Ece'nin Hamilelik Günlüğü - 11

Süzlärneñ gomumi sanı 3964
Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2034
29.1 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
41.4 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
47.4 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
ads place
Bebeğimize bu hafta sonu pişik önleyici krem ve bir "body" daha aldık. Bu body sözcüğü beni deli ediyor ama ne yazık ki Türkçede bu giysiyi karşılayacak hiçbir sözcük yok.
Almamız gereken şeyler arasında alt açma ünitesi, en minik çoraplar, ince tülbentten mendiller, eldivenler, minik bebek kaşığı var.
Hastaneye götürülmesi gerekenleri de bir anne yazmış; çok faydalı olduğu söylenen ısırgan otu çayı, bol bol su, emzirme sutyeni,
Ece'nin Hamilelik Günlüğü - Ece Arar Emener
emzirme geceliği, çorap, ped, havlu, peçete, terlik, ince hırka, ıslak mendil, toka, nemlendirici krem ve dudak kremi... Bebek için gerekenleriyse henüz öğrenemedim.
Sağanak yağışlardan sonra ilk defa bugün güneş yüzünü gösterdi. Ancak hava düzeldiğinde zamanın geçtiğini anlayabilirim, kış havaları bana yalnızca hamileliği çağrıştırırken, güneş bebeğin doğumunun yaklaştığını müjdeliyor.
Annemle bu aralar aynı kilolarda olduğumuzdan annemin giysilerini rahatlıkla giyiyorum, özellikle gömlekler ve hırkalar çok işime yarıyor. Vitrinlerde yeni sezonun giysileri; göz ucuyla bile bakmamaya çalışıyorum. Bir şeyi beğensem bile hangi bedeni alabilirim ki? Şimdilerde 44 beden falanımdır herhalde, normalde ise 38, ayakkabılar şimdi normal gelse, ileride bol olacaklar, pantolonların 38'ini alsam, bir kenara kaldırmak acı verecek. İnsanın bedene ölçülerinden hoşnut olmaması ne feci bir şeymiş meğer.
Galip beni çok güzel bulduğunu söylüyor, zaten hep güzelmişim, şimdiyse bir başka güzelmişim, orantılı bir şekilde kilo almışım, başka hamile kadınlar gibi kocaman bir kalçam falan olmamış, bütün kilo sivri görünen kamımdaymış, bacaklarım öyle kilolu falan değilmiş, uzun boylu bir insan olmanın avantajıymış bu. Yine de kırmızı yanaklı fotoğraflarımdan uğradığım değişikliği görmek mümkün. Dağın eteklerinde koşturup duran, doğal ürünlerle hayli iyi beslenmiş bulunan Heidi gibi görünüyorum.
10 Nisan 2002
33. hafta; bebek şimdi 2040gr. ağırlığındadır ve yaklaşık 47cm uzunluğundadır. Nefes alma pratiği yaparak amniotik sıvıyı inhale ederek akciğerlerini çalıştırmaktadır.
Çoğu erkekte testisler scrotuma inmiştir. Ancak bazen, bir veya iki testis doğumdan sonrasına kadar pozisyonuna inmez; bu inmemiş testisler sıklıkla ilk doğum gününden sonra kendilerini düzeltirler.
Şimdi haftada 500gr almaktasınız ve bunun kabaca yarısı doğumda bebeğe gider. Ayrıca bebek bundan sonraki yedi hafta boyunca doğum ağırlığının yarısından fazlasını alarak, rahmin dışındaki yaşam için şişmanlar. Bu yağ depolanmalarından dolayı cilt kalınlaşır ve pembeleşir.
Ece'nin Hamilelik Günlüğü - Ece Arar Emener
Doktorumuz söylemişti, gebeliklerin ancak yüzde 5'i söylenen günde sona eriyormuş. Bununla birlikte; çoğu gebelik söylenen tarihten bir hafta önce son buluyormuş. Bir gebeliğin normal yoldan sonlanabilmesi 3 ana faktöre bağlı; rahme, bebeğe ve annenin kemik çatısına bağlı faktörler. Doğum olabilmesi için düzenli kasılmalar olmalı ve rahim açılmalı, böylelikle bebek dışa itilebiliyor. Bebek uygun pozisyonda olmalı, önünde bir engel olmamalı. Bebeğin geçeceği yol ile bebek arasında bir uyumsuzluk olmamalı.
İşte bütün bunları okuyup, günlüğüme yazdığıma göre sanırım doğumun yaklaştığını hissediyor bedenim. Her ne kadar 54 gün var gibi görünse de, o zaman da göz açıp kapayıncaya kadar geçecek gibi görünüyor.
Ve böylelikle elveda hamilelik giysileri, olmayan göbek deliği, kilolar ve merhaba Elvin!
Doktorumuza gitmemize henüz dört saat var, aradan 5 koca hafta daha geçtiği için heyecanlıyım, hem bebeğin sağlılığını merak ediyorum, hem de doktorumuzun söyleyeceklerini.
Bu arada hava ısındı ve 19 derece oldu. Benim için 30 dereceden farkı yok ama. Herkes kazak ve montlarla, bense tişört ve gömleklerle. Yakında açık ayakkabılarımı bile giymeye başlayabilirim. Acaba kan basıncının fazla olmasından mı kaynaklanıyor bu? Şimdilik bu kadar sıcaklığa itirazım yok, daha sonra ne olur bilmiyorum.
bebek.com'da dört beş tane doğum hikayesi okudum, herkes normal doğumdan nasıl da korktuğundan, doktorlarının ise hep normal doğumu önerdiklerinden söz ediyor. Buna karşın tüm anneler sezaryeni istemişler. Birçok kadından çevresindeki insanların telkin edeceklerine onları korkuttuklarını, normal doğumu çok zor ve sancılı diye tarif ettiklerini söylediklerini duyuyorum. Elbette sancılıdır ama bence kimsenin hamile kadınları korkutmaya hakkı yok. Üstelik korkmak haklı bir tepki olabilir ama doktorlara güvenmek, onlara sorular sormak, okumak, bilinçli bir anne adayı olmak gerekmiyor mu? Herkes epidural anesteziden memnun görünüyor, ne de olsa doğumu hem yaşıyor hem de hiç ağrı hissetmiyor anneler, üstelik bütün anneler bebeklerini hemen kucaklarına almaktan ve onları bir an önce emzirmekten nasıl da keyif aldıklarını anlatıyorlar.
Ece'nin Hamilelik Günlüğü - Ece Arar Emener
Ya internet olmasaydı, bunu yazıp yazıp duruyorum. Saatlerce başında kalıyor, öğreniyor, bilgileniyorum. Elimde öyle çok doküman birikti ki; benden sonra hamile olacak yakın arkadaşlarım çok şanslılar!
Şu koca yedi ayı üç spor ve bir makosen ayakkabıyla geçirdim. Zaten önerilen düz ayakkabılar, ama ayakkabı dolabındaki o güzelim ayakkabılara da ara sıra özlemle bakmıyor değilim, hani en güzel zamanların bunlar, keyfini çıkar, bebek doğunca hayat tümüyle değişecek deyip duruyorlar ya, değişsin kardeşim diyorum içimden, ben zaten hayatımda o değişikliği istediğim için hamile kalmış değil miyim, beklemediğim bir olay değil ki bu, bebeği istemişim işte, elbette onun varlığıyla oluşacak her türlü değişikliğe de hazırım, ancak bebek doğunca kendi kimliğime yeniden kavuşmayı, vücudumu geri almayı bu denli istemeyi de tuhaf bulmuyorum. Giysilerimi, ayakkabılarımı, rahat rahat nefes almayı istiyorum, bu kiloları ait oldukları yere geri postalamak istiyorum, bebeğimi koklamak, minik ayaklarına, ellerine hayranlıkla saatlerce bakmak istiyorum.
12 Nisan 2002
Hamilelik ve sonrasında alınan aşırı kilolar menopoz sonrası meme kanseri riskini artırıyormuş. 20 kilo fazla almak meme kanseri riskini yüzde 40 artırırken, 25 kilo alan kadınlar için risk üç kat fazla. Ölçü şu; her kilo yüzde 3.9 oranında meme kanseri riski artışı demek.
13 Nisan 2002
ntvmsnbc.com'da Doktor Melih Oktay epidural anesteziyi anlatmış;
Anestezinin genel aneztesi ve lokal anestezi diye ikiye ayrıldığını belirten Dr. Melih Oktay, epidural anezteziyi şöyle anlamış: "Bunlar, lokal anestezinin altında alt gruplar olarak sinir blokları dediğimiz bölümde yer alıyor. Ne yapıyoruz, biz bir sinir kümesinde blok oluşturuyoruz. Ağrının oluşmasını, daha doğrusu oluşan ağrının üst taraflara iletilmesini engelliyoruz. Burada niye büyük blok diyoruz epidural anestezi için? Çünkü hastanın belinden yaptığımız bir iğnemiz oraya yaptırdığımız bir blok sonucunda yaklaşık göğüs kafesi hizasından daha alt bölümde hastalarda herhangi bir ağrı duymadan doğum olabilir bu, herhangi bir operasyon olabilir, bunlar gerçekleştiriliyor."Benim merak ettiğim konu ıkınmak. Doktor diyor ki;
Ece'nin Hamilelik Günlüğü - Ece Arar Emener
"Aneljezi dediğimiz, anesteziden bir daha önceki kısımda, sadece ağrıyı engelliyorsunuz. Bir sonraki aşamada dokunma duyusunu engelliyorsunuz, daha sonraki aşamada da motorblok yapıyorsunuz ama burada sadece ağrının iletilmesi engellenirse hareketi engellemiyorsunuz, onun için rahatlıkla ıkınmaları, doğumu sağlayabiliyorsunuz." İçim şimdi daha rahat...
Epidural anestezinin genel anesteziden en büyük farkının, ameliyat sonrası dönemde ağrı çekilmemesiymiş, yaklaşık 1-2 gün gibi bir süre içerisinde hastalara sıfır ağrı garanti ediliyor.
Epidural anestezi sonrasında annelerde baş ağrısı şikayetleri oluşuyor ve genelde işlemden 24 saat sonra başlıyor ve 3-4 gün devam ediyormuş ama 2 haftaya kadar da uzayabilirmiş.
Melih Oktay hangi durumlarda epidural anestezi yapılmadığını da anlatıyor; "Eğer hasta istemiyorsa hiçbir şekilde epidural anestezi uygulamıyoruz. Ama bunun haricinde sistemik bir hastalığı söz konusudur, enfeksiyon hastalığı söz konusuysa veyahut da enjeksiyonu yaptığımız bölgede lokal bir enfeksiyon var ise epidural anestezi uygulamıyoruz. Bunun haricinde omurgadaki deformiteleri önermiyoruz. Onlarda epidural anestezi uygulamıyoruz. En önemli olan zaten bir tanesi de eğer hastada kanama ve pıhtılaşma bozuklukları söz konusuysa veyahut da antikorbinan tedavi alıyorsa uygulamıyoruz."
14 Nisan 2002
Doktora gittiğimiz gün tam 1.5 kilo aldığımı öğrenmek beni şaşırttı. Bundan sonra kilo almam bile gerekmiyormuş, bu kilo idealmiş, ben hiçbir şey yemesem de bebek beslenmeyi sürdürürmüş. Son haftalarda daha çok kilo alınacağı gerçek bir bilgi değilmiş. Bakalım becerebilecek miyim?
Elvin'imizin nefis bir ultrason görüntüsü oldu, yüzü artık belli. Bizce çok güzel bir bebek; ya da her anne baba gibi bize de yavrumuz güzel görünüyor. Yok, yok, o çok güzel bir kız!
Çok önemli bir şikayetim olmadığını ilettim yine doktoruma, kasılmaların ya da kanamaların olup olmadığını sordu. Hayır, yok. 3 hafta sonrası, 3 mayıs için randevu verdi, 36. hafta... Ondan sonra da her hafta kontrole gidecekmişim çünkü 36. haftadan sonra bebek her
Ece'nin Hamilelik Günlüğü - Ece Arar Emener
an doğabilirmiş. Doktorumuz doğumla ilgili merakımızı da giderdi. Hiçbir problem olmadığı takdirde normal doğumdan yana olduğunu, bunu da epidural anestezi ile gerçekleştireceğini söyledi. Ikınmanın anestezi altında nasıl gerçekleşebildiğini sordum; o da ıkınmanın doğal bir refleks olduğunu, "ıkın" dendiğinde şimdiye kadar ıkınamayan hiçbir kadın görmediğini söyledi. İçim rahatladı. Yine kuş gibi uçarak ayrıldık Gürkan beyin yanından.
15 Nisan 2002
Aygül liseden arkadaşım, kocası da. Benden on gün sonra o da Cansu'yu doğuracak, doktorumuz da aynı. Hafta sonu Ebru ile Aygül'deydik.
Birbirimize sorunlarımızı, hamileliğimiz nasıl geçirdiğimizi anlattık ve sonra doğum yapmış biri olan Ebru'nun öğütlerini dinledik. Hastane çantasında neler olmalı? Örneğin Ebru yanımızda mutlaka bir biberon ile Nutrilon 1 Mama götürmemiz gerektiğini çünkü ilk anda anne sütü gelmezse hemşirelerin derhâl bu mamadan istediğini söyledi. Koyu renk havlular, atılabilir iç çamaşırları, göğüs pedleri, emzirme sutyenleri, bebek giysileri... Hastane çantası diye bir şey olmadığına karar verdim, hastane bavulu var!
16 Nisan 2002
Hamileliğin öyle bir safhasına geldim ki; artık okuduğum haftalarda "Bebek bu tarihte doğarsa yaşama şansı vardır" dan, "Bebek doğarsa yüzde 99 yaşar"a terfi ettim. Bu da beni heyecanlandırıyor, bebeğimizi göreceğimiz günler yaklaşıyor. Hastane çantasına başladık annemle; o pembeli beyazlı bir nevresim takımı yaptırdı benim için, hastane yatağımda bile keyifle yatmamı istiyor. Bunun yanı sıra bebek bezleri, diş fırçası, diş macunu, sabun, deodorant gibi şeyleri almak üzere ayrı bir alışverişe de çıktık. Bir yolculuğa hazırlanır gibi her şeyin yenisini koyduk valizimize. Bir iki ufak tefek şey dışında her şey mevcut. Bebek hanımefendinin biberon temizleme fırçası bile var valizde. Çantanın hazır olması fikri beni rahatlattı; doğum erken gerçekleşirse her şeyin kullanıma hazır olması fikri güzel.
Gelecek hafta içinde de emzirme sutyeni, terlik gibi bir iki eksiği alıp çantamıza koyduktan sonra filmlerde gördüğümüz gibi valizi kapının kenarına koyup beklemeye başlayabiliriz.
Ece'nin Hamilelik Günlüğü - Ece Arar Emener
Okuduğum hamilelik kitapları yalancı doğum ağrılarından söz ediyor; eğer bu ağrılara kanıp da hastaneye erken giderseniz çok beklersiniz gibilerden sözler var; "Çünkü doğum yaklaşık 10-12 saat süren bir şeydir" deniyor. Söylenenlere göre doğum sancıları beş dakikada bire inmeden evden çıkmanın anlamı yokmuş. Ben yine de bu beş dakikaları bekleyebileceğimizi sanmıyorum, evimizle hastanenin arası yarım saatten fazla sürüyor ve beş dakikalık ağrıların biz yoldayken iyice kısalıp kısalmayacağını ben nereden bilebilirim?
17 Nisan 2002
34. hafta; şimdi bebeğiniz yaklaşık 2270 gr ağırlığındadır ve ortalama 47.6 cm uzunluğundadır. Şimdiye kadar muhtemelen baş aşağıda pozisyonunu almıştır. Çoğu bebekler bu sırada bunu yapar, ancak pozisyon değiştirmeye devam edebilir Kafa kemikleri halen oldukça yumuşaktır ve tamamen birleşmemiştir, böylece bebeğin rölatif olarak dar doğum kanalından çıkışını kolaylaştırırlar. Ayaklarınızın, ellerinizin, yüzünüzün ve ayak bileklerinizin oldukça şiş hale geldiğini ve bu ödemin ılık ortamlarda ve günün ilerleyen saatlerinde daha da kötüleştiğini fark edebilirsiniz. Vücudunuzun, bebeğiniz ve böbrekleriniz için bu sıvıya ihtiyacı vardır. O yüzden su için, eğer akşamdan sonra belirgin şişlik gözlenirse, doktorunuza haber verin, bu preklampsi bulgusu olabilir.
Doğum çantanızı hazırlamaya başlayın, hastaneye son dakikada acil gidişte bir şey unutmaktansa hazır olmak daha iyidir.
Yeni Zelanda'daki Auckland Üniversitesi'nin araştırmasına göre ana rahminde yetersiz beslenen kişiler, yaşamlarında kendilerini genellikle halsiz hissediyor ve sürekli bir şeyler atıştırma gereksinimi duyuyorlar. Ana rahminde yetersiz beslenen fetüs, yaşamak için yeni koşullara ayak uyduruyor. Uyum sırasında iştahı düzenleyen leptin hormonu duyarsızlaşıyor ve vücut ensülin eksikliği çekiyor. Vücut doyduğunu anlayıp sürekli yemek yeme ihtiyacı hissediyor ve ensülin eksikliği de halsiz yapıyor.
24 Nisan 2002
35. hafta; bebeğiniz şimdi 2500 gr üzerinde bir ağırlıktadır ve muhtemelen 50 cm'e yakın bir uzunluktadır. Bu devrede doğan bebeklerin % 99'u yaşar, çoğunluğunda apgar problem olmaz.
Ece'nin Hamilelik Günlüğü - Ece Arar Emener
Akciğerler sıklıkla tamamen gelişmiştir ve solunum problemleri, bir zamanlar 35 haftadan önce doğan bebeklerde veya prematürelerde ölüm nedeni olan problemleri daha kolaylıkla çözümlenir. 35 ve 37. haftalar arasında B grubu streptococ bakterisi için test edileceksiniz.
Pek çok kadın ayrıca bebeğin bacaklar ve pelvisteki sinirlere olan basıncından dolayı pelvik bölgede bir kaşınma hissi veya uyuşukluk fark etmeye başlayacaktır. Ne yazık ki, bu bebek doğana kadar kaybolmayacaktır. Çok rahatsız ediciyse, doktorunuza haber verdiğinizden emin olun.
23 nisan tatili olunca, SSK'nın poliklinikleri de dört koca gün kapalıydı. Doğum iznimim 22 nisanda başlaması gerekiyor ve işte bugüne dek SSK hekimleriyle görüşebilmiş değildim. Nihayet bu sabah Galiple hastanedeydik, rapor için. Her yer hasta insanlarla dolu olunca, hele de dört günlük bir yokluğun ardından bunca kalabalığı görünce kendimi bir an önce dışarı atmak istedim. Kadın Doğum Polikliniğinde onlarca hamile kadın, demir bir kapının ardından bir görünüp bir yok olan hemşireyle konuşabilmek, polikliniğe adım atabilmek için yarışır durumdayken, sıra bize geldiğinde Galip kapının dışında bırakmak durumunda kaldı, beyaz bir A4 kağıtta kesin bir emir vardı çünkü, "Erkekler Giremez"! Çiçekli perdelerle bölünmüş odacıklar muayene için ayrılmış, doktorlar bir heyet gibi uzun bir masanın etrafında toplanmışlar. Zor bir durum. Raporumu alıp da dışarı çıkabildiğimizde kendimi daha iyi hissetmeye başladım, sekreterliğin bulunduğu pencerede doğumun 38. gününe kadar izinli olunduğu, o tarihte tekrar gelip raporun kapatılması gerektiği yazıyordu. Tam da kadın doğum polikliniğine yakışır bir şey; karton bir kutu içinde yorgun bir anne kedi yeni doğurduğu dört yavrusunun üstüne kapanmış yatıyordu, Galip'in dediği gibi, galiba aile planlamasını öğretmek, bir örnek oluşturmak için kedileri oraya koymuşlar, eğer planlama yapmazsanız bu kadar çok çocuğunuz olur...
Tatil nihayet başlayınca bende günün ilk saatleri baş gösteren bir enerji hali... Onu da yapmalıyım, şuraya da gitmeliyim, evi şöyle toplasam, vizyondaki tüm filmleri izlesem... Ancak 16.00 gibi pilim bitiyor, hemen uyuklama durumuna geçiyor ve daha sonra da iflah olmuyorum.
Ece'nin Hamilelik Günlüğü - Ece Arar Emener
Kilom ne yazık ki 75'e yükseldi, oysa son ayda kilo alınmadığını okumuştum bir yerlerden. Elbette gece uyanıp gofret ve muz yiyenler için söylememiş olmalılar bunu...
Annemle hastane çantası alışverişimizi neredeyse tamamladık, en son emzirme sutyenlerinden aldık. Çok pratik bir şey, bir çıt çıt marifetiyle sutyenin bir kısmı çıkıyor, bebek emziriliyor ve tekrar kapatılıyor bu kısım. Aynı zamanda göğüs pedlerini yerleştirmeye göre de tasarlanmışlar.
Birde terlik! Görevlinin bize gösterdiği krem rengi, üstünde minik bir fiyonk olan terliği beğendiğimi gören annem gözlerine inanamadı, bu tip kadınsı şeylerden hep uzak durduğumdan nasıl olup da o terliği beğendiğimi sordu. Dedim ki "Ben de anne oluyorum, artık değişmem lazım..." O da "Zaten bebek doğup da normal kilona döndükten sonra giydiklerine müdahale etmeyi düşünüyordum" dedi. "Peki" dedim, "Sen bana müdahale edersin, ben de Elvin'e"...
Rüyamda Elvin'i gördüm, bu haftalarda bebeklerle ilgili rüyaların çoğalacağı söyleniyor zaten. Kamımdaydı ama kafasını öyle yukarı kaldırmıştı ki kocaman bir tümsek oluşturuyordu ve yüzü tamamıyla seçilebiliyordu. Birbirimize gülümsedik. Sanırım onunla kurduğum özel bir bağdı aramızdaki, her şey gerçek gibiydi. Karnımda yaşayan bir insanla böylesi bir ilişki kurabilmenin mümkün olduğunu düşünüyorum.
Birkaç günlük avarelik hakkımı doldurup bugün ilk kez günlüğün başına geçtiğimde sanki son günlerde çok önemli şeyler olmuş da ben bahsetmeyi unutuyorum duygusu... Beni heyecanlandıran bir dönemindeyim hamileliğimin, doğum iznini almak demek, bebeğin gerçekten doğmak üzere olduğunu göstermiyor mu? İşte ben buna ciddi bir heyecan derim.
İkide bir Elvin'in odasına giriyorum, "Canım kızım" diye sesleniyorum ona, şimdilerde onun odasında yüksek sesle masal okumayı planlıyorum.
Dışarıda nefis bir hava, evde yapacaklarım biterse bir yürüyüşe çıkacağım bugün.
1 Mayıs 2002
36. hafta; bebeğinizi doğurmak için kendinizi hazır hissediyor musunuz? Şimdi yaklaşık 2750 gr ağırlığında ve 50 cm'den fazla bir uzunluktadır. Doktorunuzun muhtemelen sizi doğumunuza kadar
Ece'nin Hamilelik Günlüğü - Ece Arar Emener
haftada bir görmeyi isteyecektir. Uterusunuz orijinal hacminin 1000 katı kadar genişlemiştir ve hiç yeriniz kalmamış gibi hissedebilirsiniz, uterus muhtemelen kaburgalarınızın altındadır.
Muhtemelen 12 ile 15 kg arasında bir ağırlık almışsınızdır ve kilo alışınız zirveye çıkmıştır. Şimdiden doğum zamanınıza kadar çok az kilo alırsınız veya hiç almazsınız. Rahim o derece konforlu hale gelmiştir ki çoğu kadın bebeğin artık çok fazla hareket etmediğini fark eder.
6 Mayıs 2002
Evde olunca tembel mi olunuyor ne, yazı yazma disiplinimi yitirdim... Gerçi bir haftadır hastayım... Kendimi sağlıklı, zinde hissediyorum diye seviniyordum. Geçen pazartesi annemle sokaklarda zaman geçirip bir de sıcağa aldanıp arabanın klimasını açınca anında hasta oldum. Salı tüm gün evin içinde ruh gibi dolaşıp uyuyup uyandım, çarşamba ve perşembe annemler temizlik için bendeydi, hem dinlendim hem yoruldum, cuma öksürük arttı ve üstelik kontrolümüz vardı! Hastaneye erken saatte ulaştık, doktorumuz bizi görür görmez "Doğru doğumhaneye" dedi gülümseyerek, NST (non stress test) denilen aygıtla bebeğin hareketleri, kalp atışı, oksijen alımı kontrol edilecekmiş. Doğumhaneye ilkgidişimizdi, heyecanlandık. Yeni doğmuş bir bebekle, doğuma hazırlananlarla, bekleyenlerle, baba adaylarıyla karşılaştık. Rahat bir yatağa yattım, cihaz karnıma bağlandı, yaklaşık 20 dakika boyunca bebeğimizin kalp atışlarını, hareketlerini duyduk. Daha sonra testin "reaktif" olduğuna dair bir verdiler bize. 15 saniye süren ve dakikada 15 atımlık bir artış bulunan en az 2 adet hızlanma varsa test reaktif olarak kabul ediliyormuş. Reaktif NST bebeğin 1 hafta daha anne karnında güvende olacağını gösterirmiş. Eğer istenilen türde artışlar olmaz ise test 40 dakikaya uzatılıyor ve bu sürenin sonunda hala daha kalp hızlanması saptanmaz ise veya kalp hızında düşüşler saptanırsa test non-reaktif olarak değerlendiriliyor. Eğer test süresince fetus hiç hareket etmez ise bu kez yetersiz olarak yorumlanıyor. Bu durumda fetus uykuda olabilir ya da anne adayı aç olabilir deniyor. Bir süre bekledikten ve/veya anne adayına yemek yedirdikten sonra test tekrarlanıyor.
Ece'nin Hamilelik Günlüğü - Ece Arar Emener
Reaktif sonucuyla doktorumuzun yanına gittik, ultrasonda da bebeğimiz için her şey yolunda görünüyordu, 2 kilo 700 gram olmuş Elvin. Bir hafta sonra aynı testi yapmak üzere doktorumuz bizi tekrar çağırdı. Bu arada yürüyüşler ve dinlenme dışında artık hiçbir şeyle uğraşma, ne de olsa son haftandasın dedi..
Ve işte evdeyim. Günlerden pazartesi. Bir ara annemle bir iki saatliğine dışarı çıktım, o kadar. İşyeriyle sürekli telefonda konuşuyorum ama kendimi toparlayıp gidecek gücüm yok. İşte 36. haftanın getirdikleri, ağır bir beden. Halsizlik, sıkıntı, hafif depresif bir duygu.
8 Mayıs 2002
37. hafta; Tebrikler! Bu haftanın sonunda gebeliğiniz miada ulaşacaktır; bebeğiniz artık her hangi bir gün doğabilir.
Bebeğiniz şimdi yaklaşık 3 kg. ağırlığındadır ve 52 cm uzunluğundadır. Haftalık check-up' ınızda, doktorunuz dilatasyon ve silinmenin başlayıp başlamadığını ve bebeğinizin hangi durumda olduğunu, bebeğin doğum kanalına ne kadar uzaklıkta olduğunu belirtir, kontrol etmek isteyebilir.
Bu son dönemler böyle geçecek galiba, bir gün iyi bir gün kötü... Dün kendimi nasıl da iyi hissediyordum, işyerine bile uğradım. Ve işte bugün yine bütün kemiklerim ağrıyor, Elvin durmadan hareket ediyor, ateşim yükselip düşüyor, uykum var, gece yine dörde kadar uyuyamadım (Elvin bana alıştırma yaptırıyor), dışarıda nefis bir hava var, hava sıcaklığı 25 derece ve ben evdeyim! Halsiz.
Çocuk bezleri depoluyoruz bu aralar, arkadaşlarımız söylemişti, her market alışverişinde almakta fayda var diye. Neler neler öğrendik, üç ila altı kiloluk çocukların bez numarası iki, biz boşu boşuna bir dönem "bir numara"yı aramıştık... Çeşitli sayıda oluyor bu bezler, ona da akıl sır erdirmek kolay değil, 24'lük, 42'lik, 90'lık... İnternetteki annelerden öğrendiğime göre ilk başlarda günde sekiz bez harcanırmış ve bu böyle üç ay kadar sürermiş. Yani ayda 240 bez eder, üç ayda 720 bez. Ben sürekli bez aldığımızı sansam da şu anki hesabıma göre bebeğin bir aylık bezini falan almışız daha demek ki. Eskiler nasıl da bez yıkar, kaynatırmış, işleri çok zormuş derken şimdiki anne babaların da ülkemiz şartlarında işlerinin zor olduğunu kabul etmek lazım, bezlerin fiyatı dehşet!
Ece'nin Hamilelik Günlüğü - Ece Arar Emener
Hastane çantasının dışında bir de bebek çantası yapmaya karar verdik, çünkü bebek doğar doğmaz hemşire gelip alelacele bir şeyler istiyormuş. Bebek çantasına doğduğu anda giyeceği kıyafetleri, bir havlu, iki bez koyduk. Benim valizimde ise yok yok:
Önden düğmeli üç gecelik
Bir sabahlık
Pembe pöti kareli bir nevresim takımı
Birkaç havlu
Bol bol iç çamaşırı
Emzirme sutyeni
Göğüs pedleri
Tarak
Dudak nemlendirici
Nemlendirici krem
Kolonya
Deodorant
Video için film
Fotoğraf makinesi için film
Birkaç çorap
Bir hırka
Bebeğe pişik kremi
Şampuan
Sabun
Toka
Orkid
Terlik
Bebeğin hastaneden çıkışı için port-bebe
Pamuk
Bebeğe body'leri
Bebeğe çorap
Bebeğe battaniye
Yani koca bir valiz. Ne yapalım...
Doktora gitmeye yine iki gün kaldı. Bir yandan günler geçmiyor demek, bir yandan da nasıl bu kadar çabuk geçtiğine hayret etmek tuhaf...
Ece'nin Hamilelik Günlüğü - Ece Arar Emener
8 Mayıs 2002
38. hafta; bebeğiniz şimdi 3 kg.'ı geçkin bir ağırlıktadır ve yaklaşık 52 cm uzunluğundadır. Bebeği kaplayan tüylü lanugo tabakasının çoğu kaybolmuştur ve peynir benzeri tabaka, "vernix caseosa" da yok olmuştur (bir kısmı doğumda kalabilir). Her ikisi de, diğer sekresyonlarla birlikte bebek tarafından yutulacak ve bebeğin bağırsaklarında tutulacaktır. Bunlar bebeğin ilk bağırsak hareketleriyle atılan siyah renkli bir dışkıyı, oluşturacaktır. Biz buna "mekonyum" diyoruz.
10 Mayıs 2002
Bir Cuma daha, bugün doktora gitme günü. Sabah uyandığım an günün nasıl geçeceği belli oluyor. Bazen karnımda aşırı bir ağırlık, vücudumu taşıyamayacağımı hissedebiliyorum o gün. Öyleyse evde koltuklara, tüm yataklara yatmanın vaktidir. Bazen de hamile değilmişim gibi ferah bir duygu, o zaman da dışarı çıkabilir iki veya üç saat geçirebilirim. Daha fazlası yorucu oluyor çünkü. Dün örneğin Galip'in benim iş yerimin yakınlarında işi varmış, beni de bıraktı radyoya, sonra da küçük bir iki işi halledip eve geldik, üç saat geçmişti ve ben de ciddi olarak tükenmiştim, kendimi derhal yatağa attım ve bir saat uyumama karşın iki saat boyunca yataktan kalkmadım, kitap okudum. Nefis bir dinlence oldu benim için, kalktığımda kendimi gayet iyi hissediyordum.
Vücudum artık daha da ağır, hareket etmek çok zor. Şöyle rahat rahat eğilip kalkacağım, merdivenleri ikişer ikişer çıkacağım zamanları nasıl bekliyorum anlatamam.
Babam alem adam, şimdi de "Sen bir hafta önceden yat hastaneye, ne olur ne olmaz, orada bekle" diyor, "sıkılırım" diyorum gülerek, "olsun" diyor.
Bugün yine NST ile bebeğimizi dinleyeceğiz, ah bir de görebilseydik. Şu üç boyutlu ultrason cihazlarıyla bebeğimize bakmadığımız için pişman değilim desem yalan olur. Belki ileride yalnızca bunlar kullanılacaktır ama şimdilerde tüm kentlerde birkaç tane bu cihazdan anca var. pregnancyweekly.com adresinde her hafta için bir bebek görüntüsü var, nefis 3 boyutlu görüntüler.
Ece'nin Hamilelik Günlüğü - Ece Arar Emener
Elvin özellikle bilgisayar başındayken ayrı hareket ediyor, dönüyor. Acaba bilgisayarın zararlı ışınlarından mı rahatsız oluyor merak ediyorum. Bu yüzden da bilgisayar karşısında fazla zaman geçirmemeye çalışıyorum.
Bu Pazar anneler günü, gazeteye şu yazıyı yazdım:
Anneler Günü
Yazılarımı düzenli olarak okuyan bir arkadaşım çok duygusallaştığımı söylüyor. Ona göre anne olmaya o kadar adapte olmuşum ki, başka bir şey düşünemez hale gelmişim ve bu da yazılarıma yansıyormuş.
Haliyle.
Karnınızda sürekli "ben buradayım" diyen minicik bir varlık var, son günlerinin tadını sürekli tekmeleyerek çıkarıyor, oradan oraya dönüyor, kafası, elleri dışarıdan belli oluyor. Hayatın başka dönemlerinde başka günleri saydığımız gibi şimdi de onun hayata ve bize merhaba diyeceği günleri saymaya başladık. Üstelik artık "her an doğabilir" evresindeyiz, bundan daha büyük bir heyecan ve bekleyiş şu an için düşünemiyorum.
Üstelik bugün anneler günü; anne olmakla olmamak arasında bir gün benim için. Hissettiğim, varlığını bildiğim ama henüz görmediğim bir çocuğum var, hayatın bize sunduğu karışık bir durum. Ama bugün benim için şimdiye kadarki tüm anneler günlerinden hayli farklı yine de. En azından annelerin dokuz ay boyunca neler yaşadıklarını, ne gibi duygular içinde olduklarını artık biliyorum. Bu da beni anneme ve anneliğe daha da yaklaştırıyor.
Annem sevinçli; "doğduktan sonra bebeğine istediğin kadar müdahale edebilirsin, böylelikle ben de sana müdahale etmeye yeniden başlayabilirim" diyor. Çünkü çocuklar kendi benliklerini kazandıklarına inandıkları andan itibaren büyüklerin sözlerini hiç dinlemiyorlar ve işte gün geliyor, her şey yine başa dönüyor. Şimdi yine annemin tüm bildiklerine gereksinim duyuyorum, çünkü o bilgileri alacak ve kendi çocuğuma uygulayacağım.
Bir gün ben de kendi kızımla saatler boyu resimler, hamurdan oyuncaklar yapacağım. Belki ben de yeşil bir kumaşın içini pirinçle doldurup şirin bir kurbağa yaratacağım, ona kahramanın kendisi olduğu masallar anlatacağım. Belki ben de kimi zaman onun ödevlerini
Ece'nin Hamilelik Günlüğü - Ece Arar Emener
yapacak, "10" aldıklarımı saklayacak, yıllar sonra ona bunları göstereceğim. Belki kızımın da dümdüz saçları olacak, annem gibi onlarca tokayla sabahları saçlarını zapt etmeye çalışacak, okuldan döndüğünde tümüyle dağılmış olan saçlarına bakıp gülümseyeceğim. Belki ben de bir çocuğa yemek yedirmenin ne kadar zor bir şey olduğunu düşüneceğim, verdiklerimi yediğinde sevinecek, yemediğinde üzüleceğim.
Umarım ben de annemle benim aramda olan o güçlü bağ kadar özel bir bağ kurarım kendi kızımla aramda. Umarım bizim de aramızda hiç bitmeyen bir sevgi oluşur, umarım annemle olduğu gibi biz de bazen aynı anda aynı şeyleri düşünür ve söyleriz birbirimize. Umarım biz de dost olmayı başarırız kızımla.
Şimdi bu ilk anneler günü.
Gelecek yıl daha da anlamlı olacak.
11 Mayıs 2002
Bebeğimizi yine NST ile dinledik, kalbi hızlı hızlı atıyordu. Yeniden testin reaktif olduğu söylendi.
Doktorumuz haftaya hem NST, hem ultrason, hem de rahim ağzı kontrolü yapacağını, 38. Haftada bunların yapılması gerektiğini çünkü artık sona ulaşıldığını söyledi. Kasılmaların olup olmadığını sordu, "hayır" dedim, "Güzel, demek ki ağrı eşiğin yüksek" dedi. Yine de elbette bana birtakım bilgiler verdi, "bunlardan herhangi biri veya ikisiyle karşılaşırsan derhal beni arıyorsun" dedi. "Rahim ağzından gelecek bir sümüksü sıvı, belirli bir ritmi olan adet sancısına benzer sancılar, suların gelmesi." "Bana" dedim, "daha zamanı gelmemiş gibi geliyor, hiç beklemiyorum bu aralar doğmasını". Doktor da dedi ki, "Zaten doğum hep hiç beklemediğin anda olur." Şimdi gelecek haftaki kontrolü bekliyoruz.
13 Mayıs 2002
Annem yazıyı "An canım benim" diyerek bitirmiş. Nefis bir anneler günü geçirdik dün, dolu dolu. Sabah erken kalkıp güzel bir kahvaltı hazırladık ve bizimkileri çağırdık, Galip anneme ve bana pembe karanfiller almış... Kahvaltı ertesi annem ve babamla dışarıdaydık, ardından bir alışveriş, yazlık evde uzun bir mola (ki deniz ışıl ısıldı, yaz
Ece'nin Hamilelik Günlüğü - Ece Arar Emener
gelmiş bile), sonra bir arkadaşımıza uğradık, eve geldiğimizde de başka bir arkadaşımızı konuk ettik. Sevim anneyi de Ankara'dan arayıp anneler gününü kutladık, bir de ilk anneler gününü yaşayan bir iki arkadaşımızı tebrik ettik. Yollarda bir sürü eli çiçekli çocuk gördük.
Sez Törek ädäbiyättän 1 tekst ukıdıgız.
Çirattagı - Ece'nin Hamilelik Günlüğü - 12
  • Büleklär
  • Ece'nin Hamilelik Günlüğü - 01
    Süzlärneñ gomumi sanı 3991
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2222
    31.1 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    44.5 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    52.3 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Ece'nin Hamilelik Günlüğü - 02
    Süzlärneñ gomumi sanı 4078
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2261
    28.7 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    41.4 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    48.7 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Ece'nin Hamilelik Günlüğü - 03
    Süzlärneñ gomumi sanı 4000
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2185
    28.0 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    40.3 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    47.1 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Ece'nin Hamilelik Günlüğü - 04
    Süzlärneñ gomumi sanı 4076
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2285
    29.9 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    43.8 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    50.7 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Ece'nin Hamilelik Günlüğü - 05
    Süzlärneñ gomumi sanı 4043
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2132
    28.4 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    40.4 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    48.3 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Ece'nin Hamilelik Günlüğü - 06
    Süzlärneñ gomumi sanı 3982
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2027
    29.6 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    41.4 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    48.6 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Ece'nin Hamilelik Günlüğü - 07
    Süzlärneñ gomumi sanı 3867
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2123
    29.2 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    40.4 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    47.6 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Ece'nin Hamilelik Günlüğü - 08
    Süzlärneñ gomumi sanı 3968
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2119
    29.6 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    41.1 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    48.3 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Ece'nin Hamilelik Günlüğü - 09
    Süzlärneñ gomumi sanı 3862
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2126
    28.3 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    39.6 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    47.5 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Ece'nin Hamilelik Günlüğü - 10
    Süzlärneñ gomumi sanı 3985
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2129
    28.9 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    40.4 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    46.1 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Ece'nin Hamilelik Günlüğü - 11
    Süzlärneñ gomumi sanı 3964
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 2034
    29.1 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    41.4 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    47.4 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.
  • Ece'nin Hamilelik Günlüğü - 12
    Süzlärneñ gomumi sanı 1389
    Unikal süzlärneñ gomumi sanı 814
    40.9 süzlär 2000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    52.0 süzlär 5000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    57.9 süzlär 8000 iñ yış oçrıy torgan süzlärgä kerä.
    Härber sızık iñ yış oçrıy torgan 1000 süzlärneñ protsentnı kürsätä.