İnsanın Trajedisi - 2

Jumlah total kata adalah 3566
Jumlah total kata unik adalah 1914
30.9 kata termasuk dalam 2000 kata yang paling umum
45.0 kata termasuk dalam 5000 kata yang paling umum
52.6 kata termasuk dalam 8000 kata yang paling umum
Setiap baris mewakili persentase kata per 1000 kata paling umum.
Yüzlerle biçim değiştirerek,
Araştırıcı zekanın dinç gölgesidir onlar
Ve ebediyen genç yüreklerin ideali.
ADEM
Neye yarar, neye yarar hoşluğu bu oyunun
Önümde korkunç bir derinlik var, dalamıyorum içine,-
Üstelik bir sır daha çıktı karşıma.-
Yeter artık, avutmaktan vazgeç, İblis,
Bırak öğreneyim her şeyi, söz verdiğin gibi.
İBLİS
(Başını yan tarafa çevirerek)
Gün olacak, çok acı gelecek bu bilgin,
Özlemini çekeceksin cehaletin.
(Eski haline dönerek)
Sabret. Gayet iyi biliyorsun ki sen,
Mecbursun anlık zevki bile uğraşla hak etmeye.
Daha çok okul var önünde bitirilecek,
Defalarca aldanacaksın, her şeyi anlayana dek.
ADEM
Sabret demek, kolay senin için,
Önünde var oluşun ebedi ufku var,
Lakin ben tatmadım hayat ağacının yemişini,
Bir karışlık yaşamımdır aceleye sevk eden beni.
İBLİS
Yaşayan her şey, çok yaşayana eşittir.
Asırlık ağaç ve tek günlük ömrü olan böcek,
İdrak eder, sevinir, sever ve yok olur,
Gününü doldurup, tatmin edince ihtirasını.
Zaman ilerlemiyor: Biz değişiyoruz,
Yüzyıl, yahut bir gün, hemen de aynı.
Korkma, erişeceksin sen de maksadına,
Yalnız sanma ki, bu çamurdan vücuda
Sıkışıp kalmıştır insanın kişiliği.
Karıncayı gördün, gördün arı kovanını da:
Binlerce işçi, karmakarışık, ahmakçasına,
Körlemesine dolaşıp işliyor, yanılıyor, düşünüyor;
Ama hepsinin bütünü, daimi bir bireymiş gibi
Birliktelik ruhunda yaşıyor, çalışıyor.
Ve mutlaka gerçekleşiyor çizilen plan
Son gelip de her şey durana kadar.-
Topraktan olan vücudun da dağılacak elbet,
Ama dirileceksin yeniden, yüz şekilde.
Ve gerekmeyecek yeniden başlaman hiçbir şeye:
Günah işlersen eğer, cezanı oğlunda çekeceksin,
Romatizma ağrılarını onda sürdüreceksin.
Denediklerin, hissettiklerin ve öğrendiklerin
Senin malın olacak, milyonlarla yıl boyunca.
ADEM
Bir ihtiyarın geriye bakışı bu söylediklerin,
Ama arzusu bambaşka benim genç kalbimin:
Bir göz atmak istiyorum geleceğime
Bırak göreyim, neden savaşıyorum, neler çekeceğim.
HAVVA
Ne olur, ben de göreyim bu çok yenileşmede
Yıpranmayacak mı, kaybolmayacak mı güzelliğim.
İBLİS
Pekala! Büyülüyorum sizleri,
Sonuna kadar göreceksiniz geleceği
Rüya aleminin hayallerinde;
Lakin gördüğünüz zaman hedefin ne ahmakça,
Yolunuzun içinden geçtiği savaşların ne çetin olduğunu,
Bunlardan yılmayasınız
Ve savaştan kaçmayasınız diye
Rüya aleminin ufkunda ufacık bir ışık göstereceğim,
Bütün görüntülerin, aldatıcı hayalden ibaret
Olduğuna inandıracak sizi. Bu ışık, umuttur.-
(Bunları söylerken Adem ile Havva'yı kulübeye doğru
götürür, Adem ve Havva orada uykuya dalarlar.)
:::::::::::::::::
DÖRDÜNCÜ SAHNE
(Mısır. Ön planda açık bir avlu görünüyor. Genç bir
Firavun olan Adem, tahtında oturuyor. İblis, Firavunun bakanı.
Birkaç adım geride saygıyla duran görkemli bir maiyet. Arka
planda, köleler bir piramit inşaatında çalışıyorlar. Başlarında,
elleri kırbaçlı görevliler. Her yer apaydınlık.)
İBLİS
Ulu hükümdar! Uğrunda canını vermekten
Mutluluk duyan halkın soruyor endişeyle,
Yüce firavunu, tahtının arkalığına sırtını dayayıp
Dinlenmekten alıkoyan ne?
Niçin feda ediyorsun gündüzün zevklerini,
Tatlı rüyalarını gecenin,
Ve neden büyük planlarının meşakkatini
Emanet etmiyorsun kölelere, bu, onların görevi;
Değil mi ki sen, bu uçsuz bucaksız dünyada
Her türlü şan, şeref ve hakimiyetin
Ve insanın erişebileceği hazların tek sahibisin.-
Yüz eyaletin zengin hazineleri sahibi belliyor seni,
Sana açılıyor kokulu çiçeklerin çanakları,
Senin için olgunlaşıyor tatlı yemişler.
Senin uğrunda iç çekiyor binlerce kadın:
İnce, zarif, periler gibi,
Mahmur gözleriyle sarışın güzel;
Titreyen dudakları ve ateşli gözlerinde
Çılgın bir ihtiras yanan esmer,
Hepsi senin; hepsinin kaderi senin bir geçici hevesin.
Hepsi hissediyor ki, varlıklarının nedeni
Senin birkaç dakikana renk katabilmek.
ADEM
Gönlüm çekmiyor hiçbirini.
Mecburi verilen vergi misali düşüyor elime,
Uğrunda savaşmıyorum, kendim hak etmiyorum kendime.-
Lakin bu yaratmakta olduğum eserle,
Beni gerçek yüceliğe ulaştıracak
Yolu bulduğumdan eminim.
Hayran kalacak doğa sanatına,
Ve binlerce yıl yaşatacak adımı.
Olamaz bunu devirecek yer sarsıntısı, afet,
Tanrıdan daha güçlü oldu insan.
İBLİS
Ah Firavun, koy elini kalbine de söyle,
Bahtiyar mısın peki, bu hayalle?
ADEM
Değilim, hayır! Boşluk duyuyorum, ifade edilemez bir boşluk.
Ama fark etmez. Mutluluk istemiş değilim ki,
Şan ve şeref istedim sadece, işte önüme serildi.
Ne ki yığın sezmeyegörsün duyduğum azabı -
Acıyacak olursa eğer, tapmaz bana bir daha.
İBLİS
Peki, ya bir gün kendin fark edersen
Şan ve şerefin bir an süren ahmakça bir oyun olduğunu?
ADEM
İmkansız, olamaz.
İBLİS
Peki, ya olursa?
ADEM
Ölürüm o zaman,
Tüm dünyaya lanet okuduktan sonra.
İBLİS
Ölmeyeceksin, halbuki fark edeceksin bir gün,
Hatta, yeniden başlayacaksın, eski başarınla.
(Çalışan kölelerden birini görevliler öylesine kırbaçlarlar ki
haykırarak kaçar ve açık avluya doğru koşarak tahtın önünde
yere yığılır.)
KÖLE
Yardım et, hükümdarım!
(Kölenin eşi olan Havva, çalışan işçiler arasından meydana
çıkar ve acı bir çığlıkla kocasının üstüne kapanır.)
HAVVA
Boşuna imdat istiyorsun ondan.
Istırabımızı paylaşmayan,
Anlamaz, anlamaz! - İniltinin sesi hafif,
Taht inadına yüksek. Neden beni çağırmıyorsun?
Boylu boyunca örterim seni ve vücudumla karşılarım
Her darbeyi.
ADEM
(Köleyi ve karısını alıp götürmek üzere avluya doluşan
görevlilere hitaben)
Bırakın. Defolun.
(Görevliler gider.)
Bilmediğim duygular dolduruyor kalbimi,
Kim bu kadın, ne kadar büyüleyici güzellik bu,
Zincirleyerek adeta büyük Firavunu
Yerlerde yuvarlanan kendisine çekiyor?-
(Ayağa kalkar.)
İBLİS
Bu, bağlardan biri gene,
Rabbin, seninle alay edercesine, sardı bununla seni,
Kendini beğenip de kanat çırparsan kelebek gibi,
Tırtıl kozası geçmişini hatırlayasın diye.
Gördün artık ne denli kuvvetli olduğunu bu incecik bağın,
Parmaklarımız arasından kayıveriyor, bundan ötürü
Kopartamam.
ADEM
(Tahtın basamaklarından inerek)
Sakın kopartma zaten.
Zillet olduğu kadar da hoş.
İBLİS
Ama bir bilge kişinin, bir hükümdarın
Bunun altında ezilmesi de yakışık almaz.
ADEM
O halde ne yapayım?
İBLİS
(Alaylı)
- Bilginin, bu gizli bağın varlığını inkar etmesinden:
Ve kuvvetle maddenin kabaca gülmesinden
Başka yapacak şey kalmıyor.
ADEM
Ben gülemem, inkar da edemem.
HAVVA
Ah sevgilim, su gibi akıyor kanın,
Dindireceğim hemen; çok acı veriyor değil mi?
KÖLE
Asıl acı veren, hayat. Çok kalmadı sonuna.
HAVVA
Ah deme, böyle deme, neden yaşadın şimdiye kadar, -
Eğer şimdi öleceksen, tam bulduğun zaman.
KÖLE
Niçin yaşar köle? -Piramide, kuvvetliye
Taş taşır, boyunduruğuna bir halef bırakır yerine,
Ve ölür. - Milyonlarcası bir kişi uğrunda.
ADEM
Ah İblis, ne müthiş sözler bunlar!
İBLİS
Can çekişenin hummalı sayıklaması -
ADEM
Nasıl demişti?
İBLİS
Niye dert yapıyorsun büyük Firavun?
Amma da yaptın doğrusu. Dünyadan bir köle eksildi,
Ne olmuş sanki!
HAVVA
Senin için kuru bir sayı; benim için bütün bir dünya,
Eyvah! Kim sevecek artık beni?
KÖLE
Ben değil. Kadınım, unut beni ebediyen.
(Ölür.)
ADEM
Ben seveceğim seni. Ölüyü götürün burdan.
(Cesedi alırlar.)
Kalk güzel kadın, bu tahttadır senin yerin:
Nasıl kuvvetin başı isem ben,
Sen de kraliçesisin letafetin. Bulmalıydık birbirimizi
Nerde olursak olalım.
HAVVA
Ah, ulu Firavun,
Biliyorum, kölenin yazgısıdır buyruğun,
İtirazım yok; yalnız biraz
Zaman ver bana, sonra emret.
ADEM
Bir daha duymayayım bu sözü, Ah öyleyse ülkem
Asla aşmıyor mu emirlerin sözünü
HAVVA
Emir, şimdilik acı vermiyor ya
Yeter o da - ah, ne olur kıskanma
İlk andaki göz yaşlarımı ölüden.-
Ne güzel ölü, ah Tanrım ne kadar güzel!
(Üstüne kapanır.)
ADEM
Güzel ve ölü; bu ne çelişki:
Bütün çabalarımıza istihza bu sükunet,
Yahut gururumuza acıyan bir tebessüm.
İBLİS
Firar etmiş köle sana kafa tutuyor:
Artık zincirlerinden daha kuvvetli oldum, diyor.
ADEM
Ölene rahmet, yaşayana selamet.
O artık görmüyor göz yaşlarını, lakin gülümsemenden
Mahrum kalmak benim için azap.
Ölüyü dışarı çıkarırlar. Adem Havva'yı tahta doğru götürür.
Yanıma gel!
Oh, göğsünde dinlenmek ne güzel.
(İşçiler arasından feryatlar, iniltiler duyulur. Havva sarsılır.)
Ne oldun, sevgilim?
HAVVA
Ah, duymuyor musun
Halkın feryadını?
ADEM
İlk kez fark ettim.
Güzel bir musiki değil doğru, ama aldırma;
Öp beni ve unut dünyayı.
(İblise hitaben)
Sen de sustursana şu haykırışları.
İBLİS
Elimden gelmez. Bu, halkın hakkıdır,
Boyundurukla birlikte ona miras kalır.
(Haykırışlar, iniltiler yeniden duyulur. Havva çığlık atar,
Adem yerinden doğrulur.)
ADEM
Istırap çekiyorsun sen hanım. Lakin bilmiyorum nasıl
Yardım edeyim sana. Bu feryat
Kalbinden geçerek yıldırım gibi iniyor kafama,
Dünya imdat istiyormuş gibi geliyor bana.
HAVVA
Ah Firavun, kov beni istersen, ama affet
Halkın feryadı rahat vermiyorsa bana!
İnan, iyi biliyorum ki hizmetindeyim,
Hayatımın gayesi seni eğlendirmek,
Hazırım unutmaya her şeyi, hepsini çevremde geçenlerin:
Sefaleti, yüceliği, hayalleri, ölüyü,
Gülüşüm esen, dudaklarım alevden olsun diye;
Ama eğer halk, bu milyon kollu varlık,
Sırtında kırbaç yaraları, ah ediyorsa eğer dışarda,
Acıyan bir vücudun bir zerresi gibi ben de,
Ben, halkımın ondan kopmuş kızı,
Yüreğimde duyuyorum aynı azabı.
ADEM
Seninle birlikte ben de. -Milyonlarcası bir kişi uğrunda-
Demişti ölen de.-
HAVVA
Ah, yüce Firavun!
Karardı çehren, benim sebebi.
Ya kov beni yanından ya da öğret
Sağır olmanın yolunu.
ADEM
Sen daha iyi ustasın.
Zira ahları duymayı sen öğrettin bana.-
Yeter artık, duymayayım. -Tamam, azat olsun
Köleler! Kaç para eder,
Her biri can taşıyan
Milyonların felaketi, milyonların ahı pahasına
Tek bir kişinin eriştiği şeref ve şan;
Milyon kez duyuyorum azabı, tek bir kez hazzı.
İBLİS
Ey Firavun, döktürüyorsun; ne ki yığın,
Her düzenin değirmenini döndürmeye mahkum edilmiş
Hayvanıdır feleğin.
Zira nedeni budur yaradılışının. Bu gün azat et:
Senin attığın şeyi kazanmış olmayacak,
Ve yarın kendine yeni bir efendi arayacak.
Yoksa sanıyor musun ki tepesine binebilirdin

Efendiye ihtiyaç duymasaydı?
Sinesine bilinç yerleşmiş olsaydı?
ADEM
Neden ah çekiyor öyleyse, acı geliyormuş gibi
Kölelik?
İBLİS
Acı geliyor, gerçi bilmiyor nedenini.
Çünkü her insanda iktidar hırsı vardır.
Kardeşlik değil, işte bu histir,
Özgürlük bayrağına sürükleyen
Büyük yığını - Gerçi bilinç
Uyanmamıştır içinde henüz, salt bir sezgi
Dürtükler onu; yeni olan
Ve var olanın inkarı sayılan her şey uğrunda,
Umarak bunda cisimleneceğini
Mutluluk üstüne kurduğu hayallerin.
Oysa derin bir denizdir halk: hiçbir gün ışığı
Geçemez kütlesinden; karanlıktır o,
Suyun yüzüne çıkan dalgadır yalnızca parlayan.
Derin dalga, belki tam da sensin.
ADEM
Neden tam da ben?
İBLİS
Yahut da sana benzeyen bir başkası,
Bilinçlenince kendisinde halkın iç güdüsü,
Şahane bir özgürlük şampiyonu gibi
Almaya cüret edecektir senin görkemli yerini.
Yığına gelince, bir şeycik bile kazanmadan
İsim değiştirecek, başında gene bir efendi kalacak.
ADEM
Sonsuz bir kısır döngü bu söylediklerin,
Belki çıkış yolu yoktur bile içinden.
İBLİS
Var. Birkaç imtiyazlı kişiye
Zincir ver, yüzük ver,
Başka oyuncaklar da ver; ve de ki: İşte seni
Yığının üstüne koyuyorum, soylu oluyorsun böylece -
İnanacaklar; ve halka tepeden bakacakları için
Senin de onlara tepeden bakmana razı olacaklar.
ADEM
Böyle cazip hilelerle ayartma beni.
Köleliğe son! Özgür olsun hepsi.
Çabuk haber ver onlara, ama acele et ki,
Geç kalmış olayım pişman olursam.
İBLİS
(Başını yan tarafa çevirerek)
İlerle yolunda kendinden emin,
Kaderin akışı sürüklerken, zannet ki yürüyen sensin.
(Dışarı çıkar.)
ADEM
Bu esere gelince kalsın tamamlanmadan,
İkaz edici harabe olsun hırslıya,
Kuvvetimize ve zayıflığımıza ise büyük bir istifham.
(Dışardan büyük sevinç sesleri gelir, işçiler dağılırlar, İblis
geri döner.)
Köle sevin; büyük, eğildi önünde.
Lakin sanma ki, mecbur kalmıştı buna.
HAVVA
Ah sevgilim, sıkma canını
Neye yarar zaten, aramıza soğuk bir yılan gibi giren
Bu şan ve şöhret?
ADEM
Ama büyük, ama çok büyük.
HAVVA
Varsın yok olsun. Bak, ah sesleri
Dindi. Esenliğimizi bozmuyor artık.
Göğsümde dinlenirken, başka ne arzun olabilir ki?
ADEM
Ah kadın, ne denli dar, ne denli çelimsiz ufkun var.
Ne ki, mağrur erkeği cezbeden de tam bu zaten-
Zayıflıktır ancak kuvvetin sevebileceği.
Nitekim esirgeyen ana da, evladının acizliğini
Kucaklar en büyük sıcaklıkla.
HAVVA
Ah Firavun, artık seni bıktırıyorum
Bu saçmalıklarla, boş gevezeliklerle değil mi?
Ne yapayım, daha akıllı değilim ki.
ADEM
Olmayı da isteme sakın, sevgilim.
Var benim kendime yetecek aklım,
Kuvvet, yücelik ve de bilgi için
Sana sokulacak değilim. Bütün bunları kitaplarımda
Çok daha alasıyla bulabilirim. Sen yalnız
Konuş. Konuş ki, duyayım sesini,
Titreşimi baştan başa sarsın sinemi.
Ne söylersen söyle hepsi bir. Kim sorar
Ne anlattığını cıvıldayan kuşun; lakin
Tatlı bir seziyle dinleriz sesini.
Sen sadece çiçek ol, değerli inci boncuk ol,
Faydasız ama güzel, ermedi de bu zaten.
(İblis'e hitaben)
Ama her şeye rağmen, bu sarhoşluğumdan uyandıran bir arzu var
Beni. Belki çılgınca bir istek - Ah, gerçekleştir, ne olur-
Geleceğe bir göz atmak istiyorum, cüretkarcasına,
Göreyim, birkaç bin yıl sonra
Ne kalacak ünümden?
İBLİS
Siz öpüşürken arada
Hissetmiyor musun, yüzünü bir lahza okşayıp
Uçan yumuşak rüzgarı?
Geçtiği yerde incecik bir tabaka halinde kalır toz,
Bir yıl sonra bu toz, ancak bir çizgi
Yüzyıl sonra bir dirsek boyu olacak.
Birkaç bin yıl ise, gömecek ehramını,
Kum yığınlarına karışacak ismin,
Uluyacak çakallar zevk bahçelerinde
Bozkırlarında yerleşecek dilenci, uşak halk.
(İblis'in anlattıklarının her biri, arka arkaya görünür de.)
Ve bütün bunları yapacak olan, gökleri alt üst eden fırtına,
Yahut gümbürtüyle sarsılan topraklar değil,
Yumuşacık dolaşan hafif bir esintidir ancak.
ADEM
Ne korkunç bir manzara!
İBLİS
(Alayla)
Korkma, ruhun kaybolacak yalnızca,
Vücudun kalacak mumya olarak,
Okullu çocukların merakı.
Biçimsiz çehresinden zamanla silinmiş yazı,
Köle miydi, yoksa o muydu emreden.
(Bu arada tahtın önünde beliren mumyaya bir tekme atar.
Mumya tahtın basamaklarından yavaş yavaş yuvarlanır.)
ADEM
(Yerinden sıçrayarak) -
Çekil gözlerimin önünden, cehennem manzarası çekil,
Ne boş gayret, ne gafilce ihtiras.-
Kulaklarımda çınlıyor hala: Milyonlarcası, bir kişi uğrunda.
Sözünü geçirmeliyim bu milyonların
Özgür bir devlette - başka yerde olamaz.
Varsın kaybolsun birey, yaşıyorsa eğer,
Bireylerden, büyük bütünü oluşturan cemiyet.
HAVVA
Peki, ya beni, sevgilini de mi bırakıyorsun?
ADEM
Evet. Seni, tahtı, her şeyi bırakıyorum.
Haydi İblis, götür beni, yeni hedeflere götür,
Böyle de çok vakit kaybettim
Bu yanlış yolda.
(Kılıcını çekerek yürümeye başlar.)
HAVVA
Kralım! Kırık umutlarla
Dönersen eğer, göğsümde sığınak bulacaktır kalbin.
ADEM
Evet, evet. Seziyorum ki seni de
Soylu bir biçimde bulacağım yine.
Ve o zaman artık, emir üzerine değil,
Eşit olarak, hazla kucaklayacaksın beni.
(Gider.)
İBLİS
Yavaş ol, acele etme o kadar; vaktinde erişeceksin hedefe,
Hem belki, umduğundan da önce,
Ve görüp ne kadar beyhude olduğunu
Ağlayacaksın gülerken ben. Haydi gidelim öyleyse.
:::::::::::::::::
BEŞİNCİ SAHNE
(Atina. Şehrin meydanı. Meydanın ortasında konuşmacı
kürsüsü. Meydanın hemen başında yan tarafta, açık avlusunda
ilah heykelleri, çiçekten çelenkler ve mihrabı görünen bir tapınak.
Ordu kumandanı Miltiades'in karısı Lucia (Havva), oğlu
Kimon ve ellerinde adaklar taşıyan birçok hizmetkarla birlikte
tapınağın avlusuna doğru geliyor. Meydanda üstleri başları perişan
kişiler. Günlük güneşlik bir sabah.)
HAVVA
Buraya bak, buraya yavrucuğum,
Bu yana gitti gemisiyle baban,
Vatanın uzak boylarına, savaşmaya.
Yurdumuzun özgürlüğünü tehdide
Cüret eden kaba bir halk yaşıyor orada.
Dua edelim, oğlum, dua edelim ki
Tanrı korusun hakkını yurdumuzun
Ve kavuştursun bizi kahraman babana sağ salim.
KİMON
Sanki niçin gitti babam o uzak diyarlara,
Bu korkak, pis halkı savunmaya,
Geride kalan güzel eşini üzüntü kemirirken?
HAVVA
Aman sakın! Babası hakkında yargıya varan çocuk
Hışmına uğrar Tanrı'nın.
Yalnızca sevdalı kadının vardır hakkı
Kocasının attığı büyük adımlardan kederlenmeye,
Ve eğer öyle yapmasaydı kocası, o zaman utanırdı.
Baban, bir erkeğe yakışanı yaptı.
KİMON
Zayıf, yenilecek diye mi korkuyorsun, anne?
HAVVA
Hayır, hayır, yavrum. Baban yiğittir, galip gelecek.
Onu sakındığım tek bir şey var:
Kendi kendisini yenemeyecek.
KİMON
Nasıl?
HAVVA
İnsan ruhunda güçlü bir ses vardır:
Hırs. Kölede uyur bu,
Yahut daracık çerçevesinde kölenin, alçalır, suç olur.
Ama özgürlük kanıyla besleyerek bu hırsı,
Yüceltir kentli fazileti mertebesine.
Budur hayat veren her güzele ve yüceye.
Lakin aşırı kuvvetliyse eğer, doğurana karşı çıkar
Ve savaşır onunla, ikisinden biri mahvoluncaya kadar.-
Eğer bu ses fazla güçlenip de babanda,
İhanet ederse kutsal vatana,
Lanetlerim. Dua edelim, oğlum!
(Tapınağın avlusuna doğru yürürler. Bu arada meydan
giderek kalabalıklaşır.)
HALK ARASINDAN BİRİNCİ ADAM
Heyecanlı hiçbir haber duymuyor insan
Ordumuzun karşısında yok adeta düşman.
HALK ARASINDAN İKİNCİ ADAM
Burada da herkes uykuda sanki,
Plan düzenler de kalmadı mı yoksa, eskiden olduğu gibi
Uygulaması yüce halkın gırtlağını gerektiren.
Sabahtan beri buralardayım,
Talip çıkmadı oyuna.
HALK ARASINDAN ÜÇÜNCÜ ADAM
Amma can sıkıcı hayat, ne kaldı bize yapılacak?
HALK ARASINDAN BİRİNCİ ADAM
Hafiften bir kargaşa çıksa hiç de fena olmaz.
(Bu arada Havva, mihrabın ateşini yakmış, ellerini yıkamış,
adağını yerine getirmeye hazırlanmaktadır. Hizmetkarları
ilahi söylemeye başlarlar; arada meydan kentlilerle ve halkla
dolar. İki demagog kürsüye çıkmak için kavga ederler.)
BİRİNCİ DEMAGOG
Çekil ordan! Benim bu yer.
Vatan tehlikede söz almazsam eğer.
(Halk, doğrulayarak bağrışır.)
İKİNCİ DEMAGOG
Vatan, asıl konuşursan tehlikeye düşer. İn ordan, kiralık
uşak!
(Halk arasında kahkahalar ve alkışlar.)
BİRİNCİ DEMAGOG
Sen o da değilsin ya! Kiralayanın bile yok.
Kentliler! Büyük bir hüzünle söz alıyorum,
Çünkü soylu bir yürek acı duyar bir büyüğü
Aşağılamaktan; ne ki, büyük bir kişiyi
Yargılayıcı huzurunuza getirmem gerekiyor
İndirip zafer arabasından.
İKİNCİ DEMAGOG
İyi başladın, rezil!
Süsle bakalım çiçeklerle
Kurban edeceğim hayvanı.
BİRİNCİ DEMAGOG
Çekil buradan!
HALK ARASINDAN
Ne diye dinliyoruz bu herifi?
(İkinci demagogu zorla kürsüden indirirler.)
BİRİNCİ DEMAGOG
Ama ne denli kederle dolsa da kalbim, konuşacağım gene.
Çünkü ey yüce halk, sen benim için
Ordu kumandanından daha değerlisin.
İKİNCİ DEMAGOG
Bu satılık ruhlu, sahibinin sofrasından
Düşecek bir lokmayı it gibi bekleyen,
Açlıktan gebermiş bu güruh mu? -Haydi ordan alçak,
Amma da zevkin varmış!
HALK ARASINDAN
Kahrolsun, o da hain, kahrolsun!
(Tartaklamaya devam ederler.
Havva, mihrabın önünde, iki güvercin kurban eder ve
buhur yakar.)
HAVVA
Kutsal Afrodit! Ne olur, ne olur kabul et
Adağımı; işit duamı:
İsteğim, yeşil defne dalından çelenk değil, eşime
Sadece aile huzuru kahraman yüreğine.
(Buhurdanlığın dumanları arasından Gülümseyen Eros
belirir; Kharis'ler etrafını çevirirler ve üstüne güller serperler.
Vecd içindedirler.)
HİZMETKARLAR
İşit duasını, kabul et!
EROS
Temiz yürek
Senden razı olsun!
KHARİS'LER
Ve Kharis'ler
Seni korusun!
HİZMETKARLAR
Afrodit'e şükürler olsun!
BİRİNCİ DEMAGOG
Ey ahali, duy ithamı! Büyük Miltiades
Sattı vatanı.
İKİNCİ DEMAGOG
Yalan söylüyorsun, yalan!
Susun. Yoksa pişman olmanın
Utancına uğrarsınız sonra.
HALKTAN BİRİNCİ ADAM
İn oradan yüzsüz!
(Kalabalığın arasına sürüklerler.)
BİRİNCİ DEMAGOG
Elinde çiçeği var gençliğinin,
Lemnos'u bir hamlede alıverdi
Ama şimdi Pharos önünde kakılıp kaldı. Satın aldılar.
HALKTAN ÜÇÜNCÜ ADAM
Cezası ölüm!
BİRİNCİ KENTLİ
Bağırın haydi,
Bağırmazsanız eğer, defolun kiramdan!
(Adak töreni sona erer. İlahlar ortadan kaybolurlar.)
HAVVA
(Doğrularak)
Bu gürültü ne dışarda? Bir bakalım, oğlum.
KİMON
Bir hain hakkında hüküm veriyorlar, anne.
HAVVA
(Avlunun merdivenine basarak)
Yüreğim daralıyor her görüşümde, açlık çeken halkın
Büyükler hakkında hüküm verdiğini.
Çamura düşerse parlayan, sinsi bir sevinçle
Seyrediyor onu ayak takımı, alay ediyor,
Kendi pisliği de böylece doğrulanırmışçasına.
HALKTAN İKİNCİ ADAM
Beyim! Kısık sesim. Bağırmak isterdim oysa.
İKİNCİ KENTLİ
Al da, cilala bakalım gırtlağını.
HALKTAN BİRİNCİ ADAM
Peki, ne diyeyim?
İKİNCİ KENTLİ
Ölümünü iste.
HALK ARASINDAN
Ölüm! Ölüm!
HAVVA
Kimden söz ediyorlar?
İKİNCİ DEMAGOG
(Yanına yaklaşarak)
Kimden olacak? Diğer kentlilerden
Bir baş daha yüksek olandan. Buna dayanamazlar asla.
HAVVA
Miltiades'ten mi? Eyvah, yüce Tanrılar!
Sen de mi, ihtiyar Krispos, sen de mi, seni
Kölelikten kurtaran kocamın ölümünü istiyorsun şimdi?
KRİSPOS
İzninle hanımım; İkimizden
Biri yaşayabilir ancak. Üç çocuğumla bana
Bakıyor, oyumu böyle kullandıran.
HAVVA
Yazıklar olsun sana, Krispos,
Yazgın böylesine alçaltıyorsa seni!
Affediyorum gene de, açlık zorluyor mademki.
Peki, ya sen Therites? Siz, sizler, hepiniz
Refah içinde rahatça yan geliyorsunuz,
Çünkü kocam kovuyor kapılarınızdan
Düşmanları. -Ah, nankörler!-
THERİSTES
Ah hanımım, gerçi ağırıma gidiyor benim de
Ama ne yapalım, halkın keyfi böyle;
Kim tehlikeye sokar varını yoğunu
Azgın dalgalara karşı koyarak?
BİRİNCİ DEMAGOG
Halkın hükmünü ilan ediyorum.
(Bir savaşçı kıyafetindeki İblis, dehşete düşmüş bir
çehreyle koşarak gelir.)
İBLİS
Felaket! Düşman kapımıza dayandı.
BİRİNCİ DEMAGOG
Nasıl olur, muzaffer kumandanımız
Önlerinde değil mi?
İBLİS
Düşman, kumandanın kendisi.
Aleyhine neler çevirdiğinizi haber aldı,
Yüreği haklı olarak öfkeyle kabardı,
Siz burada konuşadururken o, kapıya dayandı.
İKİNCİ DEMAGOG
Bütün bu belaları siz getirdiniz başımıza, hainler!
HALK ARASINDAN
Öldürelim onları. -Yaşasın kumandan!-
Eyvah, başımıza gelenler. Kaçsın herkes gözünün gördüğü yere!-
Bittik, mahvolduk!-
BİRİNCİ DEMAGOG
Hayır, olmadık. Yürüyelim
Kapılara doğru, önünde diz çökmeye!-
HAVVA
Ah, Tanrılar!
Yargı acı gelmişti bana; çünkü bu yargıyla ben
Seni kaybettim, sevgili eşim; lakin çok daha acı şimdi,
Yargının doğruluğunu kanıtlaman -seni kazanmış da olsam-
HALKTAN BİRİNCİ ADAM
Yakalayın karısını; eğer başına bir şey
Gelirse şehrimizin, ölsün çocuğuyla birlikte.
HAVVA
Senin için sevgili eşim, canım feda
Tek vatanın laneti gelmesin evladımın başına.-
KİMON
Gel, benimle gel; benim için korkma, anam
Bu tapınak korur bizi her türlü beladan.
(Peşlerini kovalayan gruptan kaçarak tapınağın avlusuna
girerler; hemen arkalarından iki melek, güllerden yapılmış bir
zincir çekip halkı durdurur; ahali geri çekilir. Dışardan fanfarların
sesi duyulur; halk bağrışarak kaçar. -Melekler kaybolur.)
İBLİS
(Kahkaha atıp ellerini oğuşturarak)
Güzel eğlenceydi doğrusu. Ne kadar da hoş oluyor
Yürekler parçalanırken, kahkahayla gülmesi us'un.
(Tapınağa doğru dönerek)
Ah yalnız şu daima gençleşen ebedi kadın
Güzelliğinin görüntüsü durmadan tedirgin etmese beni.
Öyle üşüyorum ki, bana yabancı olan,
Çıplağı bile utandıran
Ve günahı soylulaştırıp, yazgıyı, gülleriyle
Ve sadeliğin öpücükleriyle yücelten çevresinde.-
Neden bu kadar gecikiyor gelişi benim dünyamın,
Mücadelemiz sırasında, düştü düşecek insanı
Her seferinde yeniden tutup kaldıran bu görüntüyü
Ürkütüp kaçırtacak olan dünyam:
Ucube, kuşkulu korku.-
Ama dur, göreceğiz, ölümün dehşeti
Pek yakında buraya vardığı zaman,
Usandırıcı gölge oyunlarınızın
Gelmiş olmayacak mı son sınırı.-
(Halk arasına karışır.)
(Miltiades'i (Adem), silahlı birliklerinin başında, yaralanmış
olarak getirirler. Halk ve demagoglar Miltiades'e yalvarmaktadırlar.)
HALK ARASINDAN
Yaşasın kumandanımız! Büyüksün sen, bağışla bizi.
ADEM
Suçunuz ne, niye yalvarıyorsunuz böyle?
Kaldı ki kuvvetli olan, ne isteyebilir ki zayıftan?-
Ama neden kadınım gelmiyor beni karşılamaya, nerde oğlum?
Sakın bir felaket gelmiş olmasın başlarına!-
HAVVA
Ah Miltiades, karın bile sevinemezken dönüşüne
Niçin geliyorsun? -Oğlum,
Dizleri çözülüyor ananın, tut, destek ol bana... Ah,
İyi bir ad bile bırakmıyor baban sana.-
ADEM
Ne oluyor? Hiçbir şey anlamıyorum. Halk yalvarıyor,
Lanetliyor karım. Oysa ben yaralandım yurdum uğrunda.
HAVVA
Ama yaraları çok daha büyük kalbimin ve vatanın.
Söyler misin, neden ordunun başında geldiğini?-
ADEM
Benim rütbemde olana yaraşan eşlik bu değil mi?
Geldim, çünkü aldığım yara
Artık izin vermiyor görevimi sürdürmeye.
Geldim, beni gönderenlerin eline,
Yani yüce halkımın eline koyarak erkimi
Onlara hesap vermeye.
Kahraman silah arkadaşlarım, artık gidebilirsiniz,
Aile ocağının huzurunu haic ettiniz.
Ve işte ben de şimdi, Athene Pallas,
Mihrabımın üstüne, hamdederek yerleştiriyorum bu kılıcı.
(Silahlılar, avlunun basamaklarından çıkmasına yardım
ederler ve dağılırlar.)
HAVVA
(Kocasının boynuna sarılarak)
Ah Miltiades, senin karından daha mutlu
Kadın olabilir mi? Soylu, büyük insan!
Bak oğluna, nasıl da benziyor sana,
Ne kadar büyük, ne güzel!
ADEM
Ah, canlarım benim!
KİMON
Ben biliyordum zaten; mutlaka iyidir
Babamın yaptığı her şey.-
HAVVA
Ah ne olur, utandırma beni,
Bunu bir eşin daha iyi bilmesi gerekirdi.
ADEM
Oğlum, babanın kılıcını sen sun.
KİMON
(Kılıcı asarak)
- Tanrıça! Koru bu değerli kılıcı,
Senden almaya geleceğim güne değin.
HAVVA
Bu ikili adağa, izin verin de
Buhur yaksın ana. Pallas! Bak aşağıya, bize.
(Buhurdanlıkta buhur yakar.)
BİRİNCİ DEMAGOG
(Konuşmacı kürsüsünde)
Nasıl hakkım yok mu imiş, Hain oldu
Darius satın aldı dediğim zaman? Yarası numara;
Ona karşı savaşmak istemediğinden.
HALK ARASINDAN
Ölsün!
ADEM
Ne bu gürültü dışarda?
HAVVA
Ah Miltiades, korkunç bir konuşma:
Yığın gene hain diyor sana.
ADEM
Gülünç bir iftira bu. Bana,
Maraton'da zafer kazanana hain demek?
HAVVA
Diyorlar işte.
Kahpe dünya burada bulduğun.
BİRİNCİ DEMAGOG
Ne duruyorsunuz, yakalasanıza!
Anda telah membaca teks 1 dari Turki literatur.
Selanjutnya - İnsanın Trajedisi - 3
  • Bagian
  • İnsanın Trajedisi - 1
    Jumlah total kata adalah 3600
    Jumlah total kata unik adalah 2009
    29.6 kata termasuk dalam 2000 kata yang paling umum
    41.9 kata termasuk dalam 5000 kata yang paling umum
    49.9 kata termasuk dalam 8000 kata yang paling umum
    Setiap baris mewakili persentase kata per 1000 kata paling umum.
  • İnsanın Trajedisi - 2
    Jumlah total kata adalah 3566
    Jumlah total kata unik adalah 1914
    30.9 kata termasuk dalam 2000 kata yang paling umum
    45.0 kata termasuk dalam 5000 kata yang paling umum
    52.6 kata termasuk dalam 8000 kata yang paling umum
    Setiap baris mewakili persentase kata per 1000 kata paling umum.
  • İnsanın Trajedisi - 3
    Jumlah total kata adalah 3559
    Jumlah total kata unik adalah 1985
    28.8 kata termasuk dalam 2000 kata yang paling umum
    41.8 kata termasuk dalam 5000 kata yang paling umum
    49.5 kata termasuk dalam 8000 kata yang paling umum
    Setiap baris mewakili persentase kata per 1000 kata paling umum.
  • İnsanın Trajedisi - 4
    Jumlah total kata adalah 3591
    Jumlah total kata unik adalah 1953
    30.7 kata termasuk dalam 2000 kata yang paling umum
    43.4 kata termasuk dalam 5000 kata yang paling umum
    50.7 kata termasuk dalam 8000 kata yang paling umum
    Setiap baris mewakili persentase kata per 1000 kata paling umum.
  • İnsanın Trajedisi - 5
    Jumlah total kata adalah 3588
    Jumlah total kata unik adalah 1946
    31.4 kata termasuk dalam 2000 kata yang paling umum
    44.1 kata termasuk dalam 5000 kata yang paling umum
    51.9 kata termasuk dalam 8000 kata yang paling umum
    Setiap baris mewakili persentase kata per 1000 kata paling umum.
  • İnsanın Trajedisi - 6
    Jumlah total kata adalah 3575
    Jumlah total kata unik adalah 1949
    32.5 kata termasuk dalam 2000 kata yang paling umum
    46.1 kata termasuk dalam 5000 kata yang paling umum
    53.4 kata termasuk dalam 8000 kata yang paling umum
    Setiap baris mewakili persentase kata per 1000 kata paling umum.
  • İnsanın Trajedisi - 7
    Jumlah total kata adalah 3619
    Jumlah total kata unik adalah 1893
    31.4 kata termasuk dalam 2000 kata yang paling umum
    45.9 kata termasuk dalam 5000 kata yang paling umum
    52.4 kata termasuk dalam 8000 kata yang paling umum
    Setiap baris mewakili persentase kata per 1000 kata paling umum.
  • İnsanın Trajedisi - 8
    Jumlah total kata adalah 2145
    Jumlah total kata unik adalah 1247
    36.1 kata termasuk dalam 2000 kata yang paling umum
    48.6 kata termasuk dalam 5000 kata yang paling umum
    55.7 kata termasuk dalam 8000 kata yang paling umum
    Setiap baris mewakili persentase kata per 1000 kata paling umum.