Kapı Tekrar Vuruldu - 14

Süzlärneñ gomumi sanı 941
Unikal süzlärneñ gomumi sanı 611
43.0 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
58.0 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
65.1 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
ads place
Belçikalı hafiye: «Fakat—bir dakika,» dedi. «Neticede ben de insanım. Zaman zaman bazı şeyleri merak ettiğim olur. O mücevherleri ne yapacaksınız?»
Mr. Robinson, Poirot'yu dikkatle süzdü. Sonra bir tebessüm sarı çehresini aydınlattı. Ona doğru eğilerek, «Bunu size anlatacağım,» diye fısıldadı.
Ve anlattı...
II
Çocuklar sokakta koşup oynuyorlardı. Neşeli çığlıkları etrafta akisler yapmaktaydı. Küçüklerden biri Rolls'undan ağır ağır inen Mr. Robinson'a çarptı.
Adam, çocuğu şefkatle tutup, yana itti. Sonra da önünde durduğu evin numarasına baktı.
No. 15—Aradığı yeri bulmuştu. Bahçe kapısından girdi. Evin önündeki üç basamağı çıkarak tokmağa uzandı. Pirinç tokmağın güzelce parlatılmış, pencerelere de tiril tiril, kolalı perdelerin asılmış olduğunu farketmişti. Londra'nın alelâde bir mahallesinde, alelâde bir sokakta alelâde bir ev. Fakat tertemizdi burası. İçinde oturanların vakur insanlar oldukları anlaşılıyordu.
Kapı açılarak, eşikte yirmi beş yaşlarında, sarışın bir kadın belirdi. Süslü çikolata kutularının üzerlerindeki kadınları hatırlatan bir güzelliği vardı.
«Mr. Robinson musunuz? Buyurun.»
Adamı küçük bir oturma odasına soktu. Televizyon, köşede küçük bir piyano. Güzel desenli keten örtüler. Genç cadın gri bir kazak ve koyu renk bir etek giymişti.
«Çay içersiniz değil mi? Çaydanlığı havagazma koydum.»
«Teşekkür ederim, içmesem daha iyi. Ben çay sevmem. Sonra vaktim pek az. Size mektubumda bahsettiğim şeyi vermek için geldim.»
«Ali'nin yolladığı şeyi mi?»
«Evet.»
«Bir—ümit—yok mu?—olamaz mı? Yani onun—kazada öldüğü hakikaten doğru mu? Bir hata olamaz mı?»
Mr. Robinson şefkatle, «Korkarım,» diye cevap verdi «Bu imkânsız.»
«Evet—evet—her halde. Zaten—ben hiç ummuyordum— yani-» Bir an durdu. «Ali, memleketine döndükten sonra onu bir daha göremiyeceğimi anladım. Onun öldürüleceğini veya ihtilâl olacağım hissettiğimi söylemek istemiyorum. Ben sadece şunu kastediyorum: o, vazifesini yapacak,—memleketi idare edecekti. Tabiî, yine—kendi memleketinden biriyle evlenecekti.»
Mr. Robinson cebinden bir paket çıkararak, masanın üzerine koydu. «Şunu açar mısınız?»
Genç kadın, kâğıtları yırtarken, elleri hafifçe titriyordu... Sonra içteki kutunun kapağını açtı...
İrkilerek nefesini tuttu.
Kırmızı, mavi, yeşil, beyaz taşlar—hepsi de alev alev yanıyordu. Sanki canlıydılar bunlar. O küçük, loş odayı Alâed- din'in mağarası haline sokuvermişlerdi.
Mr. Robinson, dikkatle onu süzüyordu. Mücevherlere bakan bir sürü kadın görmüştü.
Nihayet, sarışın kadın titrek bir sfesle, mırıldandı. «Bunlar—olamaz—her halde—hakikî değil!»
«Hepsi de hakikî.»
«Fakat bunlar çok kıymetli olmalı. Her halde—her halde-» Mücevherlerin değerini tahayyül etmesi bile imkânsızdı.
Mr. Robinson, başım salladı. «Eğer bunları elden çıkartmak isterseniz, en aşağı yedi yüz bin sterlin alırsınız.»
«Bu—bu—imkânsız.» Birdenbire taşları toplıyarak, kutuya koydu. Titrek elleriyle paket yapmağa çalıştı. «Korkacağım şimdi?»
Kapı açılarak küçük bir oğlan çocuk içeri daldı. «Anne, Billy'den öyle güzel bir tank aldım ki. O—» Duraklıyarak, Mr. Robinson'a baktı. Siyah saçlı, esmer tenli bir çocuktu o.
Annesi, «Mutfağa git, Ailen,» dedi. «Çaym hazır. Süt, bis- küi... Biraz zencefilli çörek de var.»
«Ah, çok iyi!» Küçük çocuk gürültüyle dışarı fırladı.
Mr. Robinson, mırıldandı. «Demek onu Ailen, diye çağı-
rıyorsunu?»
Genç kadın, kızardı. «Ali'ye en yakın isim buydu. Ona Ali adı veremezdim. Bu yüzden bazı güçlükler çıkabilirdi. Sonra komşuları da unutmamalı...» Yüzünde yine endişeli bir ifade belirdi. «Ne yapacağım?»
—• «Evvelâ—evlenme cüzdanınız sizde mi?- Sizin, hakikaten aradığım kimse olduğunuzu kat'î surette tesbit etmem lâzım.»
Kadın, bir an ona baktı. Sonra da yandaki küçük masaya giderek çekmecelerin birinden bir zarf aldı. Bunu içinden çıkardığı bir vesikayı Mr. Robinson'a verdi.
«Hım... Evet... Emdondstown Nikâh memuru... Ali Yusuf—talebe... Alice Calder... Evet. Tamam.»
«Merak etmeyin. Biz, kanuna uygun şekilde evlendik. Onun kim olduğundan hiç bir zaman şüphe etmediler. Zira o sırada burada yabancı memleketlerden gelmiş, bir çok Müslüman talebe vardı... Aslında bu nikâhın o kadar mühim olmadığım biliyorduk. Bir Prensti o. Memleketine dönünce de de oradan biriyle evlenecekti. Bu meseleyi onunla uzun uzun konuştuk... Fakat Allen'e hamileydim. Ali, nikahın Ailen bakımından lüzumlu olduğunu söylüyordu. Bu memlekette evlenecektik. Allen'de gayri meşru sayılmıyacaktı. Benim için başka bir şey yapması imkânsızdı. O beni hakikaten severdi. Çok Çok severdi.»
Mr. Robinson, «Evet,» diye cevap verdi. «Bundan eminim...» Sonra ciddî bir tavırla sözlerine devam etti. «Şimdi-— siz, isterseniz her şeyi adresini de vereceğim. İşinin ehli, güvenilir bir avukattır... Her halde o size paranın çoğunu bankaya yatırarak, işlettirmenizi tavsiye edecek... Her şey değişecek artık. Oğlunuz güzel bir tahsil görecek. Siz eskisinden tamamiyle farklı bir hayat süreceksiniz. Cemiyete karışabilmek için bazı şeyler öğrenmeniz lâzım gelecek. Bir rehbere ihtiyacınız olacak ve daha bir sürü ahlâksız peşinizi bırakmı- yacak. Maddi tarafı hariç, pek de rahat bir hayat süremiye- çeksiniz. Zenginlerin fazla bir rahatı yoktur. Bana inanın. Çok zengin gördüm ben... Fakat karakter sahibi bir kadınsınız, mücadelelerden yılmayacağınızdan, güçlükleri yeneceğinizden eminim. Belki oğlunuz, babasından daha mesut bir insan olacak.» Bir an durdu. «Teklifimi kabul ediyor musunuz?»
«Evet, şunları alın.» Paketi Mr. Robinson'a doğru itti. «O mektepli kıza—yani taşları bulan cocuğa bunlardan birini vermenizi istiyorum. Acaba—o hangi rengi tercih ederdi?»
Mr. Robinson, düşündü. «Zümrüt'ü zannederim... Yeşil— esrarengiz bir renktir... Güzel bir fikir sizinki. Bu hediyenin kızın çok hoşuna gideceğinden eminim.» Ayağa kalktı. «Yapacağım işlere karşılık sizden para alacağım, tabiî. Üstelik ücretim bir hayli yüksektir. Fakat sizi hiç bir zaman aldatmam.»
Alice, bir an ona dikkatle baktı. «Evet. Beni aldatacağa nızı sanmıyorum... Sonra bu gibi işlerden anlıyan birine ihtiyacım var. Zira ben hiç bir şey bilmiyorum.»
«Müsaade ederseniz bir şey söyliyeceğim. Çok makul bir kadınsınız... Şimdi—ben bunları alıp götüreyim mi? Hiç olmazsa—bir tek taş saklamıyacaksmız?» Merakla Alice'i süzüyordu. Genç kadının yüzünde haris bir ifade belirdi. Gözlerinde heyecan ve tamahın sebep olduğu bir alev pırıldadı— sonra da döndü.
Alice, «Hayır,» dedi. «Bir tek taş bile istemem.» Kızardı. «Her halde büyük bir yakut veya zümrütü—hatıra olarak saklamamam-garibinize gidiyor. Belki delirdiğimi düşünüyorsunuz. Fakat—Ali'yle—zaman zaman eski kitapları karıştırırdık. Kıymetli yakutlardan kat kat üstün olan kadının hikâyesini de—onunla beraber okuduk. İşte—bu yüzden mücevherleri sevmiyor. Kendim için tek taş bile alacak değilim.»
Mr. Robinson, bahçe yolundan, sokakta beklemekte olan Rolls'una doğru giderken mırıldanıyordu: «Her zaman rastlanılan kadınlardan değil...»
SON
Sez Törek ädäbiyättän 1 tekst ukıdıgız.
  • Büleklär
  • Kapı Tekrar Vuruldu - 01
    Süzlärneñ gomumi sanı 3977
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2056
    31.2 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    43.8 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    51.9 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Kapı Tekrar Vuruldu - 02
    Süzlärneñ gomumi sanı 3917
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1988
    31.0 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    44.1 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    52.3 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Kapı Tekrar Vuruldu - 03
    Süzlärneñ gomumi sanı 3866
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1935
    32.8 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    45.9 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    53.9 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Kapı Tekrar Vuruldu - 04
    Süzlärneñ gomumi sanı 3962
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1910
    32.4 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    45.2 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    52.3 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Kapı Tekrar Vuruldu - 05
    Süzlärneñ gomumi sanı 3912
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1730
    34.3 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    48.9 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    56.8 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Kapı Tekrar Vuruldu - 06
    Süzlärneñ gomumi sanı 3955
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1744
    31.7 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    44.8 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    52.3 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Kapı Tekrar Vuruldu - 07
    Süzlärneñ gomumi sanı 3902
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1787
    31.8 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    46.3 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    54.2 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Kapı Tekrar Vuruldu - 08
    Süzlärneñ gomumi sanı 3986
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1879
    32.8 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    45.1 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    53.3 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Kapı Tekrar Vuruldu - 09
    Süzlärneñ gomumi sanı 3915
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1860
    32.7 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    46.8 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    54.5 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Kapı Tekrar Vuruldu - 10
    Süzlärneñ gomumi sanı 3883
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1918
    31.8 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    45.8 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    53.8 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Kapı Tekrar Vuruldu - 11
    Süzlärneñ gomumi sanı 3924
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1741
    33.2 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    47.0 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    54.6 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Kapı Tekrar Vuruldu - 12
    Süzlärneñ gomumi sanı 3948
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1974
    32.7 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    46.5 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    53.6 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Kapı Tekrar Vuruldu - 13
    Süzlärneñ gomumi sanı 3905
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1944
    33.0 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    46.5 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    54.6 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Kapı Tekrar Vuruldu - 14
    Süzlärneñ gomumi sanı 941
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 611
    43.0 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    58.0 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    65.1 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.