Varlığın Yapısı - 09

Süzlärneñ gomumi sanı 3485
Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2186
22.6 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
35.0 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
42.5 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
ads place
Toplanması, eğlenmesi, savaşması, birliklere
Ayrılması, ya da isteğimiz için mi yaratmış
Doğa? Böyle olsa da tin belli yerde bambaşka
Konular düşünür değişik kimselerde.
Görür müyüz nesneler arasında bütün devingen
Bir oyunda, kolların yukarı kalkarken ayakların
Onlara uymasından doğan düzeni, yoksa görüntüler
Çok becerikli oyuncudur, onlar mı geceleyin
Oyun oynayabilenler? Yoksa şu kanıt mı daha
Doğru? Yalnızca düşünmekle anlaşıldığına göre
Birçok zaman bölümleri mi vardır, bizim bir söz
Söylediğimiz, algıladığımız süre içinde?
Tüm zaman bölümlerinde, her yerde, her türde
Özdeşler vardır, bize ulaşacak düzende.
Yığınla nesne vardır devindiği oranda görünen.
Görünmez olunca ilk gelen özdeş, çıkar
Ortaya başka durumda. Bundan anlaşılır
Birincinin değiştiği. Çok incedir yapısı
Bu özdeşlerin, hangisine yönelir, kavramak
İsterse anlık, yalnızca onlar kalır, yiter
Ötekiler, tin için kalandan başkası.
Kapılır bir umuda tin, tüm nesnelerden
Yayılan özdeşleri kavramak için, böyledir
Öteki konularda da durum. Görmez misin
Ne denli açıldığını gözün ince bir görüntüye
Yönelince, istenç o nesneye çevrilince?
Yorgunluğa katlanmadan açık bir görüş olamaz.
Güç değil anlamak kendi kendine kavranan
Nesnelerin, anlık onlara yönelmeyince
Uzaklaşacağını, kavranmak olacağını. Şaşılır
Yanı yok bizce, neye yönelirse anlık onu
Kavramanın, ötekilerin geçip gitmesinin.
Katalım buna büyük yanılmaları doğuran
Düşte görülen daha küçük görüntüleri de.
Düşte Görüntü Değişmeleri
Arada bir görürüz düşte önceki görüntünün
Sonrakiyle yer değiştirdiğini. Bu nedenle
Kollarımızın arasındaki kadın birden dönüşür
Erkeğe, bir yüz değişir, yaşlanır. Şaşmayalım:
Böyledir unutkanlıklar uykuda.
Örgenler İsteklerden Öncedir
Sakınmak gerek yanılgıya düşmekten bu konuda,
Büyük yanılmalardan; düşünme sakın göklerin
Parlak ışınları görmemiz için varolduğunu,
Ayaklar üzerine oturan baldırların, kalça
Gibi yukardan inen, uzayan bacakların adım
Atalım, gövdeyi tutsun diye, güçlü kaslarla
Bağlanan kolların, iki elin yardımcı olarak
Oluştuğunu, yaşarken gerekenleri sağlasın diye
Düzenlendiğini düşünme sakın. Ne varsa karşıt
Düşünülen yanlıştır, yanıltıcı bir kuraldır.
Yaratılmamış yarar görmek, kullanmak, gövdeye
Çıkar sağlamak için bir nesne; yaratık yarar
İçin değil, yarar yaratık içindir, önce yaratık
Vardır, ardından gelir yarar. Öncedir kulak
Duymaktan sesleri, tüm örgenlerimiz vardı
Bence, onlarla sağlanan bütün yararlardan önce.
Yararlık örgen oluşturamaz. El gövdeyi öldürücü,
Dağıtıcı, başı bacağı kana bulayıcı bir yumruğa
Karşı koymak içindir, böyledir kural, şimşek
Gibi çakan kargılar uçmadan, korunmak için
Yaralanmaktan, işini bil demiş, doğa, yolunu
Göstermiş kargıya karşı kalkanla savunmanın.
Gidermek için gövdenin yorgunluğunu yumuşak, kıtık
Yataklardan çok önce bulmuş kişi dinlenmenin
Yolunu, giderilirmiş yine susuzluk bardaktan önce.
Ne varsa yarar için, başka değil, günlük yaşam
Gereçlerinin öğrettiklerinden. Ayrıdır bunlardan
Önce var olan, sonradan doğmasına karşın yararın
Bilgisini, önceden alan duyular, örgenler. Uzak
Bir düşüncedir senin için örgenlerin yararımız
Uğruna yaratıldığını savunmak, daha önceden.
Açlık, Susuzluk Duygusu
Şaşılası değil tüm yaratıkların, gövdesel besini
Kendince, yapısı gereğince, içgüdüyle araması.
Söylemiştim önceden de, tüm nesnelerden sayısız
Öğenin çıktığını türlü nedenlerle, birçoğu canlılardan
Ayrılır, durmaksızın devinir, ağızdan kokular çıkar,
Yorulup soluyunca; terleme yoluyla atılır birçok
Öğe, içten. Boşalır gövde, kazınır, böyle çıkar
Ortaya açlık duygusu, bitirir canlıyı; yenilir
Yemek gövdeyi korumak için, güçlenir, dirilik
Kazanır kişi, yemeğin gövde sindirimiyle,
Esnek bir tatlılık çöker üstümüze, başlar
Oynaklarda, damarlarda gevşeme. Dağılır akıcı
Özler de sıvılardan yararlanma gereken yerlere,
Yığılır kursakta sıcaklık öğeleri, bir yanma
Başlar, içilen suyla söndürülür ateş gibi.
Yakamaz kavuran bir sıcaklık eli, ayağı sürekli,
Bilirsin böyle giderilir gövdesel susuzluk,
Kurutan, güçsüz bırakan açlık duygusu da.
Yürüyüş
Anlatayım neden, isteyince adım atar, elimizi
Kolumuzu oynatırız, bu yetinin nedenini.
Böyle ağır bir yük altında bulunmasına karşın
Gövdemiz nasıl devinebiliriz, öğren bu öğretiyi.
Anlatayım: Önce görünür bize yürümeyi sağlayan
Özdeşler, iterler tini, yukarda görüldüğünce.
Sonra uyanır gitme isteği, yoksa başlayamaz
Kimse, tin önceden onun isteğini sezmeden,
Özdeşini görmeden, canda. Böyledir uyanması
Tinde yürüme isteğinin. Gelir tüm gövdeye
Yayılan can gücüne istek, dağılır oynaklara,
Ele, ayağa; kolaydır bu canla tinin bağlaşımı
Nedeniyle. Dürter gövdeyi süreklice can, kaynar,
Devinir, yayılır ağırlık, bütün içinde, ileri
Gitmeye, sonra kasılır gövdenin dokuları,
Açılır, kendiliğinden girer soluk boşluklara,
Gerekli çeviklikle akar içeri bol bol,
Gözeneklerden, bölünür en ince öğelerine
Gövdemizin. Böyle iki yandan gelen yardımla,
Devinir gövde yelkenle, küreklerle yürüyen
Bir gemi gibi. Şaşılası yönü yok bunun,
Böyle küçük öğelerin kocaman gövdeyi
Döndürmesinde, kişisel ağırlığın
Sürekli yönetiminde. Sürer yel de özünün
Böyle küçük öğelerden kurulmasına karşın
Büyük bir gemiyi esintileriyle ileri.
Çok hızlı yol almada bile yetişir bir el
Oynatışı, bir dümen gemiyi her yana
Döndürmeye, yönetmeye. Buna benzer yöntemle
Kaldırır az emekle kaldıraçlar ağır yükleri
Yellerin, tekerleklerin yardımıyla
Uyku Üzerine
Hangi yolla girer uyku, yayılır tüm gövdemize,
Bir sessizlik gelir gizliden içimize, kurtarır
Canımızı birçok sıkıntıdan, bunu anlatmak
İsterim sana kısaca, tatlı sözlerle
Kısadır kuğunun türküsü, daha tatlı gelir yine,
Turnanın havaları dolduran, güney yellerinin
Sürüklediği bulutlardan dökülen, çığlığından.
Bir ses duyarım uzaktan, inceden, ürperen bir
Duygu, anlatmak elinden gelmez senin söylediğimi,
Yürürsün gerisin geri, ayak direyen, direten
Bir duyguya kapılırsın, göremezsin gerçeği.
Bağlarsın gözlerini kendi elinle, düşersin
Kazdığın kuyuya. Bastırır önceden, yayılır
Tüm gövdeye, ele ayağa uyku, can gider
Bölüm bölüm dışa doğru, ya da içe, derinlere
Çekilince topluca. Kesilir gövdesel güç.
Candır bizim duyu gücümüz, onunla gerçekleşir
Tüm işler kuşkusuz. Yalnızca uyku bağlarsa
Duyu gücünü, şaşar içimizde can, çıkar
Başarıyı görmek için bir bölümü, tümü
Değil, yoksa cansız kalırdı gövde, kuşatılmış
Bir ölüm soğukluğuyla. Kalmazsa candan bir
Bölüm, saklanmazsa gövdede, küllerin altında
İçin için yanan bir ateş gibi, nereden
Gelirdi duyarlık, birden, kalkınca ele ayağa
Yeniden, bir yalım gibi közlerden yükselen?
Nereden gelir duyulara bölümcül yenilenme,
Nedendir canın karışıklığı, gövdenin uykusu
Açıklamak isterim, bırak dağılmasın sözüm.
İlkin sarar gövdeyi bir hava akımı çevreden,
Dıştan gelen çarpmalar duyarız, titretir,
Acıtır ardarda havanın vuruşları. Bundandır
Tüm yaratıkların gövdelerinde bulunması
Koruyucu bir derinin, domuz ya da sığır
Derisiyle örtünmesi, sarınması kişinin.
Aşınır gövdenin içi soluk almada, biraz,
Çeker soluğu göğsüne kişi, atar dışarı,
Uğrar saldırıya gövde iki yönden,
O evrede uzaktan gelen çarpmalar girer içine
Gözeneklerden, ulaşır öğelere, gövdesel yapıya.
Yavaştan bir yıkım başlar gövdesel bütünde,
Oynamıştır gövdenin öğeleri yerlerinden.
Canın içinde olduğu gibi; bir yandan dışa
Yöneliktir bu çarpma, gizlenir, yansır içeri
Öte yandan, gitmiştir artık öteki bölüm,
Dağılmış. Bir bağlılık var aralarında
İçten, geriye doğru değişik tepmelerde. Doğa
Kapamış ona bağdaşma yolunu uykuya dalınca.
Değişir yönü duyunun, içeri girmez artık.
Koruyacak güç kalmamış oynaklarımızı, gevşer
Gövde, gömülür uykuya, düşer bir yığın gibi
Kollar, bacaklar, bükülür dizler, çözülür
Bağlar, konar şölene uyku, havanın etkisiyle.
Bölünür besin tüm damarlara, gösterir etkisini,
Gerçekten pek güçlüdür uyku, yaygın durumunda,
Bitkinlik, kendinden geçiş, tüketir bizi, dağılma
Başlar öğelerde. Bırakır canın bir bölümü
İçe girmeyi, çıkar gövdeden dışarı, önemli
Bir yanı, dağılır yavaştan, içeride kalanı.
Düşlerin Ortaya Çıkışı
Hangi işe verirse kendini, içten, atılır,
Eskiden beri uğraşırsa kişi, hangi konuya
Saplanırsa düşünme yetisi, görülür uykuda da
Onunla uğraştığı. Savunmanlar düşünür yasaları,
Önceden görülen duruşmaları, komutanlar atılır
Düşte savaş birliklerine, gemiciler denizde yaşar,
Tutuşur sonsuz bir savaşa yellerle, beni de
İlgilendirir bu konu: Varlığın yapısını araştırmak,
Bulduğumu yurdumun dilinde düzenlemek. Böyle
Görülür düşte başka çalışmalar, sanatlar, çokluk
Bağlar kişinin anlayış yetisini, karıştırır.
Günlerce oyuna dalanlar, durmaksızın yukarda
Söylendiği gibi, oyunlarla uğraşırlar düşlerinde.
Bakış, uzun süre ayrılırsa, duyuların yöresinden,
Açar kesinlikle tinin öteki yollarını, baskın
Yapar oradan, süreklice, nesnelerin öğeleri
İçeri. Böyle dalgalanır, yayılır her gün,
Eşdeş özdeşler gözlerin önünde, böyledir
Uyanıkken de oyuncuların gördükleri hep,
Yavaş, hızlı kımıldatırlar ellerini, ayaklarını,
Böyle çınlar kulakta, duru bir ses çıkaran
Kavaldan dökülen ezgiler, tellerin konuşması,
Değişen, ışıyan donatımı görürler oyuncular
Düşlerinde. Çoktur böyle kişinin çabasını,
İstencini, alışkanlık gereği, uğraştırdığı.
Yalnızca kişiler için değil, tüm yaratıklar için
Böyledir durum. Geceleyin dinlenen çevik at,
Terler uykuda, solur derinden hep, gerilir
Kasları, bir başarıdan sonra ya da
Tüm engeller açılıp kalkmak ister gibi.
Birden çabalar av köpeği tatlı uykuda, durmaz,
Çevik, güçlü bacaklarıyla başlar havlamaya,
Koklar burnuyla yoklar havayı, koşar yabanlar
Ardınca, sık sık, yeri koklaya koklaya.
Uyanmışsa, gider görüntünün arkasından
Görür gibi olur sıçrayıp kaçarken geyiği,
Varıncaya değin yanına silinir görüntü, yanılma
Biter, uyanır, düşte görürken sürüyü, başlar
Dalaşmaya sevimli yavruları, yabancı görmüşçesine.
Ne denli azgın bir yaratılışta geçmişse kuluçkalık
Dönemi hayvanların, öyledir uykuda davranışları da.
Bir de görünürse düşte atmacanın geldiği, dolar
Cıvıltılarla birden tanrıların kırları, gece
Cıvıldaşır kuşlar, kaçışır sürü sürü, çekişme,
Kaçışma. Büyük işlerden sonra doğar büyüklük
Gönlünde yiğitlerin, görülür uykuda benzerleri,
Eylemler, ülkeler almış görür kendini krallar,
Yönetirler düşlerinde savaşları, haykırır
Tutsaklar, durduğu yerde, sıkboğaz edilmiş gibi.
Savaşır birçokları yaşamak için giderken
Ölüme, diş diş koparıyor sanırlar etlerini
Azgın aslanlar, kaplanlar, doldururlar odayı
Kalın böğürmelerle. Pek önemli işler üstüne
Mırıldanır pek çokları düşte, kırar geçirir
Kimileri, önceden, kızdıklarını, Düşmüş ölümün
Eline sanır kendini çokları korkar,
Ürperir, sarsılır, atılır sanır kendini tüm
Ağırlığıyla dağın doruğundan, titrer sıtmalı
Gibi, karışır başı, şaşar, çöker yorgunluktan,
Susuzluk bastırır, gider gibi serin kaynağa,
Ya da durur bir ırmak kıyısında, içip kanar,
Tüketircesine, yudumla akar boğazından su.
Uyanınca çocuklar uykudan, ara sıra sanır
Kendini ya bir gölde, ya bir çömlekte,
Kaldırırlar ıslanmasın diye eteklerini,
Akar gövdede toplanan sular, Labilonya
Dokumalarının gider alımı, parlaklığı.
Uykuda Boşalma
Olgun yaşın yumurtalarda yarattığı tohum
Başlarsa ergenlik çağında çıtırdamaya, dıştan
Özdeşler gelir türlü gövdelerden, yaklaşır
Ergin delikanlıya, çıkar ortaya çiçeklenen
Bir renk, bir güzel yüz. İşte bunlar, tohumla
Dolmuş, şişmiş damarları uyarır, başlar
Sevişmede görülen boşalma, bir akıntı kirletir
Üstünü, gelişmişse, beslenmişse gövdemiz uyanır
Olgunluk evresinde yumurtalarda tohum. Nesneler
Değişik uyarılar, kımıldamalar yapar.
Sevişme Üstüne
Kımıldatır kişinin tohumunu, bir kişinin özdeşi,
Çıkar tohumlar kaynaklarından, akar gövdenin
Öğeleriyle tohum, sızar damarlardan yumurtalıklara,
Üreten erkek örgenini kımıldatacağı yere.
Şişer yumurtalıklar, uyarır tohum, uyanır istek,
Bastıran eğilimin yerine fışkırtılır tohum,
Ulaşır ereğe gövde, açınca yüreğin yarasını,
Alışkanlık sonucu düşeriz üstüne yaralı yerin.
Kan akar vurulduğumuz yerden, bir bölümden,
Yakındaysa düşman gelir ona da kızıl kanlı su,
Kime atılmışsa Venüs'ün okları, kime gelmişse,
Bir çocuk gönderilir kadının dölyatağından.
Kadındır tüm gövdeden sevgiyi saçan, kurulur
Onda bağlantı, korunur onda. Atmaya bakar gövde
Çıkardığı tohumu başkasına, bu sessiz, içten
Yanan istekten çıkarır tadını sevişmenin.
Sevişme İsteğinin Bilinmesi
Venüs denir buna bizde, bundandır "sevgi"
Adını alması, budur sevginin tatlı damlalarını
İlk damlatan gönlümüze, ardından gelir soğuk
Acılar, senden ırak kalmışsa sevgilin, yakındır
Yine görüntüleri sana sevginin, fısıldar sevimli
Adını kulağıma, durmadan. Kovmak gerek özdeşlerini,
Başka konuya çevirmek için düşünsel yetiyi.
Almak gerek sevgiyi besleyen özü, özsuyu,
Başka bir gövdede kullanmak için. Tüketmekten
Sakınıp saklamak gerek, başka bir sevişmeye,
Ezici acılara, üzüntülere girişmek için. Doğar
Böyle bir yara, kök salar yıldan yıla, daha ağır,
Çekilmez olur sıkıntıların, kabuk bağlatmazsan
İlk yaraya, ya bir kaldırım yosmasında gidermez,
Ya da çevirmezsen düşünsel yetini başka konuya
Artar günden güne acıların.
Sevişmede Aşırılık
Kurtuluş yok acıdan kaçan da olsa, düşünmekten
Venüs sevgisinin ağına, ucuz kurtulacak sevgiler
Arar kaçanlar. Çıkarır dupduru bir sevginin
Tadını sağlam kişi, sayrıdan daha iyi.
Yanar kucaklaşmada, sarsılır, geçer kendinden,
Sevişenler, çılgınlık içinde, sevgiden,
Bu işin tadına doymak ne ellerden beklenir
Ne de gözlerden, tutarlar birbirini, sararlar
Sımsıkı, bastırırlar, şaşırır gövde, kıvranır,
Bir de başlar birbirini dudaklardan ısırmalar,
Öpücükler kondurmalar, dupduru bir sevişme değil
Bu, bir gizli iğnedir delen, sevişenlere acı
Veren, bu yola düşen sezer içinin yanmasını.
Yetişir Venüs, yumuşatır acılarını, koşar
Yardımına sevişmenin tadını çıkaranların,
Önler korkulur bir duruma girmeden ısırmaları,
Gizlice sokulan sevişmeyi, yalnızca gövdeyedir
Umut, yakan gövdeye, odur söndürebilen yakıcı
Yalımları, oradadır acıların kaynağı, onda
Tutuşmuş için için yalım, yoksa doğaya aykırı
Bir tutum olurdu bu, işte budur daha önceden
Bulunan, durmadan yüreği yakan, çılgın isteklerle
Tutuşturan. Yer yiyeceği, içer içeceği gövde
Sindirilir bunlar içerde öğelerce, doldurur
Belli yerleri, böyle doyunur yeme, içme
İsteği, renklenen, çiçeklenen güzel yüzlerden
Çıkan tadın gerçeği. Önemsizdir gövde için
İncecik görüntüler, boş avunmalar getirir
Yanar susuzluktan, verilmez ona kuruyan ağzını,
Dilini serinletecek bir yudum su, suyun
Görüntüleri dalgalanır içeceğin yerinde, ırganır.
Ölür susuzluktan ırmağın ortasında, bir yudum
İçeyim derken. Böyle oynatır Venüs sevenleri,
Sevginin kuru görüntüleriyle, durur gözünün
Önünde, pek yakınında, doyamaz tadına, bir çimdik
Bile koparamaz dokunduğu koldan, bacaktan,
Oyalar, yanıltır gövdeyi, bir oynaşmayla.
Birleşirse birbiriyle örgenler, çiçeklenir,
Açılır ergenlik çağı çıkarınca sevişmenin
Tadını gövde, düzenlemişse kadınlık tarlasını
Elverişli kılmışsa ekmeye Venüs, bastırır
Azgın bir istekle göğüsler göğüsleri, karışır
Birbirine ağız suları, dişler geçer dudaklara
Soluya soluya; yoksa iş çıkaramaz gövdeden
Görüntüler, gömülemez iyice biri ötekinin içine.
Gerçek bir yarışma başlamış aralarında,
Sımsıkı birleşmişler Venüs'ün eli altında,
Ayrılmaz birbirine geçen örgenler sonunu
Getirmeden tadın, büsbütün yorgun düşmeden.
Boşaltmış damar damar sevişmenin biriken
Tadını, başlar bir azalma, sönme, diner
Yanmalar, durgunluk gelir erkeğe, kadına,
Sonra başlar yine kudurmalar, girerler
Uyanan isteği giderme yoluna: Çekilir
Başa gelen, kurtuluş yok, kimseden yardım
Görmeden onarırlar bu gizli yarayı böylece.
Sevişmenin Bitimi
Başlar elden ayaktan kesilmeler, yıpranmalar,
Tükenmeler, yorgunluklar, tüm nesnelerden bıkma,
İşten kaçınma, batar gibi süzülür gözler,
Çözülür el ayak. Yerde bir Babilonya kilimi,
Ayakta Sicyonia ayakkabıları, parlak, ışıyan
Kocaman bir zümrüt, döner altuna yeşil
Işıklar altında erguvan rengi, sağlam giysi,
Sere serpe yayılmış bir kumaş, emmiş
Doyasıya Yunus'un terlerini. Gitmiş babaların
Kazandığı başa takılan bir inciye, ya da
Sakız'dan, Alinda'dan gelme bir giysiye,
Bir mantoya. Göz kamaştıran örtüler, oyunlar,
Eğlenceler, törenler, şölenler, düzenlenir,
Kadehler döndürülür, ezmeler yenir, çiçeklenen
Giyim kuşamlar, çelenkler, donanmalar. Bakarsın
Alt üst olur birden hepsi, sevişenlerin
Can damarından, yüreğinden çıkar acı damlalar
Birden, bir korkudur başlar çiçekler arasından
Titretir onu, görünce günlerin boşa gittiğini,
Üzülür, anlar toza toprağa karıştığını, bastırır
İçten acılar, ya bulanık bir söz çıkar, işler
Derinlerine seven gönlünün, yakan bir ateş gibi,
Ya da düşünür derin derin, dolar gözleri,
Bakar başkalarına, uzun uzun sorar yüzlerinde
Bir gülüşün, bir mutluluğun izlerini.
Sevgiden Kaçılmaz
Acılar vardır en mutlu, yürekten bağlı
Sevgilerde süresiz. Bunlar mutsuzlukta sayısız,
Göz yummak, katlanmak gerek. Yukarda gösterdiğim
Yoldur en doğrusu: Çağ çağ bunlardan korunmak,
Tuzaktan kurtulmak için. Bir kez düşülmüşse
Ağa, güç değil Venüs'ün vurduğu sıkı düğümleri
Çözmek, sevgi tuzağından kurtulmak. Düşebilirsin
Böyle bir tuzağa sen de, sımsıkı bağlanırsın,
Yolda durmazsan, dikilmezsen kazık gibi,
Kurtulursun düşmandan, tinsel yanılmalara
Aldırmazsan, sevgilinin gövdesel eksikliğine.
Böyle yapar çokları, bağlayınca sevgi gözlerini,
Ödünç almaya kalkarlar, gerçek olmayan sevgi
Uyarılarını, birçok yetişkin, çirkin kız
Görürüz, baskındır etkileri, gönül çeken
Uyarmalarla, gülümser, birbirlerine öğüt verirler ;
Venüs'ü kızdırmasınlar sevişmede, utandıran,
Sıkan kötülükler gelmesin başlarına diye.
Görmez en düşkünler bile, ağır mutsuzluğunu
Sevginin; karalar, bal rengi saçlılar, toprak
Arılığından sıradan güzeller, donuk mavi
Gözlüler, Pallas denenler, meraller, kemikli,
Kurumsu, kısa boylu, ince yapılı Charitinlerden
Biri, buna karşılık dev yapılı kadınlar
Alımlıdır, göz doyurur, konuşur, kekeler, utanır,
Çıkarır tatlı sesini. Kıskanç olur, barbar olur,
Sever öç almayı, durmaz çenesi, ateşlidir bunlar.
İnce yapılıdır bu yaratık, sararır, solar, uzun
Boylu, ölmüş eskiden, öksürükten. Beslemiş Ceres
İri göğüslerinden Iacco'yu, topuz burunlu, Selene
Başlı, öpüşlere susatan kalın dudaklı Satyra.
Anlatmak istesem sonu gelmez, başkalarını da.
Çıkarsa ortaya gözler kamaştıran, alımlı yüzlü
Bir ece, dökülür tanrısal bir sevginin çeken,
Yürek oynatan güzelliği her yerinden, adı
Anılır mı yanında ötekilerin? Onsuz yaşamışız
Önceleri, biliriz yarattığı kıskançlıkları,
Bozgunlukları. Tütsüler elini, kolunu, boynunu,
Karşıt kokular sürünür, utanır kaçar beslemeleri,
Gülerler, eğlenirler onunla Kalır kapalı kapılarda
Sevenler, ağlar, sızlanır, süslenir çiçekli giysilerle,
Kantaron yağı serper direklere, kucaklar kapıları,
Dolar kollarını, öper. Bırakır seven erkeği kadın,
Bir soluk vurur yüzüne, yel gibi içeri girince.
Sevilir duruma gelmek için, yeniden, yol arar,
Yanık türküler söyler, karışır sulara, uzun
Süren içe kapanmalardan, deliliğine sayar bunu.
Anlar ona bağlanmanın ölümlü işi olduğunu.
Bunları bilir güzellerimiz. Uzatmak isterler
Sevişmelerin süresini, gizlemeye kalkarlar perdenin
arkasında olanları, görenlerden. Senin elindedir
Düşünsel gücün gözleriyle oyunun ötesini görmek,
Olanları açıklamak, bağışlanır eksikleri kişinin,
Densizliği, yiğitçe duyguysa, değilse tatsızdır.
Sevgi Duygusu Topludur
İkiyüzlü değil her zaman, sevgiye susayan,
Erkeğin kollarına atılan kadın, bütünleşen,
Öpücüklerle ağzının suyunu akıtan, emici dudaklarla
Kendini bırakan kadın. Yürekten yapar bunları,
Çırpınır, can atar, değişik tadına bakar, ister.
Bu yolla döllenmez tavuklar, sığırlar, kısraklar,
Koyunlar, yabanlar, erkekten döl alamazlar, onlarda
Kudurmuşsa döllenme isteği, yaratılışları gereği
Soydan gelir sevişme ataklığı, uyarır,
Birleştirir iki kişiyi karşılıklı sevişmeler,
Görmez misin, katlanırlar ortak acılara sevişmede?
Çırpınır çözülmek için köpekler, ortalıkta
Görülür sık sık, uğraşırlar ayrılmak için,
Ayrılamazlar yine de, düğümlemiş onları içten
Venüs'ün sağlam bağları. Kurtulamazlar tadına
Doymadan sevişmenin bağlarından, söylediğim gibi,
Ortaklaşadır birleşmenin tadı ikisinde de.
Soyaçekim Sorunları
Tohumlar karışır, üstün gelirse kadın, tadın
Verdiği güçle sevişmede, koynunda erkeğinkine,
Anaya benzer çocuklar, onun tohumundan bu,
Baskın çıkarsa baba benzer ona çocuklar.
Birleşir ana-ata özellikleri iki yapının
Kuruluşunda, birbirine karışır çocuklarda.
Büyük çocuklar ana-babadan çiçeklenerek,
Sonradan. Uyarır öteden sevişmenin suyu
Ulaşır ergenlere Venüs'ün tohumları, çatışır
Yalımlar karşılıklı, ne yenen, ne yenilen.
Benzer çocuklar ataya, nineye, yansıtırlar.
Pek çok öğe gizli ana-baba gövdesinde,
Kaynaşan, bunlar soyaçekimle atadan ataya
Geçer, bundan benzer çocuk atalarına. Bundan
Çıkarır Venüs türlü yaratık biçimlerini.
Düzenler atalara çeken tüy örtüsünü, sesleri,
Kuşakları, yüz, el, ayak, gövde soyaçeker, gerekli.
Babanın dölünden gelen dişi, doğar anadan
Öyle, dişice özden; birleşir iki tohum,
Bir doğumda. Birine benzer, ötekine benzemezse
Çocuk, ya ananın, ya atanın soyuna çekmiş demek.
Kısırlık
Engeldir tanrısal güç, kimi doğumlara, güzel,
Tatlı bir yavrunun ağzından "baba"nın çıkmasına,
Soyun sürmesine; böyle sanır çoğu, gider sunağa
Üzülür, kanlı, buğulu adaklar sunar Venüs'e döllesin
Diye erkekler bol tohumlarla kadınları, olmazsa
Yererler tanrı bilicilerini, dilekleri. Verimsizlik
Var burada, ya kalın, iridir dölleyen tohum, ya da
İncedir, kaygandır uygun olandan. Duramaz ananın
Dölyatağında, incecik tohum, kaygansa akar.
İşe yaramaz kalın tohum, sıkıdır. Fırlamaz ileri
Yetmez itiş gücü, girmez içeri, karışmaz kadının
Dölüyle. Başka erkekten yüklenir kadın, doğurur,
Çoğaltır boyunu. Böyledir erkekler de, başka
Kadını doğurtur, sürdürür soyunu, kurtarır ileri
Yaşını. Tohum tohumla karışır, uygun gelirse
Gerçekleşir doğum. İri, kaygan erkek tohumu
Birleşebilir iri, kaygan kadın tohumuyla,
Buradadır dirimin besini, irileştirir tohumu
Kimi besinler, kayganlık, incelik verir içerde.
Sevişmenin Türleri
Gerçekten çok önemli, erkeğin kadınla birleşme
Yöntemi, yanılır birçok erkek, dört ayaklılar
Gibidir en iyi birleşme kadınla, kolay ulaşır
Tohum dölyatağına, yüzükoyun, göğüs değmez yere,
Yukarı kaldırırsa kadın kalçalarını. İşine gelmez
Kadının açgözlü, aşırı davranış, gebeliği önler,
Ancak, direnmeye yol açar. Sallarsa kalçalarını
Engeller erkeğin tat almasını sevişmeden,
Çıkarır evlekten saban demirini, oynak gövde
Kıvırmaları, dalgalı çalkalamalar; sapar erkek
Tohumu yönünden, orospular böyledir, çıkar gereği,
Gebe kalmamak için. böyle duyurmak ister Venüs
Erkeklere kolay sevişme tadını, bıktırıcıdır bunlar
Bizi karılarımızdan, tanrılardan, Venüs oklarından,
Çıkarsız, az güzel de olsa sevilen bir kadın.
Kendi yapar etkisini, güzellik, beğenilir onlarda,
Eylemlerinde, esen yaşanır onlarla, sevecen, duru,
Alışkanlıkla düzenlenir sevişmeler, Sık çarpmalar,
Az tatlı, az titretici olursa sürer gider etkisi,
Dayanılmaz, karşı çıkılmaz ona. Görmez misin
Nasıl akan damlalar oyar kayaları, günlerin
Geçmesiyle, taş üstüne düşerek. Böyledir sevişme de.




BEŞİNCİ BÖLÜM
Epikuros'a Övgü
Kimin elinden gelir böyle gür bir sesle
Bu türküyü söylemek, varlığın yücesinden,
Buluşlarımızdan değerler getiren bir şiiri
Söylemek? Nerde o saygıdeğer sözlerle kutlanması
Gereken? Anlığın derinlerinden, yollar açan,
Yığınla altın getiren, araştırmaların ürünlerini
Bize bırakan, yok ölümlüler soyunda, bence
Onun yaptığını yapacak, bilelim diye gerçeği
Kurmuş bir yüce düzen, tanrıdır o, tanrıdır, ışık
Saçan Memmius, tektir, bilgeliği bildiren, evren
Görüşü deyip alıştığımız. Odur karmaşasından
Kurtaran dirimin, bizi durgun sulara götüren,
Dalgalardan kurtaran, karanlıktan aydınlığa
Çıkaran, korkuyu dağıtan. Vur ölçüye, düşün
Tanrıların neler bulduğunu, önceden, Ceres
Bulmuş buğdayı beslensin kişiler diye, söylence
Budur, armağan etmiş Bacchus yürek oynatan
Sevinci, asmanın özünden doğan. Yaşanabilir
Bunlardan uzak, yaşayanlar var öyle, şimdi de,
Arıtılmamış yürek, nerde mutlu yaşamak.
Doğrudur o'nu bir tanrı diye görmemiz,
Onun öğretisidir yayan çok uzaklara,
Kalabalık toplumlara, bir sevinç içinde
Yaşamanın tatlı avuntusunu. Ayrılırsın gerçekten,
Uzaklaşırsın, düşünürsün yükselmek için neler
Yaptığını Herkül'ün, ne yaparmış bize Nemeaeus'un
Uçurum ağızlı aslanı, azgın Arcadius domuzu?
Girit'in boğası, Lerna'nın ejderi, Hydra ağılı
Yılanlarla demir giysilere bürünen? Nedir
Üç gövdeli Geryon'un verdiği sıkıntı, Diomedes'in
Burunlarından yalımlar çıkaran, soluyan azgın
Atlarının, Trakyalıların Bistonia gölünde, Imaros
Tepelerinde yaptığı? Önce Stymphala'nın yüce
Kuşları, Hesperidlerin bahçelerinde altın
Işıltılı elmaları koruyan, dev halkalarla
Ağaçların kütüklerini saran keskin bakışlı,
Pullu ejderler neden korkutur bizi, engin
Okyanus kıyılarında, ne birimizin sokulabildiği,
Ne de bir yabancının gidebildiği yerlerde?
Ne yapabilirdi bize, öldürülen devletlerden biri
Yaşasa? Yeter yeryüzüne korku salması devlerin,
Hepsi boş, yüksek dağlarda, kırlarda, ormanların
Sık, gür yerlerinde, yaşadığımız bölgelerde, üzmesi.
Arınmamış içimiz korkulur nesnelerden, istenmeyen,
Karşı koyulması gerekenlerden. Neden kemirir
Kişinin yüreğini bu yutucu, korkutan sıkıntılar,
İlgilenmeler, etkili? Nedir kendini beğenmişlik,
Uyarma, bu dönüş, saygısızca davranışlar? Hangi
Yıkıntıdır doğan bu bitmez saçmalıklardan?
Kim kurtardı bizi bu baskılardan, acılardan,
Kötülüklerden, savaşlardan? Yok mu tanrılardan
Bununla ilgilenen biri? Anlatmış bunları, kendi
Ürünlerinde güzel, ölümsüz tanrılardan gelen
Tanrısal yetili kişi, açıklamış varlığın yapısını,
Sözleriyle, koymuş ortaya. Aydınlık izindeyim,
Kurduğu düzenin yolundan, ardından gidiyorum,
Ondandır, öğrettiklerim, bu düzene borçludur
Varlığını, doğuşunu, yaşayan, sergilenen, çağın
Kopmayan, sağlam yasaları, kuruluşunu da.
Tinin Geçiciliği
İlkin ölümlü bir özden kurulmuş, öyle bulunmuş
Tinin yapısı, yaratılmıştır o da, dağılmadan
Kalamaz uzun süre tin, koruyamaz kendini.
Yanıltır düşte özdeşler bizi, ölenlerin yaşar
Görünmeleri. Öğretinin sonucu gereği kanıtlamam
Uygundur evrenin ölümlü nesneden kurulduğunu,
Benzer yapıda olduğunu. Bu özdeksel birleşme
Yeri, göğü, denizleri, yıldızları, ay yuvarlağını
Topraktan çıkan canlı kemiklerini, ortada yokken
Bir nesne, kanıtlamam gerek bunların kaynağını.
Kişi soyu nesneleri adlandırmakla nasıl değişik
Diller yaratmış, nereden tanrı korkusu girmiş
İçimize, yeryüzünün dört yanına yayılan kırları,
Sunakları, gölleri, tapınakları, tanrısal görüntüleri
Koruyan kutsal korkuyu açıklamam gerekir.
Yıldızların Devinmesi
Anlatayım güneşin yörüngesini, ayın dönüşünü,
Doğanın, onları dönerken yöneten gücünü.
Düşünürüz bağımsızdır yıldızlar, dönerler
Yerle gök arasında süresiz, yalnızca yemişlere,
Diri varlıklara uzatır yardım elini tanrılar
Düzen verirler yönetime diye. Şaşar gerçekten
Tasasız, kaygısız yaşadığını öğrenen tanrıların,
Kendi başına yürürken birçok iş, başımızın
Üstünde, boşlukta geçen olayları görürken.
Birtakım kimseler kapılır eski inançlara,
Benimser acımasız beylerin tusaklığını, inanır
Onların gücüne, yazık. Bilmez düşkün kişi
Neyin olup neyin olamayacağını. Onu etkileyen
Gücün her yandan çevrildiğini, sınır taşını.
Evrenin göçüşü
Kalan konular üzerinde durmak istiyorum
Uzun uzadıya, ilkin bakıver denize, toprağa,
Göğe, üç kattır onların yapısı ey Memmius,
Üç kattır onların özdeği, üç kattır değişik
Biçimi, üç kattır onların iç yapısı, bir yığın
İçindeymiş başlangıçta tüm varlık, dağılmış
Binlerce yılın koruduğu evrenin yapısını
Kuran yığın. Gizlemek değil yeri, göğü
Korkutan, yok etmenin düşüncemizde ne denli karışık
Sorunlar yarattığını, bunları sözle kanıtlamanın
Bana ağır geldiğini kaygım, gerekirse söylemek
Önceden olduğu gibidir bunlar, ne gözle görülür,
Sez Törek ädäbiyättän 1 tekst ukıdıgız.
Çirattagı - Varlığın Yapısı - 10
  • Büleklär
  • Varlığın Yapısı - 01
    Süzlärneñ gomumi sanı 3642
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2001
    20.3 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    31.3 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    38.0 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Varlığın Yapısı - 02
    Süzlärneñ gomumi sanı 3484
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1946
    23.2 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    36.6 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    44.2 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Varlığın Yapısı - 03
    Süzlärneñ gomumi sanı 3555
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1921
    23.2 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    35.9 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    42.9 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Varlığın Yapısı - 04
    Süzlärneñ gomumi sanı 3433
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2032
    22.2 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    33.4 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    40.8 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Varlığın Yapısı - 05
    Süzlärneñ gomumi sanı 3420
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1930
    21.6 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    34.2 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    40.9 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Varlığın Yapısı - 06
    Süzlärneñ gomumi sanı 3611
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1844
    22.4 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    35.1 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    42.0 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Varlığın Yapısı - 07
    Süzlärneñ gomumi sanı 3500
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2097
    23.1 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    35.6 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    42.2 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Varlığın Yapısı - 08
    Süzlärneñ gomumi sanı 3488
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1968
    23.8 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    36.7 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    44.1 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Varlığın Yapısı - 09
    Süzlärneñ gomumi sanı 3485
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2186
    22.6 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    35.0 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    42.5 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Varlığın Yapısı - 10
    Süzlärneñ gomumi sanı 3522
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1923
    23.1 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    35.8 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    42.7 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Varlığın Yapısı - 11
    Süzlärneñ gomumi sanı 3384
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2200
    22.2 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    36.1 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    42.7 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Varlığın Yapısı - 12
    Süzlärneñ gomumi sanı 3357
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2055
    21.5 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    34.8 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    40.8 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Varlığın Yapısı - 13
    Süzlärneñ gomumi sanı 3541
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1907
    22.2 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    35.1 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    42.1 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Varlığın Yapısı - 14
    Süzlärneñ gomumi sanı 2620
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1747
    24.2 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    36.3 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    42.8 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.