana.
(Havva durur, yavaş yavaş cesaretlenir.)
İBLİS
(Başını yan tarafa çevirerek)
Milyonlarca defa yinelenecek bu örnek.
(Eski haline dönerek)
Ne o Adem, korkuyor musun yoksa?
ADEM
Sen de mi, sefil?
İBLİS
(Başını yan tarafa çevirerek)
Bu da iyi ced doğrusu, mağrur erkek soyuna!
(Eski haline dönerek)
Ruh - kardeş, Merhaba!
ADEM
Söylesene, kimsin?
Aşağıdan mı geliyorsun, yoksa yukardan mı?
İBLİS
Nasıl hoşuna giderse, bu fark etmez bizde.
ADEM
Bizden başka insan olduğunu bilmiyordum.
İBLİS
Ohoo! Daha neler var bilmediğin.
Bilmeyeceksin de. Yoksa Allah Babanın
Dünyayı seninle bölüşmek için mi
Topraktan yarattığını sanıyordun seni?
Sen onu öveceksin, o seni besleyecek,
Bunu al, şundan kork, diyecek,
Koruyacak ve yönetecek, koyunu olduğu gibi;
İhtiyacın bile kalmayacak idrak etmeye.
ADEM
İdrak etmeye mi? -İdrak etmiyor muyum yani:
Hissetmiyor muyum güneş ışınlarının nimetini,
Varlığın tatlı sevincini,
Ve beni yeryüzünün tanrısı yapan
Rabbimin kerametini?
İBLİS
Aynı şeyleri söylüyordur herhal,
Senin yemek istediğin meyveyi kemiren şu küçük kurt
Ya da küçücük kuşu kapan kartal.
O halde nedir seni daha soylu yapan?
Benliğinde hafiften ışıyan bir kıvılcımdır o,
Sonsuz bir kuvvetin kıpırdayışı;
Bir derenin, bir anlık pırıldayıp sönen
Ve ortak yatağının kül rengi derinliğine dökülen
Kimi köpükleri gibi.-
Evet, var belki bir tek şey, o da
Bilinçsiz sinendeki donuk düşünce,
Odur seni kemale erdirecek,
Kendi gücüne güvenerek iyiyi kötüyü seçtirecek
Ve kendi ellerine aldırıp yazgını,
Seni hamiden kurtaracak olan.
Ama kim bilir, belki de senin için daha iyidir.
Gübre böceği misali, küçük kalıbının yumuşak kucağında
Yaşamak ve bilgiye kavuşmadan tükenmek ömrünle birlikte.-
İmanımızda tevekkül büyük rahatlık verir,
Soylu iştir kendi ayaklarımıza basmak, lakin çetindir.-
ADEM
Büyük laflar ediyorsun, sersemliyorum.
HAVVA
Beni coşturuyor, güzel, yeni şeyler söylüyorsun -
İBLİS
Ne ki harikulade eserlerde tecessüm etmek için
Bilgi bile yetmez,
Ölümsüzlük de gerek.
Bir karışlık var oluş neye muktedirdir ki?
Şu iki ağaçtır gizleyen bu nitelikleri.
Ve işte bunları yasakladı yaradan.
Tanrı gibi, bileceksin her şeyi bundan tadarsan eğer,
Ebediyen genç kalacaksın, şundan tadarsan.
HAVVA
Bizi yaratan zalimmiş meğer!
ADEM
Ya aldatıyorsan?
(Gloria biraz aydınlanır.)
GÖKLERİN KOROSU
Vay dünya, vay başına gelen,
Ezeli inkar ayartıyor seni.
RABBİN SESİ
Dikkat et, insan!
ADEM
Bu ses nereden çıktı yine?
İBLİS
Rüzgar sallıyor dalları
Siz, unsurlar,
Yardım edin,
Kazanayım size
İnsanı.-
(Rüzgar şiddetle eser, Gloria kararır.)
Bu iki ağaç benim.
ADEM
O halde sen kimsin?
Görünüşün aynen bizimki gibi.
İBLİS
Bak, bulutlar arasında dolaşan şu kartala,
Bir de toprağı oyan şu köstebeğe
İkisinin de ufku başka başka.
Senin ufkunun dışındadır ruhlar alemi,
Ve senin için insandır, en üstün olan.
İtin de ittir başlıca ideali,
Lütuftur arkadaşlığını kabul etmesi.
Ve nasıl sen, onu küçük görüyorsan,
Ve duruyorsan tepesinde onun, alın yazısıymışsın gibi,
Hayır ya da şer yağdıraraktan ona Tanrı misali,
Bizler de, ruhlar dünyasının mağrur sakinleri
Size tam öyle tepeden bakıyoruz.
ADEM
Yani onlardan biri misin?
İBLİS
Evet. Hem de güçlülerin en güçlüsü,
Rabbin tahtının yanıbaşında duranım,
En yüce şanından hisse alanım.
ADEM
Madem öyle, neden ışıklı göklerde kalmadın da
Bu fani dünyaya aramıza geldin?
iBLİS
Usandım orada hep ikinci olmaktan,
Tekdüze, düzenli hayattan,
Durmadan övgü düzen, kötü bir şey bulmayan
Ham çocuk sesli gökler korosundan.
Yeni kuvvet doğuran, yeni dünyalar veren
Mücadeleyi, uyumsuzluğu arzuluyorum.
Öyle bir dünya ki orada ruh, başlı başına büyük olabilir,
Ve cesareti olan, benimle oraya gelebilir.
ADEM
Cezalandıracağını söyledi Tanrı,
Çizdiği yoldan başkasını seçersek.
HAVVA
Neden cezalandırsın? - Şimdi yürüdüğümüz
Çizili yolu, öyle istiyorsa eğer,
Günahkar arzuların başka yöne çekemeyeceği
Biçimde yapmıştır nasılsa.
Yoksa niçin derin bir girdabın önüne getirsin,
Başımızı döndürüp cehennem azabına mahkum etsin.-
Yok, eğer günah da varsa planında,
Güneşli günler arasında fırtına gibi,
Neden daha günahkar olsun fırtına, güneşli günden,
Gürültü ettiği için mi, diğeri yaşatıp ısıtırken?
İBLİS
Tamam. İlk filozof çıktı ortaya !-
Çok kişi gelecek peşinden güzel kardeşim
Milyonlarca yoldan tartışarak yeniden bunu -
Aralarından çoğu boylayacak tımarhaneyi,
Çoğu duraksayacak; bir tanesi bile erişemeyecek menziline.
Haydi vazgeçin bilgiçlik taslamaktan,
Her bir eşyanın o kadar çok rengi vardır ki,
Bunların hepsini gözlemlemeye kalkan biri
İlk anda bildiğinden çok daha azını bilir,
Ve vakti kalmaz bir karara varmaya.
Eylemin ölümüdür ukalalık.-
HAVVA
Ne olursa olsun, koparacağım bir meyve.
ADEM
Lanetledi Rab.
(İblis kahkaha atar.)
Peki, kopar.
Ne gelecekse gelsin başımıza.
Bilge olalım biz de, Tanrı gibi.
(Bilgi elmasını önce Havva, sonra Adem tadar.)
HAVVA
Ve üstelik
Ebediyen genç.-
İBLİS
Gelin, buraya gelin.
Bu da ağacı ölümsüzlüğün.-
Haydi çabuk olun!
(Ademle Havvayı öteki ağaca doğru sürükler. Elinde alev
saçan bir kılıçla bir melek, yollarını keser.)
MELEK
Çekilin ordan, günahkarlar!
RABBİN SESİ
Adem, Adem! Terk ettin beni.
Ben de terk ediyorum seni, değerin ne bakalım tek başına kalınca
HAVVA
Eyvah, mahvolduk!
İBLİS
Ne o, yıldınız mı?
ADEM
Asla!
Uyanışımın ürperişidir bu yalnızca.-
Haydi hanım, gidelim, nereye olursa olsun, tek gidelim buradan
Burası artık ıssız ve yabancı.
GÖKLERİN KOROSU
Eyvah, dökülsün kardeş göz yaşları,
Yeryüzü mahvoldu - galip geliyor yalan!-
(Cennetin dışında palmiye ağaçlarıyla dolu bir yer. Adem,
tahtadan yapılmış kaba saba bir kulübenin etrafına çit çekmek
için yere kazıklar çakıyor. Havva bir çardak kurmakla meşgul.
İblis kenarda duruyor.)
ADEM
Bu, benim. Koskocaman dünya yerine
Burası olacak benim evim. Malik olacağım ona,
Muzır hayvanlardan koruyacağım,
Ve bana ürün vermeye zorlayacağım.
HAVVA
Ben de bir çardak yapıyorum, hem de tıpatıp
Önceki gibi; böylece yine aramıza gelecek
Yitirdiğimiz cennet.
İBLİS
Ooo, bir bilseniz, ne büyük
Sözler söylediniz. Aile ve mülkiyet
Olacaktır çifte motoru dünyanın,
Ve bunlardan doğacaktır her türlü haz ve azap.
Ve durmaksızın büyüyecek bu iki ülkü,
Vatan ve sanayi olana kadar,
Yaratan her yüceyi ve soyluyu,
Ve yiyip yutan kendi öz çocuğunu.
ADEM
Muamma gibi konuşuyorsun. Bilgi
Vaadettin; vazgeçtim iç gününün hazzından,
Kavga pahasına da olsa, yücelmek için.
Sonuç ne oldu ki?
İBLİS
Hissetmiyor musun hala?
ADEM
Hissediyorum ki, Tanrı terk edince beni,
İterek yalnızlığa bomboş ellerimle;
Ben de terk ettim onu. Tanrısı oldum
Kendi kendimin; ve elde ettiklerimi
Layıkıyla hak ediyorum. Gücüm ve iftiharımdır bu benim.
İBLİS
(Başını yan tarafa çevirerek)
Şimdi umursamıyorsun gökleri, kendini beğenmiş kukla,
Göreceğiz halini, şimşekler çaktığında.
HAVVA
İftihar ettiğim tek şey var benim,
Anası ben olacağım dünyanın.
İBLİS
(Başını yan tarafa çevirerek)
Kadının gönlünde yaşayan büyük ideal ise
Ebedileştirmek korkunç sefaleti.
ADEM
Ne borçluyum ona? Salt varlığımı mı?
Yükünü taşımaya değecekse eğer varlığım,
Ancak kendi zahmetimin meyvesi olacaktır.
Bir yüdum suyun verdiği hazzı
Susuzluktan yanarak hak etmiyor muyum;
Bir busenin duyurduğu zevkin pahası-
Ardından gelen - halsizlik değil mi?
Madem minnetin bütün bağları
Düştü üstümden, özgürüm madem
Alın yazımı yazıp bozmakta,
El yordamıyla planlamakta-
Buna yardımın bile gerekmezdi belki de,
Becerebilirdim, kendi gücümle de.
Kurtarmadın beni sen
Vücudumu toprağa bağlayan ağır kelepçeden.
Gerçi bilmiyorum adını, lakin hissediyorum
Mağrur ruhumu sınırlayanı,
Belki kıldan da ince - öyle ise, daha da utandırıcı-,
Bak, sıçramak geliyor içimden, ama geri düşüyor vücudum,
Uzakların sırlarını çözmek istesem
Gözüm görmez, kulağım duymaz oluyor;
Hayal gücüm yukarı katlara doğru çekse de beni,
Açlık mecbur ediyor, alçaltaraktan,
Çiğnenmiş maddeye yeniden inmeye.
İBLİS
Bu bağ, daha güçlü benden.
ADEM
O halde sen, güçsüz bir ruhsun demek,
Bu görünmeyen örümcek ağı, bu hiç,
Yüz binlerce yaratığın farkına bile varmayıp,
Bağları arasında kendini özgür sanıp
Fink attığı ve ancak birkaç imtiyazlı
Yüksek ruhun varlığını hissettiği bu hiç, sana kafa tutuyor.
İBLİS
Sadece odur bana kafa tutabilen,
Çünkü ruhtur o da benim gibi. Yoksa sen
Sessiz ve gizli çalıştığından ötürü
Güçsüz mü sandıydın onu? Asla! Loşlukta durur
Bu dünyayı sarsan ve yaratan;
Zira başı döner görenin, onun manzarasından.
İnsanın yaptığıdır ancak parlayıp çığırtan.
Sınırı ise, bir karış varlıktır onun.
ADEM
Bırak öyleyse göreyim bu işleyişi
-Yalnızca bir lahza, bilirsin kuvvetliyim -
Tesir edebilir bana; ben kendi kendimde
Ayrılmış ve bütün olarak varım.
İBLİS
Varım saçma lakırdı. Var idin ve var olacaksın,
Ebedi oluş ve yok oluştur her bir hayat.
Peki, haydi bak etrafına ve ruh-gözlerle gör.-
ADEM
(Söyledikleri birbiri ardına görülmeye başlar.)
Durmadan yükseklere doğru tırmanıp,
Etrafımda kaynaşarak yayılan,
Kimi defa iki yana ayrılıp kutuplara kadar
Fırtına gibi koşan bu akım ne?
İBLİS
Isıdır o.
Buzlar dünyasına hayatı götüren ısı.
ADEM
Ya yanımdan gürültüyle geçen bu iki alev-ırmak,
Akıntısına kapılacağımdan korktuğum,
Ama buna rağmen, yaşatan etkisini duyduğum
Bu iki alev-ırmak neyin nesi? Sersemletiyor beni.-
iBLiS
Manyetizma.
ADEM
Yer sarsılıyor ayaklarımın altında.
Şimdiye kadar sağlam ve şekilsiz sandıklarım
Kaynayan madde oldu, karşı koymak kabil değil,
Şekil almak istiyor, kavga veriyor
Canlanmak için. Şuraları boydan boya buz,
Buraları tüm tomurcuk. Ah, bu hengame içinde
Ne hale gelecek kapalı alemi benliğimin,
Ya vücudum, büyük tasavvurlarım ve ihtiraslarımda
Sağlam bir araç sanıp o kadar gafilcesine güvendiğim
Sen vücudum, ne hale geleceksin?
Sen, bana hem zevk hem dert
Veren şımarık çocuk.
Sadece bir avuç toprak mı olacaksın,
Daha demin coşan ve sevinen
Diğer özün olan su ve uçucu hava,
Varlığımla birlikte apansız, buhar olup bulutlara karışınca?
Her bir sözüm, beynimdeki her bir fikir
Varlığımın bir kısmını harcıyor,
Yanıp tükeniyorum! - Ve belki de bu felaket ateşini
Esrarengiz bir ruh körüklüyordur.
Ben kül olurken ısınmak için.-
Yeter, bu manzara yeter, çıldıracağım.
Yüz unsur arasında savaşmak,
Hazin duygusuyla terk edilmişliğin,
Ne kadar korkunç, ne feci! -Ah, neden ittim
Kendimden beni himaye edeni,
İç güdüm sezmişti onu, ama bilmedi kıymetini,
Bilgim ise arzuluyor - ama çaresiz.
HAVVA
Değil mi, değil mi, benzer şeyler hissediyorum ben de.
Sen yabani hayvanlarla boğuşurken,
Yahut ben yorgun argın işlerken bahçemizi,
Bu geniş dünyaya çepeçevre bakınca,
Ne yerde ne gökte tek bir yakın,
Tek bir dost bulunmayacak gayret vermek yahut korumak için.
Oysa böyle miydi bir vakitler, güzel günlerde.
İBLİS
(Alaylı)
Gözeten ve koruyan el olmadan
Üşüyecek kadar sefilse ruhunuz,
O kadar şiddetli ihtiyaçsa tabi olmak sizler için,
Bir tanrı çağırayım sizlere,
Hem de aksi ihtiyardan çok daha uysalını:
Yeryüzünün ruhunu; tanırım onu
Göklerin korosundan. Güzel ve alçak gönüllü bir delikanlıdır.-
Gel ruh, görün,
Baş edemezsin benimle, bilirsin,
Ezeli inkardır çağıran seni,
Zaten cesaret edemez başkası.
(Topraktan alevler fışkırır, koyu karanlık bulutlar arasında
gök kuşağı görünür. Korkunç gök gürlemeleri işitilir.)
İBLİS
(Geriye çekilerek)
Kimsin sen, heyula - sen değilsin çağırdığım
Yumuşak ve munistir, sıyanet meleği yer yüzünün.
YERYÜZÜ CİNİNİN SESİ
Göklerin korosunda sana zayıf gibi gelen,
Sonsuzdur ve kudretlidir kendi çevresinde.-
İşte geldim. Çünkü ruhun sözüne
İtaat etmeliyim. Ama unutma,
Çağırmak başka şeydir, hükmetmek başka.
Çökersin, bürünürsem eğer kendi çehreme,
Ve burada yok olur bu iki haşere.
İBLİS
Peki, söyle öyleyse, nerede ve nasıl huzuruna varabilir
İnsan, eğer seni Tanrısı bellerse?
YERYÜZÜ CİNİNİN SESİ
Sularda, bulutlarda,
Ormanlarda; şiddetle isteyerek
Ve alnı açık olarak baktığı her yerde.
(Kaybolur.)
:::::::::::::::::
ÜÇÜNCÜ SAHNE
(Orman, suyun başı, oynaşan perilerle dolar.)
HAVVA
Ah, bak şu sevecen kardeş çehrelere,
Bak ne de tatlı selamlıyorlar.
Bitti artık terk edilmişlik, hengame,
Mutluluk girdi aramıza onlarla birlikte.
Onlar gayretlendirecek bizi, kederlendiğimizde,
Onlar nasihat verecek kuşkuya düştüğümüzde.
İBLİS
Doğrusu ya isteyemezdiniz nasihati
Bu sevimli perilerden daha iyisinden
-Siz ki daha sormadan karar vermişsiniz zaten-
Onlar, istediğiniz yanıtı verirler sorularınıza:
Gülümseyerek bakarlar temiz yüreklere,
Umudu kırılanı ise korkutuyorlar heyula misali,
Onlar eşlik edecek sonsuza kadar, yüz şekle girerek,
Sez Törek ädäbiyättän 1 tekst ukıdıgız.
Çirattagı - İnsanın Trajedisi - 2
  • Büleklär
  • İnsanın Trajedisi - 1
    Süzlärneñ gomumi sanı 3600
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2009
    29.6 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    41.9 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    49.9 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • İnsanın Trajedisi - 2
    Süzlärneñ gomumi sanı 3566
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1914
    30.9 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    45.0 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    52.6 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • İnsanın Trajedisi - 3
    Süzlärneñ gomumi sanı 3559
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1985
    28.8 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    41.8 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    49.5 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • İnsanın Trajedisi - 4
    Süzlärneñ gomumi sanı 3591
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1953
    30.7 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    43.4 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    50.7 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • İnsanın Trajedisi - 5
    Süzlärneñ gomumi sanı 3588
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1946
    31.4 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    44.1 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    51.9 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • İnsanın Trajedisi - 6
    Süzlärneñ gomumi sanı 3575
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1949
    32.5 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    46.1 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    53.4 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • İnsanın Trajedisi - 7
    Süzlärneñ gomumi sanı 3619
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1893
    31.4 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    45.9 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    52.4 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • İnsanın Trajedisi - 8
    Süzlärneñ gomumi sanı 2145
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1247
    36.1 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    48.6 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    55.7 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.