Varlığın Yapısı - 08

Süzlärneñ gomumi sanı 3488
Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1968
23.8 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
36.7 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
44.1 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
ads place
Havaları dolduran turnanın cıvıltısından.
Görülüyor daha küçük öğelerden kurulan
Nesnelerin daha hızlı olduğu. Bu türdedir
Güneşin ışığı, sıcaklığı. İncecik öğelerden
Kurulmuş. Ardarda çekiş vuruşlarından çıkan,
Hava boşluğunu aşan, durmayan sesler gibi.
Işık gelir, iki öküzün çifte koşuluşunca,
Şimşek çakar gibi ardarda, öyledir özdeşlerin varlık
Gerekimi, çok kısa sürede aşarlar engini,
Önce, birden, arkadan gelen ufak bir çarpma
İter özdeşleri öne doğru, sürer ileri.
Onların kanatlanırcasına, yayılmalarına elverişli
Yer; şaşılası nitelikte ince dokusu, bu yayılışta
Tüm nesnelerden geçmesini sağlar, kolaylıkla geçer
Havayı da. Görülür sezildiği nesnelerin de içten,
En derinden gelen, daha küçük, gövdeciklerinin
Güneş ışığında, sıcağında olduğu gibi, hızla
Dışa fışkırdığı, çözülünce gökyüzüne yayıldığı,
Karaların, denizlerin üzerine uçtuğu, bir ışık
Yağmuruyla uzayı doldurduğu. Nedendir önde
Bulunan tüm özdeşlerin ayrılmaya uygunluğu,
Bir engelle karşılaşmama? Görmez misin
Ne denli hızla devindiklerini, uzağa gitmeleri
Gerektiğini, geniş bir alanda uçuştuğunu, güneş
Işınlarının da eş zamanlı, göklere yayılışını?
Bence bir kanıtlanmasıdır bu, bilginin nesnel
Özdeşlerin gelişmesi, devinmesi konusunda.
Bir kap su koyarsın geceleyin dışarı, parlar,
Görürsün içinde yıldızlı göğü, yansır yıldızlar
Suya, bundan anlaşılır özdeşin büyük hızı,
Uzaydan yeryüzüne inişi, suda izdüşümü.
Özdeş Akımların Algılanışı
Söylemek gerek: Durmadan yayılır öğeler
Ulaşır gözlerimize, uyarır görme duyusunu,
Nesneler bilmez kokuların çıktığını, ırmaklardan
Serinliğin, güneşten sıcaklığın, deniz dalgasından
Çatırtıların doğduğunu, kıyılarda yıkıntıları suların
Aşındırdığını, türlü gürültülerin uzayı yardığını,
Deniz kıyısına varınca birden ağzımıza acı nesnenin
Erimesinden doğan acı karışımlı, tuzlu ıslaklığın
Geldiğini. Akar boyuna nesnelerden özdeşler,
Öteden beriden bölünür, ayrışır, yayılır çevreye.
Kesilmez akımlar, bunlardır duyularımızı uyaran,
Sessizce. Görebilir, sezebiliriz bu sesleri, kokuları.
Özdeşlerin Göze Etkisi
Karanlıkta bile duyarız, dokunmakla biçimini
Bir nesnenin, ayrı değil gündüz görülenden.
Birdir öz bakımından dokunmanın, görmenin nedeni.
Budur gereken de. Geceleyin elle dokunup sezdiğimiz
Bir dikdörtgenin başka olabilir mi biçimi
Gündüz gördüğümüz dörtgenin özdeşinden?
Bundan belli görmenin özdeşlerle oluştuğu.
Evrende özdeşsiz bir nesnenin görünmediği.
Nesnelerde Renk, Biçim, Aralık
Akar dört yana adı geçen nesnelerin özdeşleri,
Döner, yayılır ayrı yönlere, yalnızca gözle
Görülebilir bu biçimler, tüm nesnelerden doğar
Biçim, renk yöneltilerine göre ulaşır gözlerimize,
Özdeşler gösterir bize, olabildiğince, uzaklığı
Onlarla belirleriz bunu, uzaklıktır ayıran
Özdeşlerin nesnelerinden bizi, çıkınca gider
Öteye beriye nesnesinden özdeş, bölünür
Tümden havada, çözülür, dikilir önüne gözlerin.
Girer gözümüzden içeri, çarpar gözbebeğine,
Oradan varır daha içeri sonuna değin,
Bu yöntemle biliriz özdeşlerin uzaklığını,
Kestirebiliriz, ne denli çok sarsarsa önümüzde
Duran havayı, o oranda, kavrarız ırağı.
Ne denli uzarsa özdeşin akımı, yayılırsa,
Olabildiğince gözlerimizin önünde, o denli
Uzakta görünür bize bir görüntü. Şaşılası
Hızdadır bunlar, bir bakışta görürüz uzaklığı.
Özdeşlerin Görünmesi
Şaşmamalıyız artık, gözümüze yakın gelen
Özdeşlerin, tek tek görünmemesine karşın
Nesnelerin görünmesine. Değişik yönlerden eser
Yeller, sarar bizi birden keskin soğuklar,
Göremeyiz bunları oluşturan öğeleri bir bir,
Sezemeyiz esen yellerin, ancak bir bütünlük
İçinde duyarız vuruşlarını tek tek, bize gelip
Çarpan başka bir nesne gibi, bu yolla gösterir
Özdek olduğunu bize, dıştan uyarır gövdeyi.
Dokununca bir taşa parmağımızla, sezinleriz
Yüzeyini, ona renk veren üst yüzünü,
Derinden gelen katılığını, duymayız rengini
Dokunmakla. Şimdi dinle bunu da: Nedendir
Özdeşlerin, öte yanda, görünmesi, anla: Yansıtılmış
Orada bize görünen. Dışarda, gerçek olan
Bir nesneyi, görüş açısında, görmemize benzer
Bu da; açık bir kapıdan baktığımızda, birçok
Olay görürüz evden, dışarda geçen, işte böyle
Görünür aynada, söylediklerimiz de, burada
İki katlı havadır görmeyi sağlayan.
İlkin kapının önünde olanları görürsün, yanda,
Sonra kapıda duran sağlı-sollu iki direk,
Daha sonra keser gözlerinin önünü ışık,
İkinci hava, dışarda, görüş açısının kapsadığı
Ne varsa. Böyledir aynada yansıyan görüntü de,
Kırılınca gönderir onu, gözle görüntü arasında
Kat kat hava, gözlerimize değin, öne doğru.
Budur, daha önceden, aynadan yansıyanları
Duyularımıza götüren. Bu evrede görürüz bunları.
Bu görüntü çok kısa sürede yansır yeniden,
Döner aynaya, o yandan bu yana, bu yandan
O yana yansır sürekli, gelir gözlere, hep,
Gider ileri, yuvarlanır boyuna havaya. Bundan
Anlaşılır ilkin, aynadan yansıyan havadır
Görünen, sonra gider yansıyan görüntü, uzaklaşmış
Görünür bizden. Bir kez daha söyleyeyim: Dışarda
Kapının arkasında yansıdığı görülen görüntülerin
Şaşılır bir nesne olmadığını, suların yüzünde
Yansıyanlar gibi açıklanır bunlar, havanın
Katlı olmasından doğar burada ikisinin etkisi.
Ayna Yansımaları Değişir
Değişir aynada görüntüler, örgenlerimiz de,
Sağımız solda, solumuz sağda görünür, bunu
Açıklayacağım aşağıda: Aynanın yüzüne çarpan
Bir görüntü döner geriye, değişmeden, atılır
Dışa, topraktan yapılmış bir maskenin ıslakken
Duvara, ya da direklere bastırıldığında, gerçek
Biçiminde kalınca önden baskıyla, karşıt
Durumlar görülür iki yönden, ortaya çıkan.
Bundan anlaşılır önceden, sağ gözün şimdi
Solda, sol gözün de şimdi sağda göründüğü.
Ayna Görüntüleri Türlüdür
Benzer bu olaya, bir görüntünün aynadan aynaya
Vurması, birkaç özdeşin arka arkaya gelmesi.
Ne varsa evin içinde, gizlenmiş arkada
Böyle görünür birbirinden uzaklaşmış,
Yol, iz karışmış. Çıkar ışıktan eğri büğrü
Bir görüntü, birkaç ayna kullanılır, böylece
Görülebilir bir durum sağlanır, bu yöntemle
Geçen görüntüler aynadan aynaya pırıl pırıl
Soldaki sağda görünür, sonra geriye yeniden
Kesilmeden soldan sağa, sağdan sola dönüşür.
Yan Görüntüler
Aynalar, gövdelerimiz gibi, iki yana
Doğru karşılıklı, eğik durumda konursa,
Doğru görüntüler yansıtır bize, böylece
Ya görüntü aynadan aynaya yansır, iki katlı
Kırılır, bize ulaşır, ya da bu yolla görüntü
Döner çevreyi, varır sonuna.
Anlaşılır bu aynanın bize çevrilmesinden.
Aynada Görüntülerin Devinmesi
İnan bana, eş adımlarla devinir görüntüler,
Sürekli, belirir, bizim davrandığımız gibi,
Bırakınca aynayı, kesilir görüntü, gelmez bize,
Bir kuralı görülür burada doğanın: Yansıyan
Tüm nesnelerin gerekir eşit açıyla kırılması
Geriye, yansımaya karşıt yansıması.
Göz Kamaşması
Engeller gözü, bozar görüşü parlak nesneler,
Sürekli bakınca güneş de bozar gözü, aşkın
Bir güç var onda, yukardan düşerken öğeleri
Aşağı doğru ışıyarak, parlayan uzaydan gelir
Hızla göze, yıpratır iç dokusunu gözün.
Yakar gözü keskin parlaklık, süreklice,
Ateş öğeleriyle yüklüdür hepsi, derin acılar
Doğurur göze giren ateş öğeleri.
Sarılık Hastalığı
Sarı görür neye bakarsa sarılığa tutulan.
Akar sarılığa tutulanların gövdelerinden
Sarı özdek öğeleri çokça, bunlardır sonradan
Havada nesnelerin özdeşlerine yerleşen.
Bunlardır hastanın gözlerinde türlü
Biçimde karışan, sonra solgun renk örtüsüyle
Bütün gördüğü nesnelerin yüzeyini kaplayan.
Karanlıktan Aydınlığa
Karanlıktan bakarız aydınlıkta olana
Önceleyin, karanlık havadır açan, bakan
Gözlere bir çıkış yolu, oradan düşer aşağı
Doğru, parlayarak gider ardınca, aydınlık
Havanın, sürekli. Daha güvenli, seçkin, oynak,
İncedir ışıyan aydınlık, parlak hava,
Geniş, uzun gecenin korkunç karanlığından.
Birden doldurmuş ışıkla gözün görüş yolunu,
Açılmış daha önceden karanlığın kapadığı
Yol, çıkmış ortaya nesnelerin görüntüleri
Onun ardından, ışıktır bunları gösteren,
Göze görmeyi sağlayan, bakılmaz karanlıkta
Işıksız, gelir kararmanın kalın havası
Sonradan, doldurur bütün yarıkları, kapar
Gözün görüş yollarını, gelemez nesnelerden
Gözlere bir görüntü, orada, devinebilen.
Görüş Yanılmaları
Çokluk yuvarlak görünür bize kentin dört
Kıyılı kuleleri uzaktan bakılınca. Nedeni:
Böyle bir köşe ya düz görünür uzaktan, ya da
Görünmez, yitirir çarpma gücünü, gelemez ordan
Bir uyarı gözlerimize, devinirken özdeşler,
Hava yığınıyla sürekli çarpışmalar sonucu
Tükenir, engellenir duyulara gelen uyarı.
Bundandır iyi görünemeyişi köşelerin. Yuvarlak
Görünür bize dörtgen biçimli yapılar.
Gerçekten yuvarlak değil onlar, yakından
Gördüğümüz gerçek yuvarlak gibi. Bu durum
Karışma yüzündendir çevresel çizgilerde.
Gölgelerin Kımıldanışı
Böyle görünür, bize, güneşte, yanımızda
Bizden ayrılmayan gölgemiz. Uyar adımlarımıza,
Özenir devinmemize, sanılır gerçekten ışıksız
Havanın gittiğini kişinin adımının da,
Devinmesinin, davranışının da. Gerçekte
Alışkanlığa göre, gölge dediğimiz, nesne
Değildir, ışıktan yoksun havadan başka.
Işıksız kalır yürürken biz, yerler, nereye
Varsak, güneş ışığını önlesek. Yine dolar
Işıkla geçtiğimiz yerler. Yanlış düşünüyoruz
Gölgelerin bizimle gezdiğini sanarak, onların
Önceden gövdeden ayrıldığına inanarak.
Süreklidir ışınların dökülüşü, ocağa atılan
Bir yün gibi gider eskisi, gelir yenisi.
Bundandır toprağın güneş ışımalarını yitirişi.
Alır ışığı yıkanır karanlık gölgeler, açılır.
Karışmalar Görüşü
Gözler yanılıyor diyemem burada, ancak
Gölgenin, ışığın bulunduğu yerde çalışır gözler.
Değişmeden kalmaz ışık olduğu gibi, ya da başka
Yerde çıkar mı ortaya burada bulunan gölge
Değişmeden? Yukarda söylendiği üzre nesneler
Durur mu değişmeden? Uygundur bunları kavramaya
Anlayış gücü. Giremez nesnelerin özüne göz, gözde
Değildir yanılmanın nedeni. Kımıldanmadan sessiz
Durulduğu sanılır, yelkenliyle gidilirken.
Bir koyda demir atılmış sanılır, hızla gidiyor
Gibi gelir bize tepeler, kırlar önümüzde, uçarca
Geminin kuyruk kesimine doğru. Kürekler çekilir,
Yelken açılırken kanatlanmış gibi geçeriz
Önlerinden, Görünmez mi göğe düğümlenmiş gibi
Kımıldamadan, sessiz duran yıldızlar? Oysa
Sürekli devinirler. Çıkarlar yukarı parlayan
Özleriyle göğün üstünden aşınca, uzaklaşırlar
Gözden batıda. Güneş, ay devinmez görünür, oysa
Devinirler gerçekte. Yükselir iki kaya bir
Deniz çevrintisinden, bakarsın bunların arasından
Geniş bir yol açılır, donanmalara, birleşir,
Bir ada olduğu da görülür iki kayanın. Çevrelenip
Dönen çocuklar, döndüklerini sanır durunca,
Oynadığı gelir onlara direklerin avluda.
Anlaşılır, damın onları korkutmak için çökmeye
Kalkmadığı, başlayınca parlak ışıklarını yaymaya
Doğa, günün ışıyan kızıllığını tepelere, göğe
Ağmaya, tırmanır gibi görünür dağın doruğu
Güneşe doğru. Yanar yakınında yalımsız sıcaklıkla
İki bin ok atımı, ya da beşyüz kargı boyu uzakta,
Bizden, bir dev boşluk varken güneşle dağ arasında.
Bu boşluğun aynasıdır ışıldatan sonsuz uzayı.
Binlerce ülke var, bu arada, değişik uluslar,
Hayvan soyları yaşar bu alanlarda. Bir parmak
Yüksekliğinden az bir su birikintisi taşların
Arasında, kaldırımda, bakılır derinliğine buradan
Sonsuz bir görüşle dünyanın,
Açılır gibi engin bir uçurum yerden göğe,
Sanırsın bunun içinde gördüğün bulutlar,
Gök varlıkları yayılmış yerin altında, geniş,
Büyülü bir gökteymiş gibi, böyledir ırmağın
Ortasında duran azgın bir at çayın akışınca,
Bize karşıt olmadan, baktığımızda suyun akan
Dalgalarına, çaprazlama döndüğünü, durmasına
Karşın atın, kapılmış akıntıya, sürüklenmiş
Sanılır akıntı yüzünden. Ne yana çevirsek
Gözlerimizi suyun akışına kapılmış görünür
Nesneler. Buna benzer sütunlar dizilir yolun
İki yanı boyunca; sütunlara dayandığından,
Birden bakılınca uzunlamasına yukardan daraldığı
Görülür başlıkların; damla döşemenin kesim
Çizgisi, sağdan-soldan uzar sonuna değin
Görünmez olur bitim yerine gelince yolun.
Dalgalardan doğar, dalgalar ardınca batar gibi
Görünür güneş okyanusta gemicilere. Orada
Gemiciler yalnızca göğü, denizi görürler.
Bu yüzden sakın, inanma duyu yanıltılarına.
Anla denizi bilmeyen gemilerin limanda yavaşça
Dalgalarla savaştığını, bordaların kırıldığını,
Sezilir küreklerin tuzlu dalgalara batmayan
Yerlerinden bunların dümen üst bölümündeki gibi
Olduğu, suya batan bölümün kırıldığı, yanlış
Burada. Çıkınca sudan anlaşılır gerçek. Eğilmeyle
Başlar suyun üstünde yüzmeye. Sürer göğe
Geceleyin yeller dağılmış bulutları, görünür
Işıyan yıldızlar, bulutlara doğru koşar gibi,
Başka yollar açar, yüksekte, devindikleri yerde
Elimizle bastırırsak yukarı doğru gözümüzü
İki kat çoğalmış görürüz karşımızda nesneleri,
Gözümüze çarpanları. İki kat görünür bize
Işıldaklardan çıkan, parlak, çiçekleşen aydınlık,
İki kat görünür evde öte beri, iki kat görünür
Kişilerin yüzleri, boyları, gövdesel örgenleri.
Düşler - Uykular
Düş konusuna geldik, sonunda. Tatlı bir
Uykunun bizi sımsıkı sardığı, gövdemizin
Derin bir dinlenmeye daldığı, sessizliğe
Büründüğü düşte bile uyanık olduğumuzu sanırız,
Elimizi, ayağımızı oynattığımızı, gecenin yoğun
Karanlığına karşın aydınlığa, güneşe, güne
Baktığımızı. Kapalı bir yerde bulunmamıza
Karşın uçar gibi oluruz göklere, dolaşırız
Denizde, yerde, çaylarda, kırlarda, bayırlarda.
Sesler duyarız gecenin bizi çevreleyen
Sessizliğinde, yanıtlarız ağzımız açılmadan.
Görülmedik işler, olaylar görürüz, düşte
Görülen tüm bunlar, duyulara güveni sarsar.
Gerçek bu değil, birçok tuzağı var yanılmanın,
Katılırız kiminin düşündüklerine, gözün
Görmediklerine de, düşte görülenlere de.
Güçlük yok bilinenleri bilinmeyenlerden
Ayırmak için, anlığın kuşkulu dediklerinden.
Kuşkucular
Kişinin bilme olanağı yoktur diyen, düşünen,
Bilmiyor demektir, neyin bilineceğini, açıkça,
Yalanlıyor kendi bildiğini de. Değmez bunlarla
Savaşmam, devekuşuna benzer bunlar, yalnızca
Başını gizler kendi ayak izlerinde. Sorabilirim
Onlara yine de, kısaca: Evrende gerçek nesne
Görülmediğine göre daha önceden, nereden
Çıkarıyorlar bilmenin, bilmeyişin anlamını,
Bilgisini? Nedir gerçeğin bilgisini yanlıştan
Ayıran, şaşmayan, kesin ölçü nedir?
Epikuros'un Kuramı
Göreceksin aşağıda tüm gerçek bilgiyi
Duyuların yarattığını, onların çürütülemez
Olduğunu, güvenmek, bağlanmak gerek duyulara,
Eziyor yanılmanın başını gerçeklik, kendince.
Nedir büyük güven uyandıran duyularda?
Nasıldır duyudan gelen yanılma, yine duyudan
Kaynaklanan bir algıya karşı, Gerçek değilse
Duyular, yanıltır alınan sonuçlar. Eleştiremezdi
Göz, kulağın yanlışını, kulak dokunmayı, dokunma
Tatmayı, bunlara karşı çıkmaz mıydı göz, burun.
Doğru değil bunlar benim kanımca. Kendine özgü
Bir alanı var duyuların, yeteneği, gücü.
Bundandır bir duyunun yumuşak, sıcak, soğuk gibi
Özellikleri kendi öz gücüyle sezinlemesi,
Renkleri, biçimleri de. Başka bir duyuyla
Kavranır bunlarla birleşenler. Bundan da tadın
Ayrı etkisi, koklamada, duymada başka bir duyu
Gücünün bulunması, çatışmaz birbiriyle duyular.
Güvenle çalışırlar eş ölçüde, doğrudur
Duyularla gelen izlenimler, süreklice. Yetimiz
Çözemezse yakınımızdaki dörtgenin uzaktan
Neden yuvarlak göründüğünü eksiği vardır,
Önemsenmez nesne görüntülerinin üst üste
Gelmesinden doğan yanılgı, yiter yönetim gücü
Onun, sarsılır yaşama, sağlığa dayanan temeli,
Yıkılır anlığın güveni. Yalnızca kurulu düzen
Değil çöken; duyulara güven kalmayınca devrilir
Tüm dayanaklar, ne uçurumdan kaçarsın, ne de
Gereksiz işlerden, yılmazsın aşırılıktan.
Ne varsa duyulara karşıt birikmiş, anlamsız,
Boş bir söz olur sence, temelsiz, düzensiz,
Çarpık, yanlış tasarlanmış bir yapı gibi hepsi.
Kalemin biraz kaymasıyla bozulur ölçüde denge,
Uyumsuz, aykırı, densiz görünür yapı, bozuk.
Bir uygunluk olmaz ön-arka yönlerde, çatıda.
Yıkılır, sarsıntıda devrilir bir yanı, çöker
Ölçüsüzlük sonucu. Böyle kurulsaydı duyular,
Yanlış bildireydi tüm verilerini, tüm düzenin de
Bozuk, ölçüsüz olması gerekirdi. Önemli değil
Bir duyunun algısını ötekinden, neden, başka
Göstermek, açıklığa kavuşmuştur artık konu.
İşitme Üzerine
Gelince şangırtılar kulağa duyulur tüm sesler,
Gövdesel duyu düzeni uyarınca. Özdektir sesin
Yapısı, gürültü gibi, direnilmez duyuları uyarmasına,
Yıpratır gırtlağı, kısar kendiliğinden, ses boğazdan
Çığlık gibi kopup havaya yayılınca. Büyük bir
Yığın çıkarsa ses ilkelerinden, gırtlağın daracık
Geçidinden, birden, başlarsa havada dağılmaya,
Aşınır, yıpranır ağzın yanları. Öğeler kurar
Sesleri, sözleri, kuşkusuz, yoksa olmazdı uyarma.
Bilirsin, sen de, bir kişinin neler yitirdiğini,
Uzun konuşmakla sinirlerin yıprandığını, güçsüz
Kaldığını, sürerse bu konuşma günaçımından
Gece karanlığın gölgelerine değin, yüksekten
Çıkarsa ses. Budur sesin özdeksel kanıtı,
Ses özdektir. Yorulur çok konuşan, tükenir
Gövdede özler, azalır, yavaşlar ses de.
İlkeler azaldıkça seste de sezilir bir kesilme,
Düz öğelerden çıkar ses, aşınma yüzünden.
Türlü biçimde öğelerden sesler gelir kulaklara,
Kavallar çalınır, çınlar, yankır Frigya kırlarından.
Geceleri Helicon ülkelerinden yankır duygulu sesler.
Sesin Kuruluşu
Ağzımız açılınca, derinden çıkan sesleri ayırır
Oynak dil, sözleri düzenleyen, dudakların
Bölümsül kımıldanışlarıyla düzenlenir sesler,
Kısadır bireysel seslerin birbirinden uzaklığı,
Gerekir kesinlikle, belli biçimde sözleri
Kavramamız, duymamız açıkça, sesler korur süreklice
Biçimlerini, yapılarını, geniş bir uzay oluşursa
Sesler arasında, karışım başlar, birbirine
Geçişir sesler hava yoğunluğu yüzünden, bir
Engeldir bu, bir çınlama duyulur yalnızca,
Anlaşılmaz sözcükler açıkça, bulanıklık başlar.
Engeller belirir, karışık gelir kulaklarımıza
Sesler, ulaşır topluluğun kulağına da, tek ses
Çıkar bir çığırtkanın ağızndan: Böyle dağılır
Bu tek ses, karışır binlerce sese. Girerse söz
Biçimine, açık bir anlam kazanırsa, o zaman
Başarır uyarmayı, ulaşır bildiri kulağa. Uçar,
Yiter, boşlukta bu seslerden kulağa dosdoğru
Gelmeyenler, başka bir bölüm yankılanır,
Yanıltır bizi çarpınca sapasağlam kayalara.
Yankı
Doğru kavra bunu da, böyle verebilirsin kendine,
Başkalarına doğru, kuşkusuz yanıtı. Böyle anlarsın
Issız bir yerde, kayaların arka arkaya, eşitçe
Sözleri neden yansıttığını, karanlık ormanda
Yolunu şaşırmış, arkadaşlarımızı ararken, bize
Doğru gelsinler diye, yüksek sesle çağırırken.
Kendim duymuşum bir sesin altı, yedi kez
Yankılandığını. Bir kez bağırınca kişi yansır
Sesler tepelerden tepelere, döner durmaksızın
Geri, sözler ardarda yankılanır, süreklice.
Yerleşmiş bu ülkede su perileri, komşu köylerde
Faun denen keçi ayaklı Satyrler topluluğu.
Ürkütürmüş yerlileri, onların geceleyin, çıkan
Görüntüleri, bozarmış dirliği, düzeni sessizce,
Onların yalanlı dolanlı sataşmaları.
Telli çalgılar gibi sazlar çınlarmış, tatlı,
Yakınmalı sesler çıkarırmış, oynak parmakların
Düzenlediği kavallar çalınınca. Dinlermiş
İnsanlar Pan'ı doyasıya, çamların çelenklediği
Yarı-hayvan başını sağa sola sallayıp
Gösterdği, kıvrık dudaklarından ıslıklar
Çıkardığı, yeller gibi estiği günler. Yürekler
Yanarmış, susmazsa Pan'ın ormanda çınlayan
Kavalından döküklen türküler. Ne şaşılası masallar
Anlatırlar, bunlar gibi, yoktur tanrılardan uzak
Bir yer yayılsın diye böyle öyküler.
Başka bir iş vardır bunda, sever insanlar
Eskiden beri duyulmamış öyküler dinlemeyi.
Seslerin Yayılması
Şaşılır yanı yok, bir yerden engellenmeden
Göze görüntüler gelmezken, sesler ulaşır
Kulaklarımıza, uyarırlar bizi, kapalı kapılardan
Bile çok görürüz konuşmaların duyulduğunu.
Şaşma, özdeşler sesler gibi elverişli değil
Nesnelerin gözeneklerinden geçmeye, onlar
Çokluk yırtar, dağıtır geçtiği yeri, akamazlar
Camlardan, başka nesnelerin geçtiği gibi.
Bölünür ses ayrı yönlere, biri çıkar ötekinden,
Düzenlenir yine, çok bölündüğü de olur
Kiminin, ateşte görülebilir bu, bir kıvılcım
Ayrılır sayısız kıvılcıma. Seslerle dolar
Uzay, yayılır gizlice sesler başka yönlere,
Dalgalanır bir gürültü. Buna karşın özdeşler
Yalnızca bir kez kurulmuş olduğundan, uygun
Bir doğrultuda gider. Bu nedenle göremez kimse
Özdeşleri, oysa duyar dıştan da olsa sesleri,
Girince kapalı uzamlara sesler, dağınık, karışık,
Anlaşılmaz bir yapıda gelir kulaklarımıza,
Bir gürültü, bir patırdı duyabiliriz.
Tat Alma Üzerine
Bir bilgi ediniriz az çok, değince dilimize,
Damağımıza bir nesne, bu konuda düşününce.
Önce tadını duyarız ağzımızda özsuyun,
Suyla dolmuş bir süngerin sıkılıp kurutulması
Gibi, yemeği çiğnediğimizde. Yayılır damakla
İncecik damarlara, bir sünger gibi dile,
Besini yiyince; yuvarlak olduğundan akıcı
Özsuyun öğeleri yumuşak bir etki bırakır,
Yumuşaktır bütün yörelerde devinmesi de,
Kimi sulu özler vardır dilin gözeneklerine
Dolunca, karşıt durumda, bir acı uyarma
Sezilir duyuda, biçimsiz öğelerin çokluğundan
Gelir bu tedirgin edici uyarılar, bozuktur
Kuruluşları. Uzar damağın bitimine değin tat,
Özsu, sızar boğaz yoluyla aşağı, bölününce
Oynaklara, sinirlere tükenir tat. Önemli
Gövdenin neyle beslendiği, yenen sindirilirse
İyice dağılır bütün örgenlere beslemek için,
Bilindiği gibi korur midenin suyunu, ısısını.
Tatların Türlülüğü
Açıklamak isterim şimdi, yemeklerin değişik
Tadını, neden birine acı gelenin ötekine
Tatlı geldiğini, büyük bir ayrımdır arada,
Birinde besin olur, ötekinde ağı. Yılanda
Budur durum, öldürür karışırsa salyasına
Birinin, kendi kendini soksa ölür. Keskin
Bir ağıdır çöplemeotu insana, yağlandırıcı
Yemdir bıldırcın, oğlaklar için. Anlarsın
Bununla, buna benzer neler olabilir daha,
Düşünmen gerek daha önce söylediklerimi,
Karışmış öğeler vardır tüm nesnelerde birbiriyle.
Yaşayan, beslenen kendi soyunca düzenlenir, birer
Ayrım, başkalık gösterir dıştan, türlü
Biçimlere girer, sınırlı kesimler içinde.
Öğelerin değişik yapısından çıkıyor bunlar,
Nesnel özleri oluşturan. Türlü türlüdür öğeler,
Bu türlülük nedeniyle gözenek dediğimiz geçitler,
Kesimler tüm örgenlerde, ağızda, damakta ayrılır
Birbirinden. Yine bundandır öğelerin büyüklü
Küçüklü yapıda olması. Üçgen, dörtgen biçimlidir,
Yuvarlaktır birçoğu da, değişik, çokgen biçimli
Olanlar da var. Süreklidir öğelerin devinmesi,
Düzenlenmesi, bundandır geçtikleri gözeneklerde
Biçimsel ayrımlaşma, dokuların dış örgüsüne göre
Geçiş yollarında değişme. Budur nedeni nesnelerde
Acının, tatlının. Tatlının düz, yuvarlak öğeleri
Girer gözeneklerine damağın, acının da çengelli
Öğeleri ağıza dolunca birine acı gelir, ötekine
Tatlı, geçince boğaza. Kolaydır öğrenmek bunları.
Çok artar safrası sıtmalının, ya da başka sayrılığa
Yakalananın, sarsar kişiyi baştan aşağı bu olay,
Değiştirir öğelerin yerini tümden, anlaşılır
Tatlıyla acı arasındaki dönüşme, duyulara gelen
Öğelerin, değişen etkisinden ağızda. Birleşmiş
Balın tat duyumunda acıyla tatlı, önce açıkladığım.
Koku Üstüne
Öğren şimdi kokunun nedenini, araştıracağım
Buruna gelişini; akar, çevreye yayılır koku,
Etkiler değişik yaratıkları, kimine uygun gelir,
Kimine karşıt ,türlü kokular, değişiktir öğeleri.
Yayılır havada balın kokusu, süzülür kokmuş
Leşe akbaba, gider yabanların toprakta kalan
Ayak izlerini koklayan çoban köpeği, arkadan.
Roma'nın kurtarıcısı Juno'nun beyaz kızı
Böyle sezer yaklaşan kimseleri kokularından.
Özel bir kokuyla yönelir tüm canlılar yeme,
Kaçınır ağılı otlardan. Böyle korunur bütün
Diri yabanlar soylarını, dirimlerini, sağlığı.
Koku Öğeleri Yavaş Yayılır
Yayılabilir nesneden nesneye kesintisiz,
Buruna gelen kokular olabildiğince, uzağa gidemez
Yalnız başına gürültü, ses gibi kokular.
Özdeşler üzerinde duracağım burada, gözümüze
Gelen, sürtünen, görme duyusunu uyaran.
İlkin çözülür özünden, yavaş yavaş iner
Derinlere akar, çıkar nesnelerden, bundan
Anlaşılır daha ağır koktuğu dağılan,
Çözülen nesnelerin, ocakta yananlardan. Görülüyor
Kokunun, sesten daha kalın öğelerden kurulduğu.
Delip geçemez taş duvarları sesin, çınlamanın
Yayıldığı yerde kolayca. Bundan anlarsın
Kokuların kaynağını, yerini bulmanın güçlüğünü.
Yayılınca boşlukta koku yavaşlar, azalır
Hızı, ulaşamaz bildiriler erken duyulara,
Bu yüzden yanılır kokuyu izleyen köpekler.
İğrenme Üzerine
Tatla koku konusunda değil etkisi nesnel
Biçimlerin, renklerde de görülür özelliği.
Eşit duyumlar uyandırmaz nesneler, kimi basar
Çığlığı, tiksinir kimileri, görünce kanat çırpan,
Bize günün ışıdığını bildiren, yerinde durmayan
Kızgın sesli horoza bakamaz aslanlar,
Duramaz karşısında, hızla kaçarlar ondan.
Horoz gövdelerinden çıkan kimi öğeler,
Deler arslanların gözlerini, girer içeri
Oyarlar gözbebeklerini, büyük acılar verirler
Aslanlara. Karşı durulmaz böyle dik başlı
Hayvanlara. Korkulur bir yanı yoktur
Öğelerin bizim gözlerimiz için, korur geçiş
Yerini gözler, dokunamaz onlara gidip çıkarken
Öğeler, yıpratamaz onları dudaklarında
Bile, incitemezler gözleri, gerçekten.
Tinin Çalışması
Öğren şimdi tinimizin devinme nedenini,
Nereden düşünülür, kavrama ulaşılır, anla.
Türlü nedenlerle devinir nesnelerin özdeşleri,
Dağılır her yana, kolayca birleşir, derlenirler
Havada, çok incecik olduğundan yapıları, birbiriyle
Örgülenirler, karşılaşınca, ya bir ipliğin
Eğirilmesi, ya da düz bir altın yaprağın
Oluşumu gibi. Çok inceciktir bu tür özdeşler,
Kendi dokuları içinde gözlerimize gelen, görme
Duyusunu uyaranlardan. Sızar geçerler içimize
Gövdemizin gözeneklerinden. Uyarırlar güzel
Bir kokuyla tini, daha sonra duyu gücünü,
Böyle görürüz Centaurusları, Scylla'nın ellerini,
Kollarını, Cerberus'un çılgınca işlerini, sonsuz
Bir uykuya dalanların görüntülerini. Kuşatmış
Onların kemikleri ölüm gecesi yeryüzünü,
Sarar tüm ortalığı, doldurur uzayı değişik
Türlerden çıkan yığın yığın özdeşler,
İlkin hızla gelişirler havada sürekli,
Bir bölümü açılır, yayılırlar, bambaşka
Biçimlerde değişik nesnelerden çıkarak düzenlenir
Gözlerimizde, özlerinden oluşan yeni bir görüntü.
Gerçekten, yaşayan bir varlıktan gelmiyor
Centaurus'un görüntüsü, yok evrende böyle yaratık,
Gelince bir araya kişiden çıkan özdeşle attan
Yayılan, söylediğim gibi, bir Centaurus oluşur,
Kolayca. Çok incedir özdeşlerin yapısı, dokusu.
Böyle düzenlenir benzeşik türden görüntüler.
Aşırı bir kolaylıkla devinirler, içerlere girerler.
Söylediğim gibi yukarda, çok incecik olmakla,
Yine de rasgele çarpmayla bir özdeşçik kımıldatır
Tinimizi, şaşılası bir inceliği vardır tinin
Kendi soyunca, kımıldanıcıdır. Artık anlarsın
Kolayca söylediğim yöntemledir tüm oluşlar,
Tinle gördüğümüz gibi görürüz gözlerimizle
Değişmeden, bundandır ikisinin de birbirinin eksiksiz
Benzeri olması, biçimce. Bunu da söyledim yukarda,
Ben, aslanlara baktığımda, uyarılır aslan özdeşleriyle
Gözüm, tin de uyarılır eş ölçüde. Aslan özdeşinde
Olduğu gibi başka görüntülerle de uyarılır tin,
Algılar onu göz, ince özdeşleri gördüğünde.
Dalar uykuya kişi, yayılır tüm örgenler,
Yalnızca tin kalır bütün gücüyle uyanık.
Uyarır tini benzeşik özdeşler, uyanıkken olduğu
Gibi düşte de. Kimi çok ağırlık verir, yaşıyormuş
Gibi görünür düşte, öyle sanırız. Oysa daha
Çoktan ölüp gitmiş, yutmuş onu toprak, ölüm.
Doğanın baskısıdır bu etkiyi yapan, uyurken
Sessizliğe varır gövdenin tüm örgenleri, duyular,
Kımıldamaz el ayak, bu yüzden ayırdına varmaz
Duyular gerçekle yanılgının, aksamış bellek bile,
Uyku nedeniyle tükenmiş gücü. Bundandır ölümden
Uzun süre önce tinin yaşanan, algılanan,
Düşünülen, görülen bir nesneyi seçemediği.
Şaşılası değil, özdeşlerin devinmesi artık,
Örgenleri uyarması, kımıldatışı. İnanırız uykuda
Benzer işlerin görüleceğine. Yiter önceki özdeş,
Başka durumla çıkar ortaya yenisi, değişmiş
Görünür bize birincisi. Kısa sürede olur bunlar,
Ayırdına varmak güçtür, öyle oynak, öyle bol
Görünür nesneler yığını, küçük bölümcüklerde
Olduğu gibi, söylenemez, en kısa sürelerde
Birbiri ardından gelip gelmeyeceği.
İstenç Üzerine
Çok sorun var bu konuda söylenecek, açıklanacak,
Konuyu tümden incelemek, sonuca varmak için.
En önemlisi şudur sorunların burada: Nereden
Gelir anlayış yetisinin doğru düşünmesi, neden
bir uyanma başlar sevişmeyi düşleyince?
Bizim isteğimize mi bağlı özdeşler, biz
Dileyince mi gelirler bir yere, birleşirler
Duruma en uygun biçimde? Gönül mü çekmiş
Bu denizi, göğü, yeryüzünü, yoksa ulusların
Sez Törek ädäbiyättän 1 tekst ukıdıgız.
Çirattagı - Varlığın Yapısı - 09
  • Büleklär
  • Varlığın Yapısı - 01
    Süzlärneñ gomumi sanı 3642
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2001
    20.3 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    31.3 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    38.0 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Varlığın Yapısı - 02
    Süzlärneñ gomumi sanı 3484
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1946
    23.2 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    36.6 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    44.2 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Varlığın Yapısı - 03
    Süzlärneñ gomumi sanı 3555
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1921
    23.2 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    35.9 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    42.9 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Varlığın Yapısı - 04
    Süzlärneñ gomumi sanı 3433
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2032
    22.2 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    33.4 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    40.8 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Varlığın Yapısı - 05
    Süzlärneñ gomumi sanı 3420
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1930
    21.6 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    34.2 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    40.9 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Varlığın Yapısı - 06
    Süzlärneñ gomumi sanı 3611
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1844
    22.4 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    35.1 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    42.0 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Varlığın Yapısı - 07
    Süzlärneñ gomumi sanı 3500
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2097
    23.1 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    35.6 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    42.2 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Varlığın Yapısı - 08
    Süzlärneñ gomumi sanı 3488
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1968
    23.8 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    36.7 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    44.1 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Varlığın Yapısı - 09
    Süzlärneñ gomumi sanı 3485
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2186
    22.6 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    35.0 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    42.5 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Varlığın Yapısı - 10
    Süzlärneñ gomumi sanı 3522
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1923
    23.1 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    35.8 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    42.7 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Varlığın Yapısı - 11
    Süzlärneñ gomumi sanı 3384
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2200
    22.2 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    36.1 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    42.7 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Varlığın Yapısı - 12
    Süzlärneñ gomumi sanı 3357
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2055
    21.5 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    34.8 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    40.8 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Varlığın Yapısı - 13
    Süzlärneñ gomumi sanı 3541
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1907
    22.2 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    35.1 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    42.1 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Varlığın Yapısı - 14
    Süzlärneñ gomumi sanı 2620
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1747
    24.2 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    36.3 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    42.8 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.