Kurtarıcı

I.

  Gözleri donuktu.. Programlanmıştı.. Damı akmakta olan yoksul bir aileye yardım edecekti.. Görevi bittiğinde tekrar bekleme yerine geri dönecekti.. Soğuk bir akşamdı.. Rüzgar kar tanelerini sürükleyerek evlerin bacalarına taşıyordu.. Fırtına çıkmasına çok az bir zaman kalmıştı.. Botlarına bulanan çamur parçalarına ve yeni başlayan kar fırtınasına aldırış etmeden yürüdü.. Hedefi az ilerideydi.. Küçük bir kulübe.. Etrafında hiç ev yoktu.. İçerideki insanlar soğuk ve açlıktan bitkin düşmüşlerdi.. Kara güçler evin çevresini sarmışlardı.. Ölümün hücrelerini etrafa yayarak bu yoksul aileyi korku ve çaresizlik içinde beklemeye zorluyorlardı..

  Bu zavallı insanların düşündüğü tek şey bir uğursuzluktu.. Yuvalarına çöken uğursuzluğu konuşuyorlardı.. Anne ağlıyordu.. Üç küçük çocuğu, yerde, ıslak döşemenin üstünde titreşiyorlardı.. Baba çaresizdi.. Mahsül donmuştu.. Ürün toplayamıyordu.. Ocakta pişen soğan çorbasının kokusu midesini alt üst ediyordu.. Üç koca gün soğan çorbası içmekten çocukların bağırsakları bozulmuştu.. Bir zamanlar sarı saçları omuzlarına dökülen pembe yanaklı karısının yerini alan iskelet yığını kadına baktı.. Açlıktan yüzündeki kemikler belirmiş, gözleri portlamıştı.. Kavurucu sıcaklarda bütün gün ürün toplamaktan yanıklaşan yüzü çillerle doluydu..

  Üçüzler yerlerde sürünürken, karısı ağlıyordu.. Günlerdir biriktirdiği yaşlar gözlerinden akarken vücudu sarsılıyordu.. Pislik, açlık ve soğuk odayı sarmıştı.. Odanın fer köşesinde sanki sefaletin resmi çiziliyordu..

  Kurtarıcı kulübeye yaklaştı.. Botlarındaki çamurları yere vurup temizledikten sonra kapıya vurdu.. İlk anda içeriden hiçbir ses gelmedi.. Kurtarıcı bu zavallı insanların kendisinden korktuklarını anladı.. Kulübenin kırık penceresinden görünen bir erkek silüetinin kendisine baktığını gördü.. Yoksul adam daha önce hiç görmediği yabancıyı inceliyordu.. Kapıyı açmakta kararsız kaldı..

  Yoksul adam içeriden "kim o ..!" diye seslendi.. Kurtarıcı cevap verdi.. "Korkmayın.. açın kapıyı.. Size zarar vermem.."

  Yoksul adam kurtarıcının sesine güvendi.. İçten konuşuyordu.. Kapıyı açtı.. Kurtarıcı paltosundaki karları temizleyerek odaya girdi.. Yoksul adam, oturması için yabancıya yer gösterdi.. Soğuktan titreşmekte olan çocuklar yabancıdan korkup, odanın dört bir tarafına kaçıştılar.. Anne artık ağlamıyordu.. Oturduğu yerden kalkıp utangaç bir yüzle çocuklarını sakinleştirmeye çalıştı..

  Kurtarıcı odadaki eşyaları inceledi..Sönmekte olan sobaya, üç kırık sandalyeye, küçük masaya, yamalı sedire ve yağmur sularından ıslanan naylon döşemeye baktı.. Yoksul adam nezaket göstermek istiyordu.. Kurtarıcının karla kaplanmış paltosunu alıp, yamalı sedirin üstüne koydu.. Kadın çocuklarının birini kucağına almış, diğerlerine engel olamamıştı.. İki küçük çocuk masanın altına saklanmış meraklı bakışlarla yabancıyı seyrediyorlardı..

  Kurtarıcı bu zavallı insanların haline son kez bakıp, düşünce aktarımını başlattı.. Yoksul adamın gözlerinin önünde ışıklar belirdi.. Beyninde sanki şimşekler çakıyordu.. Dentritler, kurtarıcıdan alınan bilgileri komşu nöronlara iletiyorlardı... Aksonlar ise alınan bilgileri uzaktaki sinir hücrelerine aktarıyorlardı.. Yoksul adamın beyni zonklamaya devam ediyordu.. Düşünce aktarımı bittiğinde, yoksul adamın gözlerinin önünde görüntüler belirmeye başladı.. Bu görüntüler sanki canlı gibiydi..

  Yoksul adam odayı ısıtmak istiyordu.. Beynindeki ısıyı, odadaki havanın hücrelerine aktardı.. Ve odadaki soğuk hava bir anda yokoldu.. Yoksul adam, ikinci kez , ihtiyacı olan işi bulmak istedi.. Aniden beyninde değişik görüntüler gidip gelmeye başladı.. Yoksul adam çalışmak istediği işi bulunca görüntüyü dondurdu.. Bu iş tam ona göreydi.. Üstelik kasabaya çok yakındı..

  Yoksul adam, istekleri gerçekleşince beynindeki görüntüleri uzaklaştırdı.. Normal haline geri döndüğünde şaşkınlıkla yabancıya baktı.. Yoksul adam değişmişti.. Düşüncelerini kullanarak her istediğini gerçekleştirebiliyordu.. Beynindeki bu ani değişim eve yeni gelen yabancı yüzünden olmuştu.. Yoksul adam yabancıya sorular sormak istiyordu.. Bunu nasıl yapmıştı..?

  Kurtarıcı, yoksul adamın düşüncelerini okudu ve gitme zamanının geldiğini anladı.. Görüntüsünü yoketme işlemine geçti.. Kurtarıcı bir-iki saniye içinde buharlaşarak yokoldu..

  Yoksul adam ve karısının gözleri, şaşkınlıktan yerinden fırlayacakmış gibi oldu.. İkisi de aniden yokolan adamın bıraktığı boşluğa bakarak donup kalmışlardı..

  Kurtarıcı bu defa, bir apartmana doğru yol alıyordu.. Görevi, intihar etmek isteyen bir gencin düşüncelerini değiştirmekti.....?

 

II.

  Kurtarıcı intihar etmek isteyen gencin evine doıru ilerliyordu.. Saat 2'ye yaklaşıyordu..

  İntihar etmek isteyen gencin adı Burak'tı.. Burak, öldürücü hapları çalışma masasının üstüne koymuş düşünüyordu.. Son bir sene içinde herşey çok kötü gitmişti.. Önce annesiyle babası ayrılmış, üniversite sınavını kazanamamış ve çok sevdiği kız arkadaşı onu terketmişti.. Hayatı bir karabasan olmuştu.. Yaşamak istemiyordu.. Artık ölümü tek çare olarak görüyordu..

  Kurtarıcı bunaltıcı sıcağa aldırış etmeden yürüyordu.. Karanlık sokaklarda sarhoşlar nara atıyor, tehlikeler kol geziyordu.. Kurtarıcı yeni programının görüntülerini kontrol etti. Görüntüleri dondurdu.. Yeniden düzenledi.. Burak'ın oturduğu dairenin kapısının önünde kısa bir süre bekledi..

  Zile bastı.. Içerden hiçbir ses gelmedi.. Kurtarıcı, Burak'ın ölmediğini biliyordu.. Burak, aldığı hapların etkisiyle uyku konumuna geçmişti.. Kurtarıcı gözlerindeki enerjiyi kapının kilidine yansıttı. Daire kapısı sonunu kadar açıldı.. Kurtarıcı içeri girdi. Burak'ın başı masanın üstüne düşmüş ve uyku konumuna geçmişti..

  Kurtarıcı düşünce aktarımına başladı.. Burak'ın uyumukta olan beyin hücrelerine yeni düşünceler aktarmaya başladı.. Burak uyanmaya başladı.. Ne olduğunu anlamaya çalıştı.. Tam olarak kendine gelememişti. Ikinci bir düşünce aktarımından sonra, Burak kendine geldi..

  Burak kurtarıcıya baktı.. Sanki bütün düşünceleri değişmişti.. Kurtarıcı Burak'ın düşüncelerini okudu.. Ve yeni görüntü düşüncelerini Burak'ın beyin hücrelerine aktardı.. Burak beynine doluşan görüntüleri çözmeye çalıştı.. Görüntüler ona çok güzel şeyler anlatıyordu. Üniversite sınavını kazanıyor ve istediği bölüme giriyordu.. Ayrıca artık ayaklarının üstünde duruyor ve bunalıma girmiyordu..

  Burak bu görüntülerdeki kendini çok beğendi.. Beyni öyle bir hızla çalışıyordu ki anlayamadı.. Artık beyin kapasitesi öyle artmıştı ki düşündüğü herşey hemen gerçekleşiyordu..

  Beynindeki bu ani değişimin nedenini anlayamadı.. Karşısında oturan bu adam kimdi..? Onu tanımııyordu. Neden böylesine değişmişti..?

  Kurtarıcı Burak'ın beynindeki soruları okudu.. Artık görüntüsünü yoketme işleminin vaktinin geldiğine karar verdi.. Kurtarıcı görüntüsünü yokederek kayboldu.. Burak gözlerinin önünde aniden yokolan adamın bıraktığı boşluğa şaşkınlıkla bakakaldı..

  Kurtarıcı kararlı adımlarlı yeni görevine doğru ilerliyordu.. Yeni görevi uyuşturucu bağımlısı olan bir genç kıza yardım etmekti..

 

III.

  Jale korkuyordu.. O da arkadaşları gibi pis bir tuvalet köşesinde elinde şırınga, ağzında köpükler ölüp gitmekten çok korkuyordu.. Yinede uyuşturucunun dozunu her geçen gün daha çok artıyordu.. Artık vücudunun isteklerine karşı koyamıyordu.. Ailesinin hiçbirşeyden haberi yoktu.. Karanlık bar köşelerine, loş sokak aralarına, çöp yığınlarının kenarlarına bir-iki arkadaş toplanıp, uyuşturucunun sahte mutluluğuna kendilerini kaptırıyorlardı..

  Jale'nin vücudu tükenmişti.. Artık krizleri iyice sıklaşmış ve ailesinin durumunu öğrenmesinden korkuyordu.. O akşam geç saatlerde odasında oturmuş düşünüyordu.. Şaşkındı.. Çaresizdi..

  Kurtarıcı düşünce ekranından Jale'nin görüntüsünü bir-iki kez gözden geçirdi.. Kızın vücudundaki uyuşturucudan iyice yıpranmış hücrelerin durumunu kontrol etti.. Kurtarıcı, son büyük krizden sonra Jale'nin öleceğini biliyordu.. Görev yerine doğru ilerlerken, Jale'yi uyuşturucu batağından kurtarmak için yapması gereken işlemleri tekrar sıraya koydu..

  Önce, Jale'nin hafızasını temizleyecek ve sonra beynine yeni düşünceler yükleyecekti..

  Kurtarıcı adımlarını sıklaştırdı.. Uçuş işlemine geçip zamanı hızlandırması gerekiyordu.. Fakat sokak çetelerini hesaba katmamıştı.. Loş bir sokak arasında ilerlerken, bir elinde sustalı ve diğer elinde zincie sallayan, kızılderelileri andıran yüzü boyalı bir genç yolunu kesti.. Bu tuhaf bakışlı genç, önce yere kusarcasına tükürdü ve sonra zinciri kurtarıcının üstüne doğru sallamaya başladı.. Kurtarıcı düşünce ekranında bu acayip genci yoketme işlemlerini gözden geçirirken bir anda aynı görünüşte 5 genç daha ortaya çıktı.. Kurtarıcı bir sokak çetesiyle karşı karşıya olduğunu anladı.. Gençler ellerindeki zincirler ve sustalılarla oynayarak sırıtıyor ve kurtarıcının çevresinde dönüyorlardı..

  Bir-iki dakika sonra zincirler kurtarıcının vücudunda metalik sesler çıkartıyordu.. Kurtarıcının her darbeye dayanıklı beden yapısı zincirlerin etkisini yokediyordu.. Sokak çetesindeki gençler kısa bir süre sonra zincirleri savurmayı bırakıp şaşkın-şaşkın bakmaya başladılar.. Kurtarıcı, gençlerin kendisinden korktuğunu anladı ve görüntüsünü yoketme işlemine geçti..

  Sokak çetesindeki gençler şaşkınlıkla kurtarıcının kaybolarak bıraktığı boşluğa şaşkınlıkla bakakaldılar..

  Kurtarıcı bir-iki saniye içinde Jale'nin daire kapısının önüne gelmişti.. Zile bastı.. İlk anda içeriden hiçbir ses gelmedi. Jale vücuduna uyuşturucu zerketmek için kol damarlarını araştırmaya öylesine dalıp gitmişti ki zilin sesini duymadı.. Kurtarıcı, kapının kilidine gözlerindeki enerjiyi yöneltti.. Jale, daire kapısının açıldığını farketmedi.. O sırada kolundaki uygun damarı bulmuş ve uyuşturucuyu damarına zerkediyordu.. Jale bir-iki dakika içinde son büyük krize (ölüm krizine) girecekti.. Kurtarıcı bu gerçeği biliyordu ve harekete geçti..

  Jale'nin damarlarında akıp giden sıvı beyin hücrelerini yavaş-yavaş uyuşturuyordu.. Jale iyice kendinden geçmişti..

  Kurtarıcı, önce Jale'nin hafızasını temizleme işlemine geçti ve beynindeki uyuşturucuyla ilgili tüm anılarını temizledi.. Sonra, Jale'nin vücudundaki uyuşturucudan yokolup gitmeye başlayan ölü hücreleri canlandırdı.. Ve son olarak, Jale'nin beynine, ailesiyle birlikte geçirdiği güzel anıları tekrar yerleştirdi.. Kurtarıcı, işlemin bittiğini biliyordu fakat Jale'nin yanından ayrılamıyordu.. Jale, mavi gözleri ve sarı saçlarıyla öylesine güzel bir kızdı ki, kurtarıcı bakışlarını ondan ayıramıyordu.. Jale ona çok etkileyici gelmişti..

  Kurtarıcı kıza bakmaya devam ederken, Jale adeta bir rüyadan uyanmışçasına kendine geldi.. Jale'nin beyninde kıvılcımlar çakıyordu.. O yepyeni bir kız olmuştu artık.. Jale oturduğu yerden kalkıp ders çalışmak için çalışma masasına yönelmişti ki kendisine bakmakta olan kurtarıcıyı görerek şaşırdı.. Üstelik kolunda tuhaf bir lastik parçası ve yanında bir şırınga vardı.. Jale kurtarıcıya baktı ve olup bitenleri anlamaya çalıştı.. Fakat bu duruma bir anlam vermekte zorlanıyordu..

  Kurtarıcı, Jale'nin düşüncelerini okudu ve görüntüsünü yoketme zamanının geldiğine karar verdi.. Fakat önce, Jale'nin odasındaki tüm uyuşturucu malzemelerini yoketti.. Jale ise kurtarıcıya bakmaya devam ediyordu..

  Kurtarıcı artık gitmesinin gerektiğini biliyordu, fakat kıza bakmaktan kendini alamıyordu.. Jale, ona soru sormaya hazırlanıyordu.. Kurtarıcı, tekrar, başka bir zaman diliminde, Jale'yi mutlaka görmeye gelecekti.. Bu güzel düşünceyle görüntüsünü bir anda yoketti..

  Jale zonklayan beynine ve kurtarıcının bıraktığı boşluğa şaşkınlıkla bakakaldı.. Az önce odasında neler olup bitmişti..? Bu sorusunu cevaplayamadı ama kendisini garip bir şekilde mutlu hissediyordu.. Jale olanlara bir anlam vermeye çalışırken, kurtarıcı ise, Jale'nin görüntüsünü düşünce ekranında canlandırmaya devam ederek, yeni görevine doğru ilerliyordu..

  Kurtarıcının bu görevi çok zordu.. Çünkü bu defa, koca bir ülkeyi, gizemli bir yaratığın istilasından kurtarmaya çalışacaktı.. Nereden geldiği belli olmayan yaratığın saldırılarından halk ürkmüş evlerinden çıkamaz olmuşlardı.. Kurtarıcı, yaratığın yoketmeye çalıştığı ülke topraklarına doğru ilerlerken düşünce ekranında hala, Jale'nin o güzel görüntüsünü canlandırmaya devam ediyordu..

  Bu zor görevi bittiğinde, kurtarıcı, Jale'nin yanına geri döneceğini düşünerek gülümsedi..

  Kurtarıcıyı bu defa öylesine esrarlı olaylar bekliyordu ki düşünce ekranında çoğu görünmüyordu.. Çünkü bu defa, korkunç güçleri olan, gizemli bir yaratık onu bekliyordu...?

 

IV. (Kayip Ülke)

  Kurtarıcı, istila altındaki ülkeye doğru ışık hızıyla yol alıyordu.. Manyetik bulutlardaki siyah hava kütlesi kurtarıcıyı iterek döndürüyor ve sanki bir hortum gibi içine alarak ilerlemesini sağlıyordu.. Kurtarıcının zaman yolu yerine manyetik bulutları tercih etmesinin sebebi yaratığa karşı alınan özel bir tedbirdi.

  Yaratığın inanılmaz etkili bir zaman alanı vardı.. Ve bu alanı ülke halkını yoketmekte kullanıyordu. Yaratık bu zaman alanını kullanarak ülkeyi gizliyor ve kaybolmasını sağlıyordu.. Diğer ülkelerdeki insanlar, yeryüzünden aniden silinen kayıp ülkeyi çok merak ediyorlardı.. Kayıp ülke, aniden nasıl kaybolmuştu..? Neredeydi..? Bu soruların cevabı yaratığın zaman alanında gizliydi.. Yaratık zaman alanını kalın bir sis tabakası haline getirerek ülkenin görünmesini engelliyor ve gizliyordu.. Manyetik bulutlar kurtarıcıyı ülke topraklarına ışınladı.. Kurtarıcı yere indiğinde, yaratık tarafından darmadağın edilmiş çevreye iyice gözattı.

  Boş kalan sokaklarda iskeleti çıkmış sokak köpeklerinden başka kimse kalmamıştı. Kurtarıcı düşünce ekranında yaratığın gizlendiği yeri bulmaya çalıştı. Fakat tüm çabalarına rağmen siyah nokta kümelerinden başka birşey göremedi. Yaratık zamanın hücrelerine saklanmıştı. Kurtarıcı, yaratığın zaman alanını delmeye karar verdi. Beynindeki ışın enerjisini zamanın hücrelerine göndererek bekledi. Birinci denemesi başarısız olmuştu. İkinci ve üçüncü denemelerden sonra yeşil bir ışın demeti gördü. Bu yeşil ışın demeti top gibi yuvarlanıyor ve çok değişik şekillere giriyordu.

  Kurtarıcı , yaratığın girdiği şekillerden hiçbirini tam olarak tanımlayamadı. Bu şekiller geometrik ışın demetleriydi. Kareler-üçgenler-dikdörtgenler-daireler zamanın hücrelerinde ilerleyerek değişik bölgelere gidiyor ve oradaki insanları korkunç yöntemlerle yokediyordu. Kurtarıcı bu geometrik şekillerin altındaki gerçek yüzü merak etti. Yaratığın yüzünü bulmakta kararlıydı.

  Kurtarıcı geometrik şekillerin hareketsiz kalma vaktine kadar bekleyecekti. İşte o zaman yaratığın dinlenme zamanı gelecek ve gerçek yüzü ortaya çıkacaktı elbet.. Kurtarıcı, yaratığın hareketsiz kalma vaktini beklerken, ülke halkını korumak için etkili bir manyetik alan oluşturmaya başladı.. İşlem bittiğinde, manyetik koruma alanı tüm ülkeyi sarmış ve insanlar yaratığın korkunç güçlerinden kısa bir süre kurtulmuşlardı.. Yaratık, istilalarına devam edemediğini anladığında kurtarıcıyı aramaya ! başlayacaktı. Kurtarıcı bekliyordu.. Yaratığın kendisini bulmasını ve güçlerinin karşılaşmasını bekliyordu..

  Kurtarıcı, üç küçük çocuğun soğuktan donmakta olduğu tahta bir barınağa doğru ilerledi. Küçük çocukları donarak ölmekten kurtaracak ve diğer evleri de tek tek dolaşacaktı. Yaratığın istilasından barınaklara sığınan insanlar açlık, soğuk ve korkudan ölmek üzereydiler.. Kurtarıcı düşünce ekranında tüm ülke insanlarının tek-tek yerlerini belirledikten sonra güçlerini kullanarak onları kurtarmaya başladı. Ölümden dönen insanlar kurtarıcıya dua ediyorlardı.. Kısa zamanda ülke sokaklarında bir kıpırdayış - canlanma meydana geldi.. İnsanlar, artık, yaratıktan korunduklarını biliyorlardı. Kurtarıcıya minnetlerini sunmak için ne yapacaklarını şaşırıyorlardı. Kurtarıcı kendisine verilen hediyeleri kabul etmiyordu ama gelişmelerden oldukça memnundu. Kurtarıcı bekliyordu..!

  Yaratığın onu bulmasını bekliyordu.. İnsanları kurtarıyor.. Ülkeyi eski haline getirmeye çalışıyor... Ve bekliyordu.. Yaratık gerçek yüzünü ne zaman gösterecekti..?