İnsanın Trajedisi - 3

Süzlärneñ gomumi sanı 3559
Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1985
28.8 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
41.8 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
49.5 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
(Halk tapınağın avlusu önüne üşüşür; İblis de aralarındadır.)
HAVVA
Miltiades!
Bu tapınakta emniyettesin, kıpırdama sakın.-
Ah, bu batakhaneyi neden yakıp yıkmadın?
Zincirdir layık olan ayak takımına,
Senin, onun efendisi olarak doğduğunu hissediyor zira,
Biliyor tek başına, onların tümünden daha soylu olduğunu,
Ve öldürüyor, öldürüyor kapanmamak için ayaklarına.
BİRİNCİ DEMAGOG
Duyuyor musunuz neler söylüyor
Hainin eşi?-
HAVVA
Hakkıdır kadının
Kocasını savunmak - suçlu bile olsa -
Hele benim eşim gibi tertemizse!
Ve de düşmanları böylesine sefilse sizler gibi.-
BİRİNCİ DEMAGOG
Yüce halk niye tahammül ediyor
Kendisine böyle hakaret edilmesine?
HALKTAN BİRİNCİ ADAM
Ya doğruysa söyledikleri.
BİRİNCİ KENTLİ
Onları destekleyen de şüpheli kişidir.
Bağırın reziller, bağırın, yahut açlıktan geberin.
HALK ARASINDAN
Ölüm, ölüm!-
ADEM
Ört oğlanı,
Görmesin kanımı - sen de çekil göğsümden!
Kayaya çarpacak yıldırım değmesin size.
Sadece ben öleyim - niye yaşayayım zaten,
Gördükten sonra ne ahmakça şey olduğunu
Uğrunda ömür boyu savaştığım özgürlüğün.
BİRİNCİ DEMAGOG
Ne duruyorsunuz hala?
HALK ARASINDAN
Ölüm, Ölüm!
ADEM
Ben bu korkak halkı lanetlemiyorum.
Suç onun değil; doğasında var onun
Sefaletin uşak damgasını vurması,
Ve uşaklığın ise onu, birkaç kendini beğenmiş bölücünün
Kanlı aracı olacak kadar alçaltması.
Sersemlik bende yalnızca,
Böyle bir halka özgürlük gerektiğini sanmakla.
İBLİS
(Başını yan tarafa çevirerek)
Kendin yazdın kendi mezar yazıtını,
Senden sonra daha nice mezarlara uygun düşecek olanı.-
ADEM
Götürün buradan. Bu tapınağın
Himayesinden vazgeçiyorum artık.
(Basamaklardan inmesine yardım ederler.)
(Havva'yı hizmetkarların koluna şefkatle bırakarak)
Tamam, hazırım.-
İKİNCİ DEMAGOG
Savun kendini. Henüz hiçbir şey kaybetmiş değilsin!
ADEM
Çok ıstırap verecektir yarası, söz alırsam eğer
Kendimi savunmak için.
İKİNCİ DEMAGOG
Buna rağmen yapmalısın.
Aynı halk, daha biraz önce sürünüyordu ayaklarının dibinde.
ADEM
Ah, tam da bu yüzden zaten her şey boşuna.
Halk, kendisini utandıranı affetmez asla.
İBLİS
Ne o, aklın başına geldi mi?
ADEM
Hem de nasıl!
Fark ettin mi nihayet, çok daha soylu değil miydi
Senin efendiliğin, gafil yığının sana efendiliğinden?
ADEM
Olabilir, ama her ikisi de cehennem azabı,
Başka başka isimlerde aynı yazgı.
Buna karşı savaşmak, boşuna gayret;
Savaşmayacağım. - Sonra neden, niye yani
Ateşli bir gönül ille de yücelmek istesin?
Varsın yaşasın, keyfine baksın,
Bir karışlık varlığını zevkle doldursun,
Ve sarhoşluktan yalpalayarak yol alsın Hades'e doğru.
Götür, yeni yollara götür İblis,
Seyredeyim kahkahalarla başkalarının faziletlerini,
Acılarını başkalarının, sadece hazları arzulayarak.
Sana gelince kadın - kalbimin fısıltısına bakarsam-
Sendin bir zamanlar bana bir çardak yaratan
Çölün ortasında; eğer oğlumu
Bir kentli olarak yetiştirirsen, saygın bir ana gibi:
Delisin. Hak edersin alayını o zaman, kerhanede oturup
Boyalı suratı ve şaraptan şehvetlenmiş dudaklarıyla
Öpülmeyi bekleyen kızın.
Gül, eğlen, fazileti inkar et.-
Haydi şimdi idama, cezamı çekmeye.
Alçaklık yaptığım için değil,
Büyük bir ülkü heyecanlandırdığı için beni.
(Bu arada basamakların önüne bir kütük getirirler; yanıbaşında
elinde satır, İblis durur. Adem başını eğer.)
BİRİNCİ DEMAGOG
Öldürün. Yaşasın vatan!
İBLİS
(Başını yan tarafa çevirerek)
Güzel bir veda değil mi? - Nasıl, kahraman beyim,
Şimdi ürpertmiyor mu birazcık olsun sizi
Ucube çehreli ölümün soğuk yeli?-
HAVVA
Ah Pallas! Kabul etmedin duamı.-
(Munis bakışlı bir genç olarak tapınaktan çıkan ölüm
meleği, elinde baş aşağı edilmiş bir meşale ve bir çelenk tutarak
Adem'e doğru ilerler.)
ADEM
Pallas kabul etti duanı. Tanrıya emanet ol,
Ruhuma huzur çöktü Lucia'm.
İBLİS
Kahrol, bul belanı, kendini beğenmiş hayal dünyası,
Gene berbat ettin en güzel dakikamı.-
HAVVA
Lanet olsun sana, uşak ruhlu, adi halk!
Kaba davrandın mutluluğa,
Taze çiçeği düşüverdi hemen, yok oldu.
Oysa özgürlük sana tat da vermemişti
Bana çektirdiği acı kadar.-
:::::::::::::::::
ALTINCI SAHNE
(Roma. İlahların heykellerinin bulunduğu açık bir avlu.
Süslü kaplarda yakılan kokuların dumanı etrafı sarıyor.
Manzara, Apenin'lere doğru açılıyor. -Avlunun ortasında kurulu
bir sofra ve üç sedir. Sefahat düşkünleri Sergiolus (Adem), Milo
(İblis), Catulus ve açık saçık giysili fahişeler Julia (Havva),
Hippia ve Cluvia alem yapıyorlar. Yerden yüksekte kurulmuş bir
sahne üstünde gladiyatörler dövüşüyor; köleler emre amade
bekliyorlar; flütçüler flüt çalıyor. Akşam üzeri, sonraları ise
gece.)
CATULUS
Segiolus, bak ne kadar mütevazı ve becerili
Şu kırmızı kurdeleli gladiyatör;
Bahse girerim, yenecek ötekini.
ADEM
Hercules'in adına yemin ederim ki, hayır!
CATULUS
Hercules'in adına mı?
Haydi canım, inanan kim var içimizde tanrılara?
Juliacığımın adına desen, bak o zaman inanırım.
ADEM
Öyle olsun.
İBLİS
Sağlam temele ant içtin bak:
Sahte tanrı yerine sahte tanrı koyarak.
Ama söylesene sen, nasıl yorumlayalım bu yemini,
Güzelliğini mi, aşkını mı,
Yoksa sana olan sadakatini mi düşündün?-
CATULUS
Geçicidir güzellik; kaldı ki öyle olmasa da,
Bugün insanı çeken yarın bıkkınlık verir;
Ve daha az hoş bir kadın da seni çeliverir
Yeniliğin büyüleyici tahrikiyle.
ADEM
Sadakatini düşündüm. Ne yani, kadınına
Benim verdiğimden fazlasını veren var mı aranızda?
HİPPİA
Oh, oh, oh!
Peki söyle bakalım, hiç ara vermeden, kucaklayabilir misin onu?
Haydi bunu yaptın diyelim. Ama sen, doymak bilmez
Şehvet düşkünü, konarken daldan dala,
Hazzın ancak birer kopuk parçasını
Bulabildiğin için ayrı ayrı kadınlarda,
Erişilmez bir sihir gibi önünde dalgalanan
Güzellik ve haz idealini durmadan kovalarken,
Nerden bilebilirsin, onu da bir kaprisinin
Bir hulyanın baştan çıkarmayacağını?
Bir gladiyatörün parçalanmış gövdesinin mesela-
ADEM
Haklısın, haklısın, yeter Hippia!
Niçin çekiyor bu şehvet bizi, Tantalus misali,
Hercules'in kuvvetine sahip olmadığımız
Ve Proteus gibi değişemeyeceğimiz belli.
Aşağılanan bir kölenin eziyetli bir haftadan sonra
Kavuştuğu zevkli saati;
Boşuna bekliyor efendisi. -Yoksa haz, sadece
Bir bardak su mu yorgun düşene,
Ve ölüm mü, kendini dalgalarına kaptırana?
İBLİS
Ooo! Ne yaman ahlak dersi,
Elde süslü kupayla, yatarken kızların göğsünde.-
- Hani ne oldu bahsiniz?-
ADEM
Eğer ben kaybedersem,
Julia senin.-
CATULUS
Ya kazanırsan?
ADEM
Atın
Benim.-
CATULUS
Ama dört hafta sonra geri alırsın,
Almazsan, atarım balıklı gölüme.-
İBLİS
Bak, bu güzel iri balığı ye, Julia!
Biliyorsun ya, sonra yem olacaksın başkalarına.
HAVVA
Ne olmuş sanki, iğrenç kurt da senin gövdende beslenmiyor mu?
Sevinsin yaşayan; yok eğer
Sevinemiyorsa, kahkaha atsın en azından.
(İçer.)
ADEM
(Gladiyatör'e hitaben)
İyi dayan, hey!-
CATULUS
Haydi göster kendini yiğit!
(Catulus'un gladiyatörü düşer ve hayatının bağışlanması
için elini kaldırır. Adem, bağışlama işaretini verecekken Catulus
elini tutar ve avucunu yumruk yaparak baş parmağını gladiyatöre
doğru uzatır.)
Recipe ferrum! -Korkak rezil;
Bol bol kölem var, hasis değilim.
Esirgenir mi bu heyecan verici sahne
Güzel hanımlardan?
Öpüşme çok daha tatlı,
İhtiras daha hareketli olur, dökülünce biraz kan.
(Bu arada gladiyatör, hasmı tarafından öldürülür.)
ADEM
At benim oldu; gel Julia'm, kucakla beni.
Götürün cesedi. -Başlasın dans!
Başka oyuna geçin artık,
Bu fasıldan bu günlük yeter.
(Cesedi götürürler, sahneye dansözler çıkar.)
CATULUS
Cluvia!
Gel sen de buraya, uzun süre bakamıyorum
Kucaklaşırken başkaları.
İBLİS
Ya biz Hippia,
İzlemeyelim mi onları?
Ama önce yala dudaklarını, zehir olmasın üstünde.
Hah işte öyle, şimdi artık zevke dalabiliriz gülüm.
ADEM
Neden bu kadar hızlı çarpıyor kalbin,
Rahat edemiyorum göğsünde, Julia.
(Fısıldaşırlar.)
İBLİS
Hele bakın, bu deli hala kalpten söz ediyor!-
CATULUS
Bak güzelim, ben senin kalbine karışmıyorum,
Yapabilirsin istediğini, tek bilmeyeyim.
Bana yeter, dudaklarının daima ateşli ve bana hazır olması.
CLUVİA
Ne kadar iyisin şekerim! Kadehimi sana kaldırıyorum.
(İçer)
CATULUS
Peki, Cluvia, peki, yeter ki sen yumuşak kolunu
Tatlı göğsünü esirgeme benden.
Hele bak, çelengim de kaydı başımdan.-
(Dansözlere hitaben)
Harikulade dansınızdaki mükemmel ahenk,
Letafetle birleşen ateşli şehvet!
CLUVİA
Gözlerini kapatırım bak, eğer orda bulmaya kalkarsan
Benim de uğrunda yarıştığım şeyi;
Üstelik güzel tek bir söz bile işitmiyorum senden.-
(İblis'i göstererek)
Şunun ekşi suratına bak, daha iyi -
HİPPİA
(Şarkı söyler.)
Şaraba, aşka
Doyulamaz, doyulamaz;
Her bir kadehin
Tadı başka,
Hele bu tatlı sarhoşluk, çakırkeyflik,
Yaldız sürüyor varlığımıza,
Güneşin, çatlak mezar taşlarına yaptığı gibi.
Şaraba, aşka
Doyulamaz, doyulamaz;
Her bir kızın
Sihiri başka.
HEPSİ BİRDEN
Hele bu tatlı sarhoşluk, çakırkeyflik,
Yaldız sürüyor varlığımıza,
Güneşin, çatlak mezar taşlarına yaptığı gibi.
CATULUS
Güzel, sahiden öyle. Ya sen Cluvia, sen ne biliyorsun?
CLUVİA
(Şarkı söyler)
Eskiden ne deliymiş dünya:
Dul yatağında Lucretia'yı
Aramış yakışıklı dostu,
Alevlenmeyip dudakları şehveti istemeyince
Soluğu kerhanede alacak yerde öteki
Batırmış göğsüne soğuk demiri.-
HEPSİ BİRDEN
Sevinelim, şimdi çok daha akıllı dünya,
Sevinelim bu dünyada yaşıyoruz biz.-
CLUVİA
Eskiden ne deliymiş dünya:
Brutus güzel villasında oturacağına
Alıp kılıcını gitmiş savaşa
Alelade bir paralı asker gibi, hem de ne için?...
Aşağılık halkın refahı için,
Ve canını vermiş ıssız diyarlarda.
HEPSİ BİRDEN
Sevinelim, şimdi çok daha akıllı dünya
Sevinelim, bu dünyada yaşıyoruz biz.-
İBLİS
Yaşa Cluvia, Hippia'dan baskın çıktın
Şairi ben olmak isterdim bu şarkının.
ADEM
Ya sen Julia, neden şarkı söylemiyorsun, neden dertlisin?
Çevremizde herkes neşeli, gülüyor,
Göğsümde dinlenmek gitmiyor mu hoşuna?-
HAVVA
Gitmez olur mu hiç. Lakin bağışla Sergiolus,
Mutluluk, ciddileştirdiği için beni.
Yüksekten atılan kahkaha gerçek olamaz bence.
En tatlı anımıza bile karışır
Bir nebzesi, söylenmeye acıların,
Belki sezeriz, böyle bir anın - çiçek,
Ve böylece de hazan yaprağı olduğunu.
ADEM
Ah, benim de böyle duygularım var.
HAVVA
Hele şarkı ve musiki dinlerken
Dar ve sınırlı sözü işitmiyorum bile.
Sesin akışı kayık gibi sallıyor beni,
Rüyada imiş gibi hissediyorum kendimi:
Çok çok gerilere gidiyorum sesin titreşimiyle
Güneşli palmiye ağaçlarının altında
Masum, şen ve çocuksu olduğum,
Ruhumun görevinin ise yüce ve soylu olduğu yere.
Affet, çılgınca bir rüyanın sihiri
Bütün bunlar. -Gel öpeyim seni - uyanıyorum hemen.
ADEM
Yeter, bitsin artık müzik, dans; içim bulanıyor
Bu bitmez tükenmez tatlı denizden.
Acı tat diliyor kalbim,
Şarabıma kekrelik, ağu
Kırmızı dudaklara ve felaket başıma.
(Dansözler giderler, dışarıdan çığlıklar duyulur.)
Bu çığlıklar ne, ciğerine işliyor insanın?
İBLİS
Çarmıha geriliyor birkaç çılgın,
Hulyasını kurmuşlar kardeşliğin ve hakkın.
CATULUS
İsabet olmuş. Ne diye oturmamışlar evlerinde
Haz içinde unutarak dünyayı,
Ne diye karışmışlar başkalarının işine?
İBLİS
Dilencinin istediği, kardeşi olmaktır zenginin,
Değiştir yerlerini, onlar çarmıha gerer seni.
CATULUS
Haydi gülelim öyleyse, alay edelim sefaletle, iktidarla
Şehrimizi kasıp kavuran vebayla,
Ve Tanrının başımıza getirdiği bütün belalarla.
(Yeni feryatlar duyulur.)
ADEM
(Kendi kendine)
Rüyada imiş gibi hissediyorum kendimi,
Çok çok gerilere gidiyorum sesin titreşimiyle,
Ruhumun görevinin yüce ve soylu olduğu yere-
Böyle dememiş miydin, Julia?
HAVVA
Evet.
(Bu arada ortalık kararmıştır. Avlunun önünden tibia'lar,
meşaleler ve ah çeken kadınlarla bir cenaze geçer. Herkes
donuk bir sessizliğe gömülür. Bir süre devam eden sessizlikten
sonra.)
İBLİS
(Kahkaha atarak)
Ne oldu, bakıyorum keyifler kaçtı,
Şarap mı bitti, latife mi tükendi?
Bu ekşi suratlı beye bile çok geliyor bu durgunluk.
Yoksa aramızdan biri korkuyor mu dersiniz,
Yahut da imana mı geldi acaba?
ADEM
(Kupasını İblis'e doğru fırlatarak)
Geber, böyle sanıyorsan eğer.
İBLİS
Yeni misafir çağırayım aramıza bari,
Keyfimiz tazelenir yeni gelenle belki.
Hey! Hizmetkarlar, derhal çağırın
Şu meşaleyle ilerleyeni; gelsin,
Bir kadeh içki ikram edelim.-
(Açık tabut içindeki ölüyü getirerek masanın üstüne
koyarlar. Tabutun eşliğindekiler arka planda kalır. İblis kadehini
kaldırır.)
İç bakalım kardeş, yarın bana, bugün sana!
HİPPİA
Belki de öpücüğü yeğlersin!
İBLİS
Kucakla öp!
Çal ağzından ölü parasını.
HİPPİA
Seni öptükten sonra onu neden öpmeyeyim?
(Ölüyü öper. Eşlik edenler arasından Havari Petrus ortaya çıkar.)
HAVARİ PETRUS
Dur! Vebayı emiyorsun:
(Hepsi birden yerlerinden dehşetle doğrulurlar.)
HEPSİ BİRDEN
Veba - Eyvah - Çekilin!
HAVARİ PETRUS
Sen ey sefil, alçak güruh!
Talih kuşu dururken tepende,
Tanrıyı, fazileti alayla çiğnedin
Güneş ışığında yüzen arsız bir sinek gibi -
Lakin felaket dayanınca kapına
Tanrının yüce parmağı değince sana,
Alçakça sinip, pis bir çaresizliğe gömülüyorsun.
Göklerin cezasının omuzlarına çöktüğünü
Hissetmiyor musun? Bak, etrafına bak
Kent yıkılıp yok oluyor, kaba bir yabancı halk
Çiğniyor altın ekinlerini,
Dağılıyor düzen. Ne emreden var,
Ne de söz dinleyen. Haydutluk, cinayet
Kol geziyor masum ev bark arasında
Çehreyi solduran dert ve korku bırakarak arkasında.
Ne gökten, ne de yerden, ne merhamet var, ne yardım.
Şehvetin sarhoşluğu yetmiyor artık değil mi,
Gönlünün derinlerinde baş kaldıran
Ve güzel amaçlara doğru seni beyhude çağıran
Davetin sözünü külleyip gömmeye.
Tatmin duymuyorsun artık değil mi,
Haz, sadece tiksinti uyandırıyor gönlünde.
Ve endişeyle bakıyorsun çevrene, titriyor dudakların:
Ama ne çare, eski tanrılara
İnancın kalmamış, hepsi taşlaşmış.
(İlahların heykelleri parçalanarak dağılır.)
İşte toz oluyorlar ve sen yeni tanrı bulamıyorsun
Seni cüruftan çıkarıp yeniden yüceltecek.-
Bak etrafına da gör, kentinde
Vebadan daha korkunç kırım yapan ne;
Binlerce kişi kalkıyor yumuşacık divanlardan,
Thebais'in boş meydanlarını
Vahşi anakhoreta'larla doldurmak için,
Orada arıyorlar duyarlığını kaybetmiş duyularına
Heyecan verecek, yüceltecek bir şeyi.
Ey soysuzlaşmış nesil! Yok olacaksın sen
Bu dünyanın şimdi temizlenmekte olan sinesinden.
HİPPİA
(Masanın önünde yere yığılarak)
Vay başıma gelenler, ne korkunç, ne müthiş acı,
Soğuk terler boşalıyor üstümden, orcus'un ateşi -
Veba, eyvah, veba - ölüyorum!
Ve aranızdan hiçbiriniz korumuyormusunuz beni,
O kadar çok hazzı paylaşmıştık halbuki!
İBLİS
Bugün sana, yarın bana şekerim.-
HİPPİA
Öldürün bari, yoksa tutar bedduam.
HAVARİ PETRUS
(Yanına yaklaşarak)
Beddua etme, kızım, hatta affet-
Ben korurum seni ve de ulu Tanrı,
Kutsal sevginin ebedi tanrısı.
Yücel huzuruna doğru onun,
İşte bu suyla, her türlü cüruftan temizlenecek ruhun,
Ve erişeceksin ona.-
(Masadan aldığı kaptan vaftiz eder.)
HİPPİA
Mukaddes peder, rahatladı içim.
(Ölür.)
CATULUS
(Yürümeye başlar.)
Ben hemen bugün Thebais'e gidiyorum.
Tiksindim günahkar dünyadan.
CLUVİA
Dur Catulus, ben de geliyorum seninle-
(Çıkarlar.)
ADEM
(Düşünerek öne doğru yürür, Havva peşinden gelir.)
Sen hala burada mısın, Julia, ne işin var söyle,
Ölümün sevinci öldürdüğü yerde?
Senin yanın değil mi benim yerim?
Ah Sergiolus, bilsen, ne kadar soylu
Duygular bulabilirdin, geçici hazdan başka
Bir şey aramadığın bu göğüste!-
ADEM
Kendimde de aynı şeyi aramadım mı? Ne kadar yazık oldu!
Yok olmak sefilcesine, bir hiç gibi
Ve o zamana kadar da azap çekmek! Ah, eğer varsa Tanrı,
(Yere diz çökerek ellerini göğe doğru kaldırır.)
Bizi düşünüyorsa ve hakimiyeti varsa üstümüzde,
Yeni bir halk yaratsın ve yeni bir ülkü versin dünyaya,
Yozlaşana yeni kan karışsın böylece
Ve soylunun, yücelerek çevresi olsun.
Anlıyorum, eskidi artık
Bizim olan her şey - ve yenisini yaratmaya
Gücümüz az. Tanrım, işit beni!
(Gökteki Gloria üzerinde haç belirir. Dağların ardından,
yanmakta olan şehrin kızıllığı görünür. Tepelerden, barbar gruplar
inmeye başlarlar. Uzaktan ilahi bir musiki duyulur.)
İBLİS
(Kendi kendine)
Sırtımı ürpertiyor biraz bu manzara.
Ama benim mücadele etmem gereken insan, değil mi ya?
Benim beceremediğimi, o yapıyor yerime.
Çok rastladım zaten benzer latifelere.
Gloria yavaşça kaybolunca
(Din adına) Kan akıtacak haç kalacak yerine.
HAVARİ PETRUS
Rab sesini işitti, -Bak etrafına,
Soysuzlaşmış dünya yeniden doğmaya başladı.
Ayı postuna bürünmüş bu barbar savaşçılar
Yangın ateşi atıyorlar ışıklı şehirlere,
Çiğniyor atları, geçen yüzyılın ekinlerini
Ve ahırlarını buluyorlar, terk edilmiş tapınakların
Duvarları arasında; yeni kan getiriyorlar.
İncelip tükenen damarlara.
Ve Roma'nın sirkinde ilahi söyleyenler
-Kudurmuş kaplan paralarken göğüslerini-
Yeni ülkü getiriyorlar: Kardeşliği ve
Bireyin kurtuluşunu;
Bu ülküler sarsacak dünyayı.-
ADEM
Hissediyorum, ah hissediyorum ki ruhun, şişkin yastıklarda
Kaygısız zevklere dalmaktan başka şeye de ihtiyacı var;
Yürekteki kanın yavaşça akışının verdiği
Zevkten başkası nasıl oluyor acaba?
HAVARİ PETRUS
O halde hedefin: Tanrıya şan
Kendine ise emek olsun. Birey özgürdür
İçinde var olan her şeyi yaratmakta.
Dinlenecek emir tektir: ve sevgidir o da.
ADEM
Haydi savaşa, haydi coşalım öyleyse
Yeni öğreti uğrunda. Yaratalım yeni dünyayı.
Bu dünyanın çiçeği: şövalye şerefi,
şiiri: mihrabın yanında
Yücelen kadın ideali.
(Petrus'a dayanarak yürür.)
İBLİS
Ah Adem, olmayacak şey coşturuyor seni!
Ama erkek olana yaraşır ve şerefli şanlıdır da.
Tanrı beğenir, yüceltir çünkü göğe doğru.
Şeytanın da gider hoşuna, çünkü umutsuzluğa düşürecektir
Sonunda.-
(Ademin arkasından gider.)
:::::::::::::::::
YEDİNCİ SAHNE
(Konstantinopol. Birkaç kentlinin dolaştığı pazar yeri. -
Tam ortasında Patrik'in sarayı. Sağ yanında rahibelerin manastırı,
sol yanı ise koruluk. Olgun erkek çağındaki Adem (Tankred),
diğer şövalyelerle birlikte, Asya'dan dönen Haçlı ordularının
başında, dalgalanan bayraklar ve davul sesleri arasında gelir;
İblis, silahtarı. Akşam vakitleri, daha sonraları ise gece.)
BİRİNCİ KENTLİ
İşte gene bir barbar ordu geliyor.
Kaçalım; kapıları bacaları kapayalım,
Soyguna heveslenmesinler yine.
İKİNCİ KENTLİ
Kaçıralım kadınlarımızı; bu yabani ayak takımı
İyi tanır sarayların sefahatını.
BİRİNCİ KENTLİ
Kadınlarımız da haklarını, galip gelenin.
ADEM
Durun, niye kaçıyorsunuz bizden;
Görmüyor musunuz hepimizi
Kardeşçesine, tek amaca bağlayan bu kutsal işareti?-
Götürdük Asya'ya dinimizi,
Sevginin öğretisini. Bir zamanlar, aralarında
Selametimizin beşiğinin sallandığı, bugün
Yabanileşmiş milyonlara inayet olsun diye.
Sizin aranızda yok mu sevgi?-
BİRİNCİ KENTLİ
Çok duyduk biz bu türden demeçleri,
Ve ardından hemen, ateşler yağdı evlerimize.
(Kaçışırlar.)
ADEM
(Şövalyelere hitaben)
Görüyor musunuz, işte mel'un meyvesidir bu,
Bir yığın soyguncunun alçakça birtakım hesaplarla
Elinde kutsal bayrağı sallayıp
Halkın tutkusuna adice dalkavukluk ederek
Hak etmediği yöneticilik mevkiine tırmanmasının.-
Şövalye dostlarım! Leke düşmemiş namus,
Tanrıya kutsal övgü,
Kadınların himayesi ve yiğitlik
Yazılı oldukça kılıçlarımızda, bize düşer
Bu mendebur ifriti zaptetmek
Ve isteğine rağmen, biteviye
Büyük ve soylu şeyler yapmaya sevk etmek.-
İBLİS
Güzel konuşuyorsun, Tankred, ama, ya eğer halk
İnanmıyorsa artık senin kumandan olduğuna -
ADEM
Zafer, ülkünün olduğu yerdedir.
Ezerim.-
İBLİS
Peki, ya eğer onun da ülküsü varsa?
Alçalır mısın ona o zaman?
ADEM
Neden alçalayım?
Çok daha soylu olmaz mı onu yükseltmek? -
Payını kıskandığın için yandaş kabul etmemek mücadeleye
Ne kadar dar yüreklilikse, yandaşın olmadığı için
Vazgeçmek mücadelenin zor yerinden
O kadar bayağılıktır.-
İBLİS
Bak ama ne hallere düştü
Roma sirkindeki şehitlerin, uğrunda kurban olduğu büyük ülkü.-
Ya bireyin kurtuluşu?-
O şahane kardeşlik!
ADEM
Alay etme.- Ah, sanma ki kutsal öğretiyi
Kavrayamıyorum. Yaşamımın emeli bu.-
Yapabilir ve yapsın da: kendinde kutsal kıvılcım duyanı
Ve bize yükselmeyi başaranı, memnunlukla alırız aramıza.
Tek bir kılıç darbesi, şövalye payesine yüceltir onu.
Lakin, korumamız gerek, hazinelerini müessesemizin
Hala kaynamakta olan kargaşaya karşı.
Ah keşke, keşke gelse o günler,
O vakit gerçekleşecek halasımız
Her şey arınıp da yıkılınca engel.-
Ama kuşku duyardım o günün geleceğinden,
Eğer bu büyük eseri başlatan
Bizzat kendisi olmasaydı ulu Tanrının.-
Dostlarım, gördünüz nasıl karşılandık!
Gürültülü kentin halkı arasında yetimler gibi kaldık.
Dinsizler arasında alıştığımız gibi artık,
Şuradaki korulukta kamp kurmaktan
Başka yapacak iş kalmadı. Güzel günler başlayıncaya kadar.
Haydi çıkın yola, ben de geliyorum peşinizden,
Her şövalye sorumludur kendi kavminden.
(Haçlılar kamp kurarlar.)
İBLİS
Ne yazık, son zamanlarda güzel ülkülerin
Mahut elma'dan başka ürün vermiyor,
Dışı kırmızı, ama içi çürük.
ADEM
Dur bakalım!
Soylu hiçbir şeye inanmıyor musun artık?
İBLİS
İnansam ne çıkar, soyun inanmadıktan sonra?-
Denizin dalgaları arasında bir fener gibi
Ortaya koyduğum şu şövalyelik müessesesi
Gün gelecek sönecek, yıkılacak yarısı,
Ve cesur yolcu için çok daha tehlikeli bir kaya olacak
Hiçbir zaman ışık vermemiş diğer bütün fenerlerden.-
Yaşayan ve bereket saçan her şey
Zamanla ölür, uçar ruhu,
İğrenç bir leş gibi sürdürür yaşamını gövde
Öldürücü zehirler yayar nefesiyle
Etrafında gelişen yeni dünyaya.-
Böyle kalıyor işte bize, geçmiş zamanların;
Büyükleri.
ADEM
Müessesemiz çökünceye kadar
Belki de kutsal öğretileri etkiler yığınları,
Tehlike kalmaz o zaman.
İBLİS
Kutsal öğretiler.-
İşte tam da bu kutsal öğretilerdir sizin belanız,
Tesadüfen keşfettiniz onları:
Evirip çeviriyor, inceltip sivriltiyor
Kırk yarıyorsunuz
Delilik ya da köstek halini alıncaya kadar.
Egzakt kavramların yeri yoktur zihinde,
Buna rağmen sizler, bunu arıyorsunuz,
Belanızı bulana kadar, mağrur insanlar.-
Bak şu kılıca, bir kıl payı büyük de olabilir
Küçük de, özü değişmez.
Sonsuza kadar sürdürebiliriz bunu;
Peki öyleyse, sınır koyacak olan egzakt nokta nerede?
Ama duyuların fark ediyor hemen
Değişiklik, özünde gerçekleştiği anda.-
Yahu ne diye uğraşıyorum - yoruyor konuşma,
Kendin baksana biraz etrafına.
(Birkaç kentli gene ortaya çıkar.)
ADEM
Dostlarım, halkım yorgun, sığınacak yer arıyor,
Hristiyanlığın başkentinde
Boşa çıkmayacaktır bu isteği her halde.-
ÜÇÜNCÜ KENTLİ
İyi, ama sakın
Dinsizlikten de kötü olan dalalet mezhebinden olmayasın.
DÖRDÜNCÜ KENTLİ
Söyle bakalım, hangisine inanıyorsun, Homousion'a mı?
Yoksa Homoiusion'a mı?
ADEM
Anlayamadım.-
İBLİS
Görüyorsunuz, şüphesi var; sahte dinli bu da.
BİRÇOKLARI BİRDEN
Kaçalım bunlardan, kapanalım evlerimize.-
Lanet olsun, bunları barındıracak olanlara.
(Dağılırlar. Patrik, maiyetindekilerle birlikte büyük bir
tantanayla saraydan çıkar; arkalarından, bir grup rahibin gözetiminde,
dalalette oldukları için zincire vurulmuş kişiler gelir; onların
peşinden de askerler ve halk.)
ADEM
Şaştım doğrusu! Söylesene bana, hangi hükümdar
Bu gelen, böylesine kibirli, meydan okurcasına?-
İBLİS
Başpatrik. Havarilerin halefi.
ADEM
Ya şu yalın ayak yürüyen iğrenç kopuk takımı,
Hani şu zincirlenmiş kişilere sinsi bir sevinçle
Ve sahte bir huşu ile eşlik edenler?
İBLİS
Hayasız-Hristiyan rahipler takımı.
ADEM
Yaşadığım eski dağlarda görmemiştim böylesini.
İBLİS
Sonra görürsün; miskin hastalığı, bilirsin
Yavaş yayılır. Ama dikkat et, sakın tahkir etme
Bu mutlak faziletli ve tam da bundan ötürü
Affetmek nedir tanımayan bu takımı.
ADEM
Acaba nasıl
Bir fazilet bu, bunlara özgü olan?
İBLİS
Faziletleri: eziyet, nefsinden feragat,
Yani üstadının çarmıhta başladığı.
ADEM
Ama o, bu yolla bir dünyaya halas getirmişti.
Bu adilerin yaptıkları ise Tanrıya küfür,
Tanrının inayetini horgören isyancılar gibi.
Ayı ile savaşta kullanılması kahramanlık sayılan -
Silahla sivri sineğe saldıran kişi
Delidir.
İBLİS
Peki, ya onlar sivri sineğe
Ayı niyetine bakıyorlarsa. - Hakları yok mu buna?
Dünyanın tadını çıkarmak isteyenleri cehenneme yollamaya?
ADEM
Görüyorum, Tomas gibi ben de, ve inanmıyorum.-
Karşı koyacağım bu hayallere.-
(Patrik'in önüne gider.)
Aziz peder! Mukaddes mezarın mücahitleriyiz,
Yorucu yolun yorgunluğunu çıkarmak için
Bu kentin halkı bizi kabul etmedi bile.-
Sen ki o kadar ulusun, yardım et davamıza.
PATRİK
Oğlum, vaktim yok şimdi ufak işlerle uğraşmaya,
Tanrıya övgü ve halkın selameti bekliyor beni.
Dalalete düşenleri mahkum etmem gerek,
Zehir saçarak her yana, çoğalıyorlar ayrık otu gibi,
Gerçi aman vermeden yok ediyoruz, ama
Cehennem durmadan canlandırıp, musallat ediyor onları başımıza.
Ama sizler ehlisalip iseniz eğer,
Arabı uzaklarda aramak niye,
Daha tehlikeli düşman burada dururken.
Haydi yürüyün köylerine, yok edin onları,
Öldürün kadınları, ihtiyarları, çocukları.
ADEM
Masumları mı aziz peder, bunu istemezsin her halde.-
PATRİK
Yılan da masumdur yavru iken,
Ya da alınınca zehiri,
Esirgiyor musun?
ADEM
Gerçekten dehşetli bir günah olmalı
Böylesine müthiş bir öfkeye düşüren
Sevginin kilisesini.
PATRİK
Oğlum!
Seven, vücudun hoşuna gitmeye çalışan değil,
-Gerekirse keskin kılıçtan yürüyüp, alevlerden geçerek-
Ruhu, geri götürüp kavuşturandır, şu sözleri söyleyene:
Barış değil, savaş getiriyorum dünyaya.- Bu kötü dinliler
Ekanim-i selase'nin esrarengiz öğretisinde
Homoiusion ilan ediyorlar,
Oysa kilise, homousion
Diyor, dinin maddesi olarak.-
RAHİPLER
Ölecekler! Odun yığınları alev aldı bile.-
ADEM
Vazgeçin dostlarım şu i'den
Daha büyük fedakarlık olur, yaşamı hiçe saymanız
Mukaddes mezar uğrunda verilecek kahramanca kavgada.-
DALALET MEZHEBİNDEN BİR İHTİYAR
Şeytan ayartma, biz gerçek din uğrunda
Tanrının buyurduğu yerde dökeriz kanımızı.
BİR RAHİP
Utanmaz, bir de gerçek dinden söz ediyorsun!
DALALET MEZHEBİNDEN BİR İHTİYAR
Rimini Ruhani Meclisi ve daha birçokları
Bizi desteklemiyor mu?
RAHİP
Yanlış yola saptı.
Ama Nicae ve diğer gerçek dinli
Ruhani meclisleri bizden yana olmadı mı?
DALALET MEZHEBİNDEN BİR İHTİYAR
Onlar taraf tutuyor.- Ne denli küstah bir davranış
Sez Törek ädäbiyättän 1 tekst ukıdıgız.
Çirattagı - İnsanın Trajedisi - 4
  • Büleklär
  • İnsanın Trajedisi - 1
    Süzlärneñ gomumi sanı 3600
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2009
    29.6 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    41.9 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    49.9 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • İnsanın Trajedisi - 2
    Süzlärneñ gomumi sanı 3566
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1914
    30.9 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    45.0 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    52.6 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • İnsanın Trajedisi - 3
    Süzlärneñ gomumi sanı 3559
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1985
    28.8 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    41.8 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    49.5 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • İnsanın Trajedisi - 4
    Süzlärneñ gomumi sanı 3591
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1953
    30.7 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    43.4 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    50.7 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • İnsanın Trajedisi - 5
    Süzlärneñ gomumi sanı 3588
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1946
    31.4 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    44.1 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    51.9 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • İnsanın Trajedisi - 6
    Süzlärneñ gomumi sanı 3575
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1949
    32.5 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    46.1 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    53.4 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • İnsanın Trajedisi - 7
    Süzlärneñ gomumi sanı 3619
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1893
    31.4 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    45.9 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    52.4 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • İnsanın Trajedisi - 8
    Süzlärneñ gomumi sanı 2145
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1247
    36.1 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    48.6 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    55.7 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.