Kanatların Çağrısı - 13

Süzlärneñ gomumi sanı 1751
Unikal süzlärneñ gomumi sanı 966
44.8 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
57.6 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
63.9 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
ads place
Mortimer'in karıkocanın konuşmasına kulak misafiri olmaya niyeti yoktu, ama yavaşça geri dönmekten kendim alamadı. Para konusu durumu netleştiriyordu. Şöyle ya da böyle 60. 000 sterlin tutarında bir para söz konusuydu, bu ise meseleyi belirginleştiriyor ve de çirkinleştiriyordu.
O sırada Magdalen evden çıktı, fakat babası anında onu geri çağırınca, genç kız yine içeri girdi. Dinsmead de çok geçmeden konuğuna katıldı.
Dost bir tavırla, "Çok güzel bir sabah, değil mi?" dedi. "Umarım, arabanız dünkü fırtınada zarar görmemiştir."
Mortimer, adam ne zaman gideceğimi öğrenmek istiyor, diye kendi kendine düşündü.
Ev sahibine konukseverliğinden dolayı bir kez daha teşekkür etti.
Adam, "Hiç önemi yok, hiç önemi yok," diye karşılık verdi.
Magdalen'le Charlotte evden birlikte çıktılar' ve biraz uzaktaki bir banka doğru kol kola yürüdüler. Siyah saçlı ve altın renkli iki baş hoş bir çelişki oluşturuyordu. Mortimer de ani bir ilhamla, "Kızlarınız birbirlerine hiç benzemiyorlar, Bay Dinsmead," dedi.
Adam, "Öyle mi düşünüyorsunuz?" diye sordu. "Evet, haklı olabilirsiniz."
Mortimer'in aniden içine doğdu.
"Ama tabii ki ikisi de sizin kızınız değiller," dedi.
Dinsmead'in ona baktığını, bir an tereddüt ettiğini, sonra da kararını verdiğini fark etti.
"Çok keskin görüşlüsünüz, beyefendi," dedi. "İyi bildiniz, ikisinden biri bir yetim, terk edilmiş bir çocuk. Onu bebekken evimize aldık ve kendi kızımız gibi büyüttük. Kendisi gerçekten habersiz, ama yakında öğrenmek zorunda kalacak." Adam derin bir göğüs geçirdi.
Mortimer, "Bir miras meselesi mi?" diye fikir yürüttü.
Dinsmead ona kuşkuyla baktı.
Sonra açık konuşmanın en iyisi olduğuna karar vermiş olmalı. Ama bir yandan açık konuşurken saldırgan bir tavır takınmıştı.
"Bunu söylemeniz garip, beyefendi," dedi.
Mortimer, "Diyelim ki bir telepati olayı," dedi ve gülümsedi.
"Şöyle oldu efendim. Anneye bir iyilik yapmak için aldık onu. O sırada müteahhitliğe yeni başladığım için tabii bir bedel karşılığında. Birkaç ay önce gazetelerde bir ilan gözüme çarptı, sözü edilen çocuğun bizim Magdalen olması gerektiğini düşündüm. Avukatları görmeye gittim ve aramızda bir yığın görüşme geçti. Adamlar çok doğal olarak şüphedeydiler, ama artık her şey açıklığa kavuştu. Kızı gelecek hafta Londra'ya götüreceğim, ama o şu ana kadar bir şey bilmiyor. Anlaşıldığına göre, babası o zengin Yahudi işadamlarından biriymiş. Çocuğun varlığını ise ölümünden sadece birkaç ay önce öğrenmiş. Onu bulmaları için bir sürü detektif görevlendirmiş ve bulunması halinde bütün servetini ona bırakmış."
Mortimer dikkatle dinliyordu. Bay Dinsmead'in öyküsünden şüphelenmesi için bir neden yoktu. Hem Magdalen'in esmer güzelliğim açıklıyordu bu öykü, belki mağrur havasını da. Bununla birlikte öykü doğru olsa bile, açıklığa kavuşmamış bir yanı vardı.
Fakat karşısındaki adamın şüphesini uyandırmaya niyeti yoktu Mortimer'in. Aksine varsa onu gidermeye çalışmalıydı.
"Çok ilginç bir öykü, Bay Dinsmead," dedi. "Bayan Magdalen'i kutlarım. Büyük bir servetin vârisi olduğu gibi, çok da güzel bir kız. Önünde parlak bir gelecek var."
Dinsmead, "Orası muhakkak," diye doğruladı. "Ayrıca, çok da iyi bir fazdır, Bay Cleveland."
Adamın büyük bir içtenlikle konuştuğu gözden kaçmıyordu.
Mortimer, "Neyse, artık gitmeliyim," dedi. "Konukseverliğiniz için size tekrar teşekkür ederim, Bay Dinsmead."
Yanında ev sahibi olduğu halde Bayan Dinsmead'e veda etmek için eve girdi. Kadın pencerenin önünde duruyordu, onlara arkası dönüktü. İçeri girdiklerini duymamıştı. Kocasının, "Bay Cleveland sana veda etmeye geldi," diyen şen sesini duyunca kadın ürkerek hızla döndü ve bu arada elinde tuttuğu bir cismi yere düşürdü.
Mortimer bunu kadına vermek üzere yerden aldı. Cisim, Charlotte'un yirmi beş yıl önce moda olan bir minyatürüydü. Mortimer, ev sahibine ettiği teşekkürleri kadıncağıza da tekrarladı. Bu arada Bayan Dinsmead'in korku dolu halini ve kocasına gizlice attığı bakışları dikkatinden kaçırmadı.
İki genç kız görünürde yoklardı, ama onları sormak Mortimer'in işine gelmedi. Zaten kendine göre bir düşündüğü vardı ve tahmini kısa bir zaman sonra doğrulanacaktı.
Bir gece önce arabasını bıraktığı yere doğru yarım mil kadar ilerlemişti ki patikanın bir yanındaki çalılar aralandı ve Magdalen karşısına dikildi.
"Sizi mutlaka görmem lazımdı," dedi.
Mortimer de, "Ben de sizi bekliyordum," diye karşılık verdi. "Dün gece odamdaki masanın üstüne SOS'i yazan sizdiniz, değil mi?"
Magdalen başının hareketiyle doğruladı.
Mortimer, "Niçin?" diye yavaşça sordu.
Kız ona arkasını dönerek bir çalının yapraklarını yolmaya başladı.
"Bilmiyorum," dedi. "Gerçekten bilmiyorum."
"Anlatın," diye ısrar etti Mortimer.
Magdalen derin bir soluk aldı.
"Ben pratik bir insanımdır,M diye söze başladı. "Hayal kuran, gerçek olmayan şeyleri gördüğünü hayal edenlerden değilimdir. Sizin hayaletlere, ruhlara inandığınızı biliyorum. Ben inanmıyorum, o evde doğru olmayan bir şeyler olduğunu size söylersem..." Dönüp tepenin yamacını işaret etti. "Orada gerçekten somut olarak doğru olmayan bir şeyler var demektir. Yani sadece geçmişin bir yansıması değil. Buraya gelişimizden beri bu böyle. Her gün daha da kötüleşiyor üstelik. Babam eskisinden farklı, annem eskisinden farklı, Charlotte da farklı."
Mortimer kızın sözünü kesti. "Johnnie de farklı mı?" diye sordu.
Magdalen birden anlamaya başlamış gibi Mortimer'e baktı. "Hayır," dedi. "Şimdi düşünüyorum da, Johnnie farklı değil. Bu şeyden etkilenmemiş olan yalnız o. Dün geceki sofrada da yalnız o huzurlu gözüküyordu."
"Ya siz?" diye sordu Mortimer.
"Korkuyordum. Tıpkı bir çocuk gibi müthiş korkuyordum. Hem de neden korktuğumu bilmeden. Babam ise tuhaftı, bunu başka türlü anlatmak imkânsız, tuhaftı. Mucizelerden söz ediyordu, ben de dua ettim, gerçekten de bir mucize olması için dua ettim. Derken siz kapıyı çaldınız."
Genç kız birden durup yine Mortimer'e baktı.
Meydan okur gibi, "Belki de bana deli gözüyle bakıyorsunuz," dedi.
Mortimer, "Hayır," dedi. "Aksine son derece aklı başında görünüyorsunuz. Bütün aklı başında insanlar kendilerine yakın olan bir tehlikeyi önceden sezerler."
Magdalen, "Anlamıyorsunuz," diye itiraz etti. "Ben kendim için korkmuyordum."
"Öyleyse kimin için?"
Fakat Magdalen şaşkın halde başını salladı. "Bilmiyorum."
Devam etti.
"Ani bir dürtünün etkisiyle SOS diye yazdım. Belki saçma, ama ötekiler sizinle konuşmama izin vermeyecekler gibime geliyordu. Sizden neyi yapmanızı isteyeceğimi de bilmiyordum. Hâlâ da bilmiyorum."
"Ziyam yok," dedi Mortimer. "İstediğinizi yapacağım."
"Ne yapabilirsiniz ki?"
Mortimer hafifçe gülümsedi.
"Düşünebilirim."
Magdalen adama şüpheyle baktı.
"Evet," dedi Mortimer. "Bu şekilde çok şey yapılabilir, zannedebileceğinizden çok daha fazla şey. Söylesenize, dün akşamki yemekten önce dikkatinizi çeken herhangi bir söz ya da cümle oldu mu?"
Magdalen kaşlarını çattı. "Zannetmiyorum," dedi. "Yalnız babamın anneme Charlotte'un onun kopyası olduğunu söylediğini ve bu arada bir garip güldüğünü duydum. Ama bunda şaşılacak bir şey yok, değil mi?"
"Hayır," dedi Mortimer yavaşça. " Ne var ki Charlotte annenize hiç benzemiyor."
Bir, iki dakika kadar düşünceye daldı, sonra başını kaldırınca Magdalen'in ona kararsız şekilde baktığını gördü.
"Siz evinize dönün yavrum," dedi. "Ve hiç endişe etmeyin. Bu işi bana bırakın."
Magdalen itiraz etmeyerek eve giden patikada uzaklaştı. Mortimer biraz daha ilerledikten sonra kendini yeşil çimlerin üstüne attı. Gözlerini kapadı, bilinçli düşünce ve çabadan kendini yalıttı ve bir dizi tablonun rasgele şekilde aklının yüzeyinden geçmesine izin verdi.
Johnnie! Daima Johnnie'ye dönüyordu. Yüzde yüz masum, şüphe ve entrika ağından tamamen arınmış olan, öyleyken her şeyin merkezi olan Johnnie. Mortimer, o sabah kahvaltıda Bayan Dinsmead'in çay fincanının düşüp tuzla buz oluşunu anımsadı. Telaşına ne sebep olmuştu? Delikanlının kimyaya düşkünlüğünün kendisi tarafından tesadüfen söz konusu edilmesi mi? Mortimer o sırada Bay Dinsmead'e dikkat etmemişti, ama şimdi onun elinde çay fincanıyla oturuşu gözlerinin önünde canlanıyordu.
Derken bir gece önce kapı açıldığı zaman Charlotte'u görüşü hayalinde canlandı. Genç kız oturduğu yerde çay fincanının kenarının üzerinden ona gözlerini dikmişti. Bunun hemen arkasından başka bir anıya geçti. Bay Dinsmead'in, fincanlardaki çayı birbirinin arkasından "Bu çay soğumuş," diyerek boşaltması.
Oysa Mortimer fincanlardaki çaydan duman çıktığını anımsıyordu. Herhalde çay o kadar da soğuk değildi?
Beyninde bir şeyler kıpırdamaya başlamıştı. Çok uzun zaman önce değil, belki bir ay önce okuduğu bir şeyi anımsıyordu. Bir çocuğun dikkatsizliği yüzünden bütün bir ailenin zehirlenmesi hakkındaki bir haber...
Kilerde unutulmuş bir kutu arsenik alt raftaki ekmeğin üstüne sızmıştı. Mortimer haberi bir gazetede okumuştu. Büyük bir olasılıkla Bay Dinsmead de okumuştu.
Birçok şeyler aydınlanmaya başlamıştı...
Mortimer Cleveland yarım saat sonra çevik bir hareketle ayağa kalktı.


4



Küçük evde yine akşam olmuştu. Bu gece rafadan yumurta yenecekti, ayrıca domuz paçası konservesi vardı.
Çok geçmeden Bayan Dinsmead büyük çaydanlıkla mutfaktan çıktı. Aile masanın etrafında yerini aldı.
Bayan Dinsmead pencere tarafına göz atarak, "Hava dün gecekinden ne kadar farklı," dedi. Bay Dinsmead, "Bu gece o kadar sessiz ki yere iğne düşse duyulacak," dedi. "Haydi, çayları koy, anne."
Bayan Dinsmead fincanları doldurdu ve masadakilere dağıttı. Sonra tam çaydanlığı elinden bıraktığı sırada, küçük bir çığlık atarak elini kalbine götürdü. Bay Dinsmead sandalyesinde hızla dönerek karısının gözlerini diktiği yöne baktı. Mortimer Cleveland kapının aralığında duruyordu.
Mortimer yaklaştı. Özür diler gibi bir hali vardı.
"Galiba sizleri korkuttum," dedi. "Bir şey için geri dönmek zorunda kaldım."
Bay Dinsmead, "Bir şey için mi geri döndünüz?" diye bağırdı. Yüzü morarmış, boynundaki damarlar şişmişti.
"Bu şeyin ne olduğunu sorabilir miyim?"
"Çay," dedi Mortimer.
Hızlı bir hareketle cebinden bir cisim çıkardı ve masadaki çay fincanlarından birini alarak içindeki sıvıyı sol elinde tuttuğu bir cam tüpün içine boşalttı.
Bay Dinsmead, "Ne yapıyorsunuz?" diye soludu. Yüzü kireç gibi olmuş, mor renk anında silinmişti. Bayan Dinsmead ise tiz bir küçük korku çığlığı salıverdi.
"Herhalde gazeteleri okuyorsunuz, öyle değil mi, Bay Dinsmead? Okuduğunuza eminim. Bazen bütün bir ailenin zehirlendiğini okursunuz, zehirlenenlerden bazıları iyileşir, bazıları iyileşmez. Bu defaki olayda bir kişi iyileşmeyecekti. İlk akla gelen açıklama yemekte yediğiniz domuz paçası konservesi olacaktı, ama ya doktor, konserve teorisini yutmayacak şüpheci bir adamsa? Kilerinizde bir kutu arsenik var. Altındaki rafta ise bir çay paketi duruyor. Üst rafta çok uygun bir delik var, arseniğin rastlantı sonucunda çaya karıştığını varsaymaktan daha doğal ne olabilir? Oğlunuz Johnnie dikkatsizlikle suçlanacaktı belki, ama hepsi bu kadar."
Dinsmead, "Ne demek istediğinizi an...anlayamadım," diye geveledi.
Mortimer, "Bence anladınız," dedi. İkinci bir fincan alarak bundaki çaydan ikinci bir cam tüpe doldurdu. Tüplerden birine kırmızı bir etiket, ötekine ise mavi bir etiket yapıştırdı.
"Kırmızı etiketli tüpte kızınız Charlotte'un fincanındaki çaydan, ötekinde ise kızınız Magdaien'in fincanındaki çaydan var. Tüplerin ilkinde ötekinden beş kat daha fazla arsenik bulunacağına yemin etmeye hazırım."
Dinsmead, "Siz delirmişsiniz," diye homurdandı.
"Hayır, kesinlikle hayır. Bay Dinsmead, bugün bana Magdalen'in öz kızınız olmadığını söylediniz. Oysa yalan söylüyordunuz. Magdalen sizin kızınız. Charlotte ise evlat edindiğiniz kız ve gerçek annesine o kadar benziyor ki, bugün o annenin minyatürünü elimde tuttuğum zaman bunun Charlotte olduğunu sandım. Servete öz kızınız konacaktı, sözüm ona kızınız Charlotte'u insanların gözünden kaçırmanız mümkün olamayacağı ve anneyi tanıyan biri benzerliği fark edebileceği için de bir çay fincanının dibine bir tutam beyaz arsenik katmak yolunu seçtiniz."
Bayan Dinsmead çirkin bir haykırış salıverdi ve şiddetli bir isteri krizi geçirerek oturduğu yerde bir sağa, bir sola sallanmaya başladı.
"Çay dedi," diye cıyakladı. "Öyle dedi, limonata değil, çay dedi."
Kocası, "Kapat çeneni. Anlaşıldı mı?" diye öfkeyle kükredi.
Mortimer, Charlotte'un masanın öbür yanından ona şaşkınlıkla ve merakla baktığını gördü. Sonra kolunun üstünde bir elin baskısını hissetti. Magdalen onu konuşacaklarının duyulmaması için biraz öteye sürükledi.
"Bunlar," diye tüpleri işaret etti. "Babam. Yapmayacaksınız..."
Mortimer elini genç kızın omzunun üstüne koydu. "Yavrum, sen geçmişe inanmıyorsun," dedi. "Ama ben inanıyorum. Bu evdeki atmosfere de inanıyorum. Bu eve gelmemiş olsaydı baban belki -belki diyorum- öyle bir plan tasarlamazdı. Charlotte'u şimdi ve ileride korumak için bu cam tüpleri saklayacağım. Ama SOS diye yazan ele duyduğum minnettarlık nedeniyle başka bir şey yapmayacağım."



SON
Sez Törek ädäbiyättän 1 tekst ukıdıgız.
  • Büleklär
  • Kanatların Çağrısı - 01
    Süzlärneñ gomumi sanı 3940
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2021
    34.5 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    49.5 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    57.2 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Kanatların Çağrısı - 02
    Süzlärneñ gomumi sanı 3951
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2004
    35.0 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    49.6 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    56.6 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Kanatların Çağrısı - 03
    Süzlärneñ gomumi sanı 4066
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2099
    33.3 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    48.4 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    55.8 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Kanatların Çağrısı - 04
    Süzlärneñ gomumi sanı 4011
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2014
    34.0 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    48.2 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    55.5 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Kanatların Çağrısı - 05
    Süzlärneñ gomumi sanı 3982
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1976
    36.4 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    49.3 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    57.2 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Kanatların Çağrısı - 06
    Süzlärneñ gomumi sanı 3934
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1946
    35.0 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    49.1 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    56.2 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Kanatların Çağrısı - 07
    Süzlärneñ gomumi sanı 3967
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1966
    34.1 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    48.8 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    56.2 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Kanatların Çağrısı - 08
    Süzlärneñ gomumi sanı 4026
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1949
    36.4 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    49.3 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    57.1 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Kanatların Çağrısı - 09
    Süzlärneñ gomumi sanı 3903
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1954
    34.6 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    49.4 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    56.4 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Kanatların Çağrısı - 10
    Süzlärneñ gomumi sanı 3819
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1976
    33.9 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    47.9 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    55.9 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Kanatların Çağrısı - 11
    Süzlärneñ gomumi sanı 3893
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1880
    35.4 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    49.5 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    57.1 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Kanatların Çağrısı - 12
    Süzlärneñ gomumi sanı 3958
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 1933
    36.4 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    51.3 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    58.5 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Kanatların Çağrısı - 13
    Süzlärneñ gomumi sanı 1751
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 966
    44.8 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    57.6 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    63.9 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.