Tesla Anlaşılamamış Dahi - 12

Süzlärneñ gomumi sanı 3651
Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2173
23.7 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
34.6 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
42.1 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
ads place
Yeni türbinin geliştirilmesinde karşılaşılan zorluklar hiç de yabana atılır cinsten değildi. İlk yaptığı modelin başarısı ile umutlanan Tesla, buharla çalışacak daha büyük bir tasarımın yapımı için New York yakınlarındaki Waterside İstasyonu'nda çalışmalarına başladı. Burası Edison'un kasabasıydı ve halkın çoğunluğunu da Edison Şirketi'nde çalışan mühendisler oluşturmaktaydı. Daha işin başından sorun çıkacağı belli olmuştu. Mühendisler Tesla'nın işe öğleden sonraları saat beş gibi gelmesinden, parasal olanaksızlıklar yüzünden türbinin yeterli test edilememesinden şikayet ediyorlardı. Sonunda üç türbinin üretilmesi için Milwaukee'deki başka bir şirkete başvurdu. Ancak mühendislerle arasındaki gerginlik değişmeyince testleri terk etti.
Türbin üretiminde bir başka önemli sorun daha vardı. Saniyede 35 bin gibi yüksek devirlerde, merkezkaç kuvveti metalin dönen diskler arasında sıkışmasına sebep oluyordu. Gerekli metalin geliştirilebilmesi için teknoloji henüz yetersiz kalıyordu.
Westinghouse'un tren yolları ve aydınlatma şirketinin yöneticisi kendisinden yeni türbin hakkında bilgi istediğinde Tesla türbininin hafifliği ve yüksek performansı ile diğer tüm modellerden daha üstün olduğunu bildirecekti. Aslında türbini küçük bir uçak modelinde denemek istediğini söylüyordu.
"Bu sizi şaşırtmasın" diye yazıyordu, "beni bir gün New York'tan Colorado'ya küçük gaz sobalarına benzer bir uçakla seyahat ederken görebilirsiniz." (Uçak ancak otuz kiloya yakın bir ağırlıkta olacaktı ve gerektiğinde bir pencereden kalkış ya da iniş yapabilecekti.)
Bu hayal çok etkileyici olmakla beraber Westinghouse'un sipariş vermesini sağlayacak kadar gerçekçi görünmüyordu. Bunun üzerine türbin geliştirme çalışmalarını devam ettirebilmek amacıyla iki şirket için aynı anda çalışmaya başlayacaktı. Bu, Tesla için yeni bir şeydi.
Türbinin, yanıcı gazlarla da çalıştırılabilmesini sağlayacak bir şekilde, valflı silindirini geliştirmişti. Bu mekanizma, Fle-ming'in vakum-diyotu ile birlikte, geleceğin modern akışkan tekniklerinin temelini oluşturacaktı. Ama diğerlerinde olduğu gibi bu keşfinden de kar etmeyi başaramayacaktı.
Bugün Tesla'nın türbini çok önceden hak ettiği ilgiyi yeniden çekmeye başlamıştır. Birçok şirket Tesla türbinine dayandırdıkları teknolojileri yenileyerek ve uyarlayarak birçok kullanım alanında faaliyet göstermektedir.
Ancak geleceğin başarıları ile günün faturaları ödenemiyor-du. Tesla günlük çalışmalarının ve Delmonicolar'daki eğlencenin giderlerini karşılayabilmek için hayli çaba harcıyordu. Aidatlarını ikinci kez ödemediği için Oyuncular Kulübü üyeliğinin düşürülmesi tam bir sosyal çöküşü ifade ediyordu. Mark Twa-in'in ve Stanford White'ın yokluğunda zaten eski uğrak yerlerinin de tadı tuzu kalmamıştı.
Gazetelerde adına hala sık rastlanıyordu, eşsiz hayal gücü hala manşetleri süslüyordu. Gerçeğe dönüşmese bile fikirleri büyük bir haber değeri taşıyordu zaten. English Mechanic and Science dergisinde "Tesla Med-Ceziri Savaşı İmkansız Kılacak" başlıklı bir yazı yayımlanmıştı. Patlayıcılar kullanılarakokyanusta istendiği zaman devasa dalgalar yaratılabileceğinden söz ediyordu. Zihninin çocuksu yanının bunun gibr iddialar ortaya attığına daha önce de rastlanmıştı.
Times'a yazdığı bir mektupta icatlarına hiçbir zaman hak ettikleri değerin verilmediğinden yakınıyordu. Mektubun yayınlandığı sayfanın yarısında da üzüntüsünü ve hayal kırıklığını ikiye katlayan bir kişiden, zamanın yeni kahramanından, Orville Wright'tan söz edilmekteydi.
Wright'la yapılan röportaj başkent Washington'daki düz bir çayırlıkta gerçekleştirilmişti. Daha önceleri pek çok kereler ha-valandırabilmeyi başardığı uçağı ile bir deneme uçuşu daha yapmak üzereydi. Ancak bu uçuş her zamankinden daha önemli ve özel bir deneme olacaktı, zira başkan. Tedy Roosevelt, Beyazsa-ray'dan Wright'a Birleşik Devletler'in ilk uçan başkanı olma sıfatına nail olabilmek için kendisinden davet beklediğini söylemişti.
Wright'ın o an içinde bulunduğu gayet sinirli ruh hali bu şartlar altında hoş görülebilir bir durumdu. Nitekim işin tek tehlikeli yanı haşmetli başkanın bütün o uzun botları, koruyucu gözlükleri ve kaskı giyerek hayli gülünç bir duruma düşecek olması değildi. Denemenin ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceğinin farkında olan Wright, Amerika Birleşik Devletleri başkanının hayati sorumluluğunu kendi üzerine almak istemiyordu haklı olarak. Ama başkana hayır demek de daha az riskli bir iş değildi.
Binlerce kişilik bir izleyici topluluğu deneme uçuşunun yapılacağı meydanda toplanmış, Wright'ın karar vermesini bekliyordu. Wright, motoru tekrar söküp takarak son denetlemeleri yaparken düşünmeye de fırsat bulmuştu. En sonunda rüzgar ölçerini kaldırdı ve sonuçlarını incelemeye başladı. Topluluk nefesini tutmuş bekliyordu. Hafif bir meltem aletin kanatlarını şi-şiriyordu. En sonunda rüzgar ölçerini indirecek ve yiğitçe "Uçuş gerçekleştirilemez" diyecekti.
Aynı sayfada, bir sütun ötede Tesla'nın havacılık üzerine fikirlerine yer verilmişti dergide. Bütün hayatı boyunca yüksek süratli gelişmiş uçak motorları tasarımı üzerinde çalışmıştı ama tek bir patent dahi almamıştı. Bu arada rekabetin nelere mal olabileceği üzerine de hiç düşünmüyordu:
"Sonradan üretilen diğer tüm uçakları, prototipleri olan Langley'in yanına koyarsanız göreceksiniz ki tam anlamıyla kaydedilebilmiş tek bir somut ilerleme dahi yoktur. Aynı pervaneler, aynı motorlar, aynı dümenler, kayda değer tek bir gelişme yoktur... buna karşın yarım düzine havacı göklerin hakimi, imparatoru ilan edilmiştir. J. D. Rockfeller'a bu unvanı layık görmek çok daha uygun olacaktı. Ama yüksek kalitede yanıcı akaryakıtın sağlanmasına kadar kendi ağırlıklarının birkaç mislini yerçekimine karşı kaldırabilen motorlar üretilemeyecektir."
Langley uçağının hava boşluğuna maruz kaldığı takdirde çakılacağını, helikopterin, diğer dezavantajları bir yana bırakılırsa, bu açıdan çok daha güvenli olduğunu söylüyordu.
Havadan daha ağır bir hava taşıtının ise tamamen yeni ilkeler doğrultusunda inşa edileceğini, bunun da gerçekleşmesinin pek yakın olduğunu öngörüyordu. "Bunun gerçekleşmesi sanayi ve ticaret dünyasında yepyeni bir çığır açacaktır. Yeter ki hükümetler telsiz enerji naklinde olduğu gibi İspanyol Engizisyon Mahkemesi tavrı takınmasınlar. Bu, insanlığı göklerin gerçek hakimi kılmaya yetecektir."
Elbette bu öngörüler her zamanki gibi acılarının deşilmesine ve diğerlerinin ona karşı duyduğu hıncın artmasına neden oluyordu ama yine her zaman olduğu gibi kehanetleri gerçek olacaktı. Waldorf'ta bir amiralle yemek yeme şerefine eriştiğinde "havacılık gemilerinden" bahsedecek ve yine telsiz telefon görüşmelerinin bir gün tüm dünyaya yayılacağından dem vuracaktı.
Hafif uçağının, ya da uçan sobasının -günümüz terminolojisinde bu hava taşıtlarına (basit helikopterlerle karıştırılmaması gerekir) VTOL, dikey kalkış ve iniş yapabilen uçaklar denilmektedir- patentleri için ancak 1921 ve 1927 yıllarında başvurabilecekti ve patent haklarını 1928 yılında alabilecekti. Aynı zamanda bu, muhtemelen finansman eksikliğinden, bir prototip üretmeden patentini aldığı tek icadıydı. Patentleri belgelendiğinde mucit yetmiş iki yaşındaydı.
Küçük uçak ki Tesla uçağının bin dolardan daha az bir fiyatla satılması gerektiğini düşünüyordu, helikopteri andıran pervanesi sayesinde dikey kalkış yapabiliyordu. Kalkıştan sonra pilot bir mekanizma ile pervanenin normal uçaklarda olduğu gibi burna yerleşmesini sağlıyor ve böylece uçan soba yola koyuluyordu. Pilot koltuğu, kanatlar yatay pozisyondayken yukarı bakacak şekilde kendi etrafında dönebiliyordu. Tesla'nın güçlü ama çok hafif türbini sayesinde uçak büyük bir hızla öne doğru atıla-biliyordu. Aynı işlem tersi yönde tekrarlanarak uçağın -garaj çatısı, oturma odası, ya da küçük bir geminin güvertesi gibi dar alanlara- iniş yapması sağlanabiliyordu.
Tesla'nın dikey kalkış fikri ölümünün üzerinden on yıl geçtikten sonra işlerlik kazanabilecekti ancak. 1950'lerin ilk yıllarında Convair ve Lockheed, daha sofistike mühendislik teknikleri kullansalar da, özünde Tesla'nın prensibine sadık kalan yeni modeller üretmeye başlayacaklardı. Bu taşıtların en başarılısı Convair'in ürettiği XFY-1 idi. "Pogo" yaklaşık dört ton ağırlığında 5.850 beygir gücünde Allison T-40 turbo motora sahip bir savaş uçağıydı. Karada iken kuyruğu yerde, burnu göklere bakar bir şekilde duruyordu. Harekete geçtiğinde dikey kalkış yapıyor, sonra doksan derecelik bir rotasyonla yatay pozisyon alıyordu. 4.500 metre yükseklikte, saatte 965 kilometre hıza çıkabilecek şekilde dizayn edilmişti.
"Pogo" testlerde genellikle başarılı olmasına karşın donanma üretime geçmekten vazgeçmişti. Allison motorun gerektiği kadar güçlü olmadığına ve pilotun döner koltuğunun ani değişiklikler için yetersiz olduğuna karar vermişlerdi.
Buna karşın dikey iniş ve kalkış yapabilen tam teçhizatlı bir hava taşıtının ticari ve askeri avantajları da göz ardı edilemeyecek kadar çoktu. Başarılı testler üzerinden birçok yeni deneme gerçekleştirildi. Ancak 1980'lere kadar bu sistemde istenilen noktaya ulaşılamadı. En sonunda uçağın gövdesinin değil, motorlarının doksan derecelik bir rotasyonu gerçekleştirebildiği, bu şekilde dikey iniş ve kalkışın mümkün olabildiği bir sistem geliştirilecekti. Bu sistemle üretilen Amerikan modellere "Harrier" Sovyet modellere ise Yak-36 adı verilmiştir.
Tabii ki bugünün VTOL'leri yanında Tesla'nın ufak-uçan sobası bir hayli ilkel kalmaktadır. Ama jet motor teknolojisinin geliştirilmesinden onlarca yıl önce bunun başka türlü olması da düşünülemez. 1950'lerde Convair ve Lockheed'in gerçekleştirdiği testler Tesla'nın modelinin VTOL araştırma geliştirme çalışmalarında kaçınılmaz bir ilk basamak teşkil ettiğini gözler önüne sermektedir. Yugoslav Review dergisi Tesla'nın çalışmalarının güçlendirilmiş uçuşun gelişmesinde ilk adımı teşkil ettiğini öne sürmüştü bir sayısında. Bu saygın dergi, Tesla'nın Belgrat'taki kağıtları arasında bir roket motoru geliştirme çalışmalarının 1895 yılındaki laboratuvar yangını ile birlikte sona erdiğini gösteren belgelere rastlanıldığını öne sürüyordu.
Belgrat'taki Nikola Tesla Müzesi'nde ayrıca jet-itişli, dört tekerlekli ve hem havada, hem karada gidecek tarzda bir "aeromo-bil"in tasarımlarına da rastlanılabilir. Müze yetkililerine göre bunlara ilaveten "Tesla'nın ölümü ile değerlerini yitiren yakıt, beygir gücü ve başka bazı şeylerin hesaplamalarını içeren" çalışmalar da müzede koruma altına alınmıştır. Bunun yanı sıra gezegenler arası seyahat edebilecek bir gemi de tasarlamıştı. Tabii bu bilgilerden Batılı meslektaşları asla haberdar edilmemişti.
Ayakları "dünyaya" bastığı zamanlarda Tesla, özel tasarım aydınlatma tüpleri ve havalandırma sistemleri üzerinde çalışıyordu. Bu arada yatırımcılara, üreticilere türbininin çelik imalathaneleri ve fabrikalardan yayılan atık gazla da çalıştırılabileceğini anlatan mektuplar yazıyordu. Bu sayede bacalardan duman çıkmayacak, tükenebilir yakıt kaynakları için de endişelenmeye gerek kalmayacaktı.
Hayal gücü geleceğin dünyasında seyahat ederken mali durumu ise gayet berbat olan günün koşullarına saplanmış kalmıştı. Mucit ile Scherff arasında parasal konular ile ilgili olarak sert bir tartışma yaşanmış ama bu durum kısa süre içinde savuşturul-muştu. Sherff, tefecilerin kendisini sıkıştırdığını, karısının hastalığı nedeniyle de borca girdiğini anlatıyor, Tesla'nın kendisine bir miktar ödeme yapmasını umuyordu.
Tesla ise yükseklerden atarak borçlu olduğu Scherff e şu cevabı verecekti: "Rica ederim üzülmeyin. Biliyorsunuz ki, yaşadığınız deneyimler sıra dışıydı ve bunlar size maddi kazanç sağ-lamadıysa da içsel yeteneklerinizin gelişmesinde önemli rol oynamışlardır..." Scherff her zamankinden daha ısrarcı davranınca bir miktar para göndermek zorunda kalacak ama birkaç şaşaalı laf etmekten de geri kalmayacaktı: "Üzülerek söylemek zorundayım ki, soğukkanlılığını ve özgüvenini yitirmeye başlamışsın... Kendini toparlamalı ve kötü ruhları sürgün edebilmelisin..."
Eski çalışanı ve sadık dostunun ahlaki yanını kuvvetlendirmek için de buhar ve gaz türbinlerinin ve bir besleme ünitesinin tamamlanmak üzere olduğunu, bunların devrim niteliğinde olduklarını da sözlerine ekleyecekti. "Şu an bu icatlarım ile çalışacak yeni lokomotif, otomobil ve torna tasarımları üzerinde çalışmaktayım. Sonucun muazzam bir başarı olacağından eminim. Tek sorun nereden ve ne zaman nakit bulabileceğimdir. Ama pek yakında para sel gibi akmaya başlayacak ve o zaman beni her istediğin an arayabileceksin."
Daha sonra Scherff, Tesla'ya terapötik nitelikli aygıtlarından bir tanesinin piyasaya sürülmek üzere olduğunu bildirmekten mutluluk duyduğu bir mektup yazacaktı. Çünkü kendisinin de muhtemelen bunlardan birine ihtiyaç duyacağını da ekliyordu.
Para hiçbir zaman "sel gibi" akmadıysa da Tesla birkaç büyük finansör bulabilmeyi başarmıştı. Bu sayede 1910 yılında 400 bin dolar sermaye ile, başkalarıyla birlikte soğutma gibi ticari kullanım alanlarına hizmet vermeyi de hedefleyen, Tesla Ozon Şirketi kurulacaktı. Daha sonra da Hoadley ve Knight'ın mali desteği ile büyük gemilere ve Alabama Kömür ve Çelik Şirketi'ne türbin üretmek amacıyla bir milyon dolar sermaye ile Tesla Motor Sanayi kurulacaktı.
Bu dönemde Tesla diğer sorunların yanı sıra eski çalışanlarından Fritz Lowenstein ile de bazı sıkıntılar yaşamaktaydı. Colorado'daki çalışma günlerinden beri Tesla, Lowenstein'ın sadakatinden şüphe etmekteydi. Alman mühendisle Wardenclyffe projesinde tekrar birlikte çalıştıklarında güvenini yeniden kazanacaktı ama birkaç yıl içerisinde parasal konularda aralarında yine bir anlaşmazlık baş gösterecekti. Lowenstein sonradan radyo aygıtları konusunda başarılı bir mucit olacaktı.
1916 yılında Marconi Telsiz Telgraf Şirketi ile Marconi'nin patentlerinin Tesla'nınkilerden etkilendiğini savunan Kilbourne & Clark arasındaki davada düğümü çözecek kişi olarak tanıklık edecekti. Son anda Lowenstein taraf değiştirecek ve Marconi'yi destekleyecekti. Yalancı şahitlik ettiği öne sürülecekti ama hiçbir şey ispat edilemeyecekti. Fakat Tesla'nın dostluğunu da sonsuza kadar kaybedecekti. 1910 ile 1915 yılları arasında Tesla Alman mühendise oldukça yüklü miktarlarda borç vermişti. Üç yıl sonra Tesla, Lowenstein'a protesto çekecek ama kendisini mahkemeye vermeyecekti.
Kendi hesabına hatırı sayılır bir üne kavuşan Anne Morgan da babasının ölümünden sonra kendi hayat tarzını sürdürüyordu. Tesla'nın türbini gibi Anne da bir güç istasyonu gibi çalışmaktaydı; hayatı, eğitim, çocuk haklan, kadınların çalışma koşulları ve göçmen sorunları gibi insani konular çevresinde dönmekteydi. Zenginlerin moda ve hizmetçi sorunlarına kafasını yormayı hiç mi hiç düşünmüyordu. Zevkli Avrupa turundan döner dönmez Manhattan'daki kadın hakları oturumlarına katılabilecek kadar çok yönlü bir insan olmuştu. Sosyoloji diploması almadan tüm Amerika'yı dolaşmış, kadın derneklerinde konuşmalar yapmıştı. Hukuk adamlarıyla, evsizler ve sömürülen kadınlar üzerine toplantılar düzenliyordu.
Tesla'ya gençliğinde duyduğu aşkı unutmuş olmasına karşın onunla olan ilişkisini de tam anlamıyla bitirmemişti. "Seninle bu kış görüşebilmeyi umut ediyorum" diyordu, "ve son görüşmemizin üzerinden koca bir yıl geçmiş olmasından dolayı ne kadar üzgün olduğumu da bilmeni isterim. Geçen tüm bu aylar çalışmalarına istediklerini kattı mı, arzuladığın ilerlemeyi kaydedebildin mi...?"
Eski dostunu yeniden kazanmanın mutluluğunu yaşayan Tesla övünmeyi de ihmal etmeyecekti: "Seninle son görüşmemizden beri kaydettiğim ilerleme oldukça büyük ve tatmin edici oldu. Fikirler kafamda daha önce hiç olmadığı gibi hızla uçuşuyorlar. Bunların büyüdüğünü ve geliştiğini görüyor, mutlu oluyorum, dünyevi anlamda başarılı olduğumu söyleyebilirim." 25 Mart 1911 tarihinde meydana gelen Triangle Fabrikası yangınında, kötü koşullarda ve düşük ücretlerle çalıştırılan, aynı zamanda çoğunluğunu genç göçmen kadınların oluşturduğu işçilerden bir çoğu kavrulmamak için camlardan atlamış ve hayatlarını kaybetmişti. Bu olayın yarattığı öfke dalgası işçilerin sendikalaşması ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi sürecine de bir ivme kazandırmıştı. Yaralanan birçok işçi güvenlik önlemlerinin ne derece ihmal edildiğini gözler önüne sermişti. Bu felaket Anne Morgan'ın genç bir kadın olarak üzerinde durduğu konuların hayata geçmesine katkıda bulundu.
Grevdeki işçilerle birlikte yürüyüşlere katılıyor, davaları için dört bir yana çetin mektuplar yazıyordu. Giyinişi, art arda sigara içişi, ateşli konuşmalarıyla, gazetecilerin de kendisini tanımladığı gibi, esaslı bir tipti. Enerjik yaratılışının "bulunduğu yerin atmosferini elektriklendirdiği" söyleniyordu.
Bir biyografi yazarı Anne Morgan'ın androjen tavırları ile Tesla'nın sözde aseksüel yaradılışının dostluklarının temelini oluşturduğunu düşünüyordu. Hiç şüphesiz para ve toplumsal statü daha büyük bir çekim alanı yaratıyordu.
Tesla, yıllar yılı süren amansız para arayışları sırasında, Anne Morgan'ın babasının ve ağabeyinin kapısını da aşındırmıştı ama Anne bu konuda kendisine pek de fazla destek çıkmamış, esprili bir şekilde sırtını sıvazlayarak snop hayat tarzını 'ti'ye almıştı. Yine bir kadın fonu için para toplamaya çalıştığı sıralarda 'Yoksul Evleri' ve 'Yurttaşlık' başlıkları altında yazılar yazmış ve Tesla'ya yollamıştı. Yoksul evlerinin barbarların ve kötülerin yuvalan olarak görüldüğünden dem vuruyordu. Hükümetin bu evlerin durumunun iyileştirilmesinde etkin bir rol oynaması gerektiğine inanıyordu. Sözlerini şöyle tamamlamıştı: "Sen de bu fona 100 dolar ile katılan otuz kişiden biri olmak ister misin?" Tesla'nın bu mektuba bir cevap verdiğini gösteren hiçbir belge bulunmuyor. Zaten otel kirasını bile ödemekte hayli zorlandığı bir dönem yaşamaktaydı.
Masasının üzerinde Katharine Johnson'dan gelen yanıtlanmamış bir mektup daha duruyordu: "Bazen düşünce transferi hakkında bildiklerimi sana da anlatacağım bir gün gelecektir diye umut ediyorum. Son üç yıl içinde harika deneyimler yaşadım; bunların çoğu şimdiden flulaştı ve bu nedenle sizin için bilimsel açıdan oldukça önem taşıdığına inandığım bu tecrübelerin aktarılamadan silinip gitmesinden korkuyorum. Daha iyi bir tanımlama bulamadığımdan ben buna 'düşünce transferi' diyorum. Belki hepsi bundan ibaret de değildir. Seninle birlikte olduğumda bunlardan söz etmek istiyorum ama bu anlarda konuşmak istediğim esas konulardan başka her şeyden bahsediyor buluyorum kendimi. Yarın Cumartesi, mutlaka gel."

20. RADAR
Tesla'nın Wardenclyffe yıkımının hemen ertesinde yaşadığı parasal sorunlar, 1916 yılının Mart ayında 935 dolar tutarındaki kişisel vergilerini ödemediği gerekçesiyle New York'ta mahkemeye çağırılması ile iyiden iyiye yıpratıcı bir hal almıştı. Zaten eski işvereninin vergileri ile ilgili endişeleri nedeniyle geceleri uykuları kaçan Scherff'in korktuğu başına gelmişti. Bütün yerel gazeteler öykünün üzerine atlamıştı. Edison, Washington'da savunma sahasında bir ihale kapmışken, Westinghouse, General Electric, Marconi ve diğer daha küçük çaptaki yüzlerce firma Tesla'nın patentleri ile servetlerine servet katarken, talihi Tes-la'ya hiç de merhametli davranmıyordu.
Mahkemede yıllardan beri Waldorf-Astoria'nın açtığı kredilerle yaşamını devam ettirebildiğini, tek kuruşu olmadığını ve borç içinde yüzdüğünü itiraf etmek zorunda kalmıştı. War-denclyffe'in inşa edildiği arazi elinden alınmış ve New Yorklu bir avukata satılmıştı, her yerde vergi borcu nedeniyle hapse girebileceği konuşuluyordu.
Yine de tüm bu felaketler zinciri ile eli kolu bağlanmışken, neredeyse otuz yıl sonra radar adı ile anılacak aygıtın temel prensiplerini keşfedip yayınlatabilmişti.
Amerika 1 Nisan 1917 tarihinde Birinci Dünya Savaşı'na girdiğinde, Almanlar müttefiklerin neredeyse bir milyon tonluk gemilerini suların altına yollamıştı. Herkes denizaltıların tespit edilebilmesini sağlayacak bir yol arayışına girmişti. Almanlar, Fransa'ya ve İngiltere'ye uçaklar ve zeplinlerle hava saldırılan düzenliyordu ama bu saldırıların önceden fark edilebilmesini sağlayacak bir sistem geliştirilememişti. Hava saldırılarının bir gün gelip çok etkili olacağı tahmin ediliyordu ama hava kuvvetleri o günlerde henüz romantik bir birim olmanın ötesine geçememişti.
Alman uçakları Paris üzerine ilk defa bomba yağdırdığında Parisliler sokaklarda toplanıp olayı seyre dalmışlardı. Londralılar şehirlerinin maruz kaldığı ilk hava saldırısına tanık olabilmek için bahçelerdeki çuha çiçeklerini ve çimleri ezmeyi bile göze almışlardı. Bir uçağın alevler içinde yere çakılması bir gazetede "Londralıların hayatları boyunca seyrettikleri en etkileyici bedava gösteri" olarak anlatılmıştı.
Bombaların kurbanları dahi, The Lancet'te yazılanlara bakılırsa, yaşadıkları bu olağanüstü ve eşsiz deneyimin etkisiyle fazla bir öfke göstermiyorlardı. Bu olay halkın savaşın başlangıcından beri yaşadığı duyguları harekete geçiren deneylerin en şaşa-alısıydı. Savaş İngilizlerin kendilerini daha bir İngiliz gibi hissetmelerini sağlamıştı.
Bu açıdan bakılınca Tesla'nın radar geliştirme çabalarının da hava kuvvetlerinden ziyade deniz kuvvetlerine yönelik olması daha anlaşılabilir bir hale geliyor. "Durağan dalgalar telsiz telgrafın ifade ettiğinin ötesinde bir anlam taşımaktadır. Örneğin bunların uygun kullanımı sayesinde, verici istasyonundan yayınlanan dalgalar aracılığı ile dünyanın herhangi bir yerindeki bir nesnenin, örneğin bir geminin, görece konumunu ya da seyrini, uzaklığını, ya da hızını tespit edebilmek mümkün olacaktır."
Tanımını yaptığı aygıt II. Dünya Savaşı'na birkaç yıl kala yoğunlaştırılmış bir program ile geliştirilen atmosferik atışlı radarın özelliklerini taşımaktaydı. Tesla bunu bir sualtı radarı olarak tasarlamıştı ancak bu elektromanyetik dalgaların sualtında çok fazla atonasyona maruz kalması nedeniyle mümkün olamayacaktı. Son yıllarda yapılan araştırmalara karşın halen okyanusların altından radar, yüksek frekanslı radyo sinyalleri, ya da ışık dalgalarının istenilen şekilde yayılması sağlanamamıştır. Ancak Tesla'nın çok düşük frekanslı dalgaları suların içine yayılabilecek ve komünikasyon alanında bir çığır açacaktı.
Tesla'nın radarı su altındaki nesneleri saptayamıyordu ama o günlerde bu aygıtın başka bir amaçla kullanılabileceği de düşünülmüyordu. Edison da donanma ile birlikte bu konuya eğilmeye başlamıştı. Alman U-botlarının bir şekilde tespit edilebilmesi için yoğun bir çalışmaya girişmişti. Ama en sonunda, işin içinde Edison'un da olmasına karşın, bunun bir rüya olduğu düşünülmeye başlanacaktı.
Edison da bu arada gırtlağına kadar donanma bürokrasisinin içine gömülmüş, araştırma departmanındaki kıyasıya çekişmeden bir hayli bunalmıştı. Düşünceleri donanma mensupları tarafından küstahça baltalanıyor, bu arada kendisi de harap oluyordu.
Pasaklı ama varlıklı Edison, Washington'daki dalgalarla boğuşurken, fakir ama züppe Tesla da New York'ta mücadele veriyordu. Her iki mucit de kendi aralarındaki uçurum kadar, yeni çağın atom fizikçileri ile kendi aralarındaki uçurumun da derinleşmeye başladığının farkındaydılar. Artık Einstein'ın konuşulacağı çağ açılıyordu. Yeni insanlar, branşlaşma henüz altın çağına girmiş olmasa da, kendi dallarında uzmanlaşıyorlardı. Amerikalı Fizikçiler Derneği'ne üye oluyorlar ve dergilerinde yayımlananlar dışındaki görüşlere prim vermiyorlardı. Pratisyenler (mühendisler) ile teorisyenler (fizikçiler) arasındaki ayrım keskinleşmeye başlamıştı. Artık Tesla, Pupin gibi mucitlerin, bilim insanlarının, mühendislerin, ya da Edison gibi kimyagerlerin ve mucitlerin dönemi kapanmıştı.
Yeni fizik dalgalara karşı partiküler tartışmaları öne çıkıyor, Tesla'nın kendine has kozmik teorisine dayanarak reddettiği Einstein'ın özel izafiyet teorisi fizikçilerin zihnini meşgul ediyordu. Teorik olarak savunulan dinamik evren fikrini tam anlamıyla içine sindiremese de Einstein'ın genel izafiyet teorisi bir bütün olarak 1916 yılında yayımlanacaktı. Einstein bu belirsizlikten rahatsızlık duyduğu için sonradan evrenin durağan ve değişmez olabileceğini de tam olarak reddetmiş olmamak için teorisine bir "yumuşatıcı etmen" ekleyecekti. Bu durum Tesla'ya göre izafiyet teorisyenlerinin neden bahsettiklerini kendilerinin bile anlamadığının kanıtıydı. Kendisi de bir evren teorisi üzerine çalışmaktaydı ve uzun süredir üzerinde durduğu (ama yayımlanmayan) dinamik çekim teorisi üzerine bir bildiri hazırlamaktaydı.
Atom enerjisinin birincisinin işe yaramaz, ikincisinin ise kontrol edilmesini olanaksız kılacak derecede tehlikeli olduğuna inanıyor ve bunu da sık sık dile getiriyordu. Einstein'ın da bu konuda ciddi kuşkuları vardı aslında. 1928 yılında bile Dr. Mil-likan, insanoğlunun atomun enerjisinden faydalanabileceği bir yol olduğuna inanmadığını belirtiyordu. "Kömürümüz bittiğinde atom enerjisi kullanabileceğimiz fikri tamamıyla bilim dışı bir ütopyadır..." 1933 yılında Lort Rutherford "Atomun parçalanması ile elde edilebilecek olan enerji zayıf olacaktır. Atomun transform edilmesinin ortaya çıkaracağı enerjiden söz edenler güneşi ay ışığı ile bir tutuyorlar" diyebiliyordu.
'Yeni fiziğe' dair bu nüktelerin bir tanesinin Tesla'nın Nobel ödülünü elinden aldığını düşündüğü Sir William Bragg'e atfedilmesi belki de acılarını depreştirmişti. Bragg şöyle diyordu: "Elektromanyetiği Tanrı pazartesi, çarşamba ve cumaları dalga teorisi ile açıklıyor, Şeytan ise salı, perşembe, cumartesi günleri quantum teorisi ile."
Tesla daha sonraki yıllarda daha bütünsel bir fizik teorisine bağlanacaktı. Tüm maddelerin ilksel bir tözden, tüm uzayı kaplayan ışıksal eterden türediğine inanıyordu ve cüretle kozmik ışınların ve radyo dalgalarının zaman zaman ışıktan daha hızlı hareket edebildiğini iddia ediyordu.
Üniversitelerde görevli genç bilim insanları devlet destekli araştırma programlarının ne büyük bir nimet olduğunu yeni yeni fark etmeye başlamışlardı. İşin ilginç yanı umutlarını kıran kişi, modern araştırma laboratuvarlarınm kurucusu Edison'un ta kendisi olacaktı.
Donanma Danışma Kurulu'nda görev yaparken "büyük gelişmeler için bilimsel araştırma elzemdir" diyerek ilk çıkışını yapmıştı. Daha sonraları donanmanın gerçeklere büyük oranda vakıf olduğunu söyleyecek ve asıl ihtiyaç duyulanın teorisyen-ler değil mühendisler olduğunu öne sürecekti. Ordu, daha çok sivil uzman barındırmak istese de Edison fizikçiye ihtiyaç olmadığı konusunda ısrar edecekti (tabii bir ya da iki matematikçi işe yarayabilirdi).
Bilimsel konularda oldukça hırslı olan komutanların, en az üniversiteliler kadar huzuru kaçmıştı bu açıklamalardan dolayı. Peki ya denizaltı tarayıcıları ne olacaktı? Bilmek istiyorlardı. Bunun için yoğun bir araştırma programı uygulamak gerekmiyor muydu?
Edison hiç canını sıkmıyordu, Donanma Araştırma Labora-tuvarı fikrini temelden hayalperestlik olarak yorumluyordu. Ama donanma ısrar ederse laboratuvarında işlerin nasıl yürüdüğünü herkesin bilmesini isteyecekti: "Sistemimiz yoktur, kurallar yoktur ama bir yığın zamazingo bulabilirsiniz. Ve bu zama-zingoların çevresinde yeteri kadar dolaşan mucitler eninde sonunda bir icatla çıkar ortaya." Ekibinin laboratuvara gübre bahçesi dediğinden bahsetmiyordu.
Bu kadarı da üniversiteli bilim insanlarını harekete geçirmek için yeterli olmuştu. Donanmayı atlatıp doğrudan en üstle bağlantı kurmaya çalışacaklardı. Ulusal Bilim Akademisi aracılığı ile başkan Wilson'a başvuracaklardı. Akademinin ülke için bilimsel bir cephanelik gibi işlev göreceğini öne sürüyorlardı.
Kısa bir süre sonra tüm bilimsel araştırma kurumlarına öncülük edecek Ulusal Araştırma Konseyi (NRC) kurulacaktı. NRC bünyesinde, üniversitelerin, hükümetin ve sanayi dünyasının önde gelen bilim insanlarını, mühendislerini barındırıyordu ve hem temel, hem de uygulamalı araştırmaları destekliyordu. Profesörlerin akıllıca bir hareketi de Washington'da Beyaz Saray'a ve Kongre'ye oldukça yakın bir bölgede bir karargah kurmaktı.
Ulusal Araştırma Konseyi'nin Amerika'ya katkısı tartışılmaz nitelikteydi. Grup, iş ve sanayi dünyasının da desteğini almıştı arkasına. Geleceğin süper gücünün bir taslağı belirmişti bile: Devlet, endüstri ve akademi üçgeni yirminci yüz yılda Amerikan hayatına şeklini verecekti.
Hükümet NRC'ye, Edison'un halen donanma hesabına üzerinde çalışmakta olduğu, Alman U-botlarını tespit edebilecek bir aygıt geliştirilmesi görevini verecekti. Fransız ve Amerikalı bilim insanlarının ortaklaşa yürüttükleri bir denizaltı dinleme cihazı üzerine çalışmalar da sürüyordu.
Geleceğin radarı üzerine fikirleri dikkate alınmayan Tesla ise dinleme cihazı geliştirmek gibi küçük işlerle ilgilenmiyordu. Güdümlü füzeler ve kıyamet makineleri onun ilgisini daha çok çekiyordu. New York Times'a. en son icadından kışkırtıcı bir tarzla bahsetmişti. "Thor'un yıldırımları gibi" çarpacak olan bu silah bırakın orduları, deniz filolarını dahi yok edebilecek güçteydi. Times "Doktor Tesla bunun sansasyonel bir haber olmadığında diretiyor" şeklinde not düşüyordu yazıya, "bu, yılları alan bir araştırma ve çalışmanın sonucudur."
Bu füze, havada saniyede 480 kilometrelik bir süratle gidecek, pilota ihtiyaç duymayan ve ne motoru, ne de kanatları olan bir taşıttı, dünyanın herhangi bir yerini bombalamak için elektrikle yönlendirilecekti. Bunun gerçekleşmesini sağlayacak telsiz bir verici sistemini çoktan geliştirmiş olduğunu ama güdümlü füzesinin ayrıntılarından söz etmek için henüz erken olduğunu da sözlerine ekleyecekti.
Robot savaş gemilerinden oluşan filo hayalinden de vazgeçmemişti. Daha bir yıl önce hükümete "kıyılar boyunca stratejik noktalara uzaktan telsizle kumanda edilecek ve güçlü teleskoplarla izlenebilecek denizaltı, üstü ve hava taşıtları kontrol şebekeleri" yerleştirmeyi önermişti.
Sez Törek ädäbiyättän 1 tekst ukıdıgız.
Çirattagı - Tesla Anlaşılamamış Dahi - 13
  • Büleklär
  • Tesla Anlaşılamamış Dahi - 01
    Süzlärneñ gomumi sanı 3772
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2218
    28.4 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    42.5 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    50.5 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Tesla Anlaşılamamış Dahi - 02
    Süzlärneñ gomumi sanı 3906
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2163
    28.6 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    40.2 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    47.7 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Tesla Anlaşılamamış Dahi - 03
    Süzlärneñ gomumi sanı 3901
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2162
    28.6 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    41.5 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    49.1 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Tesla Anlaşılamamış Dahi - 04
    Süzlärneñ gomumi sanı 3668
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2114
    26.1 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    38.9 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    46.1 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Tesla Anlaşılamamış Dahi - 05
    Süzlärneñ gomumi sanı 3758
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2094
    24.8 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    35.6 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    42.1 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Tesla Anlaşılamamış Dahi - 06
    Süzlärneñ gomumi sanı 3707
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2294
    24.7 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    36.0 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    43.1 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Tesla Anlaşılamamış Dahi - 07
    Süzlärneñ gomumi sanı 3843
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2213
    26.3 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    38.4 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    44.6 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Tesla Anlaşılamamış Dahi - 08
    Süzlärneñ gomumi sanı 3796
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2194
    26.3 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    38.4 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    45.7 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Tesla Anlaşılamamış Dahi - 09
    Süzlärneñ gomumi sanı 3717
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2230
    24.2 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    35.8 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    42.8 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Tesla Anlaşılamamış Dahi - 10
    Süzlärneñ gomumi sanı 3717
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2063
    25.6 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    38.6 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    45.5 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Tesla Anlaşılamamış Dahi - 11
    Süzlärneñ gomumi sanı 3721
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2073
    24.8 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    36.6 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    44.4 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Tesla Anlaşılamamış Dahi - 12
    Süzlärneñ gomumi sanı 3651
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2173
    23.7 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    34.6 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    42.1 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Tesla Anlaşılamamış Dahi - 13
    Süzlärneñ gomumi sanı 3777
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2190
    26.0 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    38.9 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    46.6 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Tesla Anlaşılamamış Dahi - 14
    Süzlärneñ gomumi sanı 3792
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2128
    27.8 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    40.9 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    48.0 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Tesla Anlaşılamamış Dahi - 15
    Süzlärneñ gomumi sanı 3699
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2198
    24.0 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    37.1 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    44.6 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Tesla Anlaşılamamış Dahi - 16
    Süzlärneñ gomumi sanı 3578
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2016
    24.8 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    37.1 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    43.0 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Tesla Anlaşılamamış Dahi - 17
    Süzlärneñ gomumi sanı 1819
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1110
    26.1 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    35.9 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    40.8 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.